Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Aslı: İştahlı Olmak ya da Olmamak

Büyürken, annem bana yemek masasında sürekli “hayatımda hiç kıskançlık yapmadım ama yiyen çocukların annelerini kıskanıyorum” derdi. Açıkçası o zamanlar bir kulağımdan giren ve diğerinden aynı hızla çıkan bu sözün üzerinde hiç durmazdım, nede olsa ben yemek yiyordum! Her gece sade makarna, köfte ve yoğurt olsa bile… Hatta ve de hatta haftada bir domates bile yediğim oluyordu.

Gençlik yıllarıma kadar asla bisküvi, kurabiye, poğaça, kola, şekerleme vs gibi bilumum abur cuburun tadını bilmedim. Hiç bir zaman diğer çocuklar gibi “anne çok acıktım, ne yiyeceğiz” diye sormadım. Annemin özenle “belki yer” diye önüme getirdiği ballı ekmekler, kurabiyeler, soyulup, dilimlenmiş meyveler hala gözümün önünde. Ne yazık ki hiçbirini mideme indirmedim. Sabah kahvaltılarında bana tost veya ekmek reçel dışında bir şey yedirmek için babamla bir tek takla atmadıkları kalırdı. İştahsız bir çocuğa sahip olmanın anne ve babaya verdiği üzüntüyü tabiî ki çocuk aklımla anlamaz, sadece niye söylenip duruyorlar diye düşünürdüm.

Çok olmasa da ne yazık ki hala yemek seçerim, bisküvi, kurabiye, muhallebi, şekerlemelerden hala hoşlanmam (esasında bu iyi bir şey). Hoş eskisine nazaran çok büyük mesafe katettim. Sebze yemeklerini yiyip, tüm çorbaları içiyorum. Yemek yemeye de, yemek yapmaya da artık bayılıyorum ama ne yalan söyleyeyim çok sağlıklı olduğunu bilmeme rağmen bazı zeytinyağlılar (barbunya ve dolma hariç) ile aram hala pekiyi değil.

Acaba hep okuduğumuz gibi “çocuklarınıza sürekli yeni şeyler sunun, mümkün olduğunca değişik tatlara küçükken alıştırmaya çalışın, yemek zamanını bir işkence değil eğlence olarak yansıtın” gibi önerilerin ne kadar doğru ve gerçekçi olduğu konusunda endişe taşıyorum. Nedeni ise annem çok ama çok iyi bir ahçıdır, onun için eminim ki benim önüme sunduğu yiyecekler hep lezizdi. Yemek sunumu ise zaten şüphe götürmez bir şeydir, onun için elinden geldiğince sebzeleri, etleri, meyveleri bana cazip hale getirmeye çalıştığından da eminim. Ama işte iştahsız olunca iştahsız olunuyor, bir anne ne yaparsa yapsın.

Bunu nerden mi biliyorum, çünkü hayat tekerrürden ibarettir, geçen gün ailecek sabah kahvaltısı ederken halimize baktım; kızım Lara Oscar’lık bir gösteri sergileyerek benim küçüklüğümü oynuyor, ben annemi ve Selim de babamı. “Hadi kızım”, “Kızım konuşmada önündekini ye”, “Sadece nutella ekmek yiyerek nasıl büyüyeceksin bilmem”, “Kızım süt içmezsen boyun nasıl uzayacak”, “Kızım bir tadına baksan inan beğeneceksin”, “Allahım sen bana sabır ver” gibi söylenmelerde kulağıma son derece tanıdık geliyor. Yemek yapma konusunda iddalıyımdır, hani yemeklerimin tatları mı kötu acaba desem diye. Sunum derseniz, tamam itiraf ediyorum meyveleri keserek, yontarak çiçek haline getiremem, öyle bir yeteneğim yok ama sofram hep düzgündür, temizdir, her şey yerli yerindedir, hiçbir zamanda özensiz değildir ama yinede olmayınca olmuyor işte.

Kızım öyle iştahla yemek yemiyor, abur cubur da yemiyor. Miy miy miy bir vaziyette o tabağındaki yemekler bir o tarafa itiliyor bir bu tarafa… Çeşit derseniz, sağ olsun eşim acayip iştahlıdır (ki eskiden oda çok mızmızmış) ve bir gece yediği yemeği ertesi gece yemez onun için her gün farklı yemek hazırlanır bizim mutfakta. Yani sorun buda değil…

Tüm bu akşamları yaşadığımız pandomimde tek olumlu şey ailenin yeni üyesi Kayra. Kayra şimdilik benim mutfağımı yeniden sevmemin kaynağı oldu diyebilirim. Nazar değmesin ama şimdilik oğlum çok güzel yemek yiyor. Katı mamalara başladığı günden beri ne bulursa ne verilirse ağzına atıyor, hatta bazen kucağımdayken parmaklarını ağzımın içine sokup “acaba bir şeyler bulabilir miyim” diye kurcaladığı bile oluyor. Bezelyeler, fasulyeler, kabaklar, sebzeli köfteler hepsi silinip süpürülüyor… Eskiden de aynı şekilde pişiriyordum simdi de aynı, hatta eskiden daha özeniyordum, daha fazla zamanım vardı, simdi iki çocuk, ev, iş derken çoğu yemek çabuk çabuk alelacele yapılıyor… Ama yinede afiyetle mideye indiriliyor

Diyeceğim iştahsız çocuklara sahip anneler üzülmeyin, o yemek sofrasında tabağı alıp duvara fırlatmayı istemenin ne demek olduğunu çok iyi bilirim. Çocuğunuzun yememesi hiç de sizin suçunuz değil, acaba daha küçükken ekmekleri gemi haline getirseydim de sunsaydım, içine acaba sekerci koysaydım falan diye kendinizi de suçlamayın. Bu doğuştan; bazıları iştahlı oluyor bazıları iştahsız… Hem tünelin sonunda ışık da var, bakın bana o kadar yemeyen bir çocukken bile bu boya eriştim (ailenin en uzunuyumdur da) ve hemen hemen her şeyi yerim.

Aslı

2007-06-06
Bu yazı 1246 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin