Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Artık fark edin!

Ankara’daki Panora Alışveriş Merkezi restoranlarının birine ağız tadıyla yemek yemek üzere oturduk. Arka masaya sadece kadın ve küçük çocuklardan oluşan bir grup gelene kadar da bir şikayetimiz yoktu. Masadaki kadınlar daha mönüye bakmaya başlamadan sigaralarını çat çat yakıp önce diplerindeki küçücük çocukları sonrada biz dahil etraflarındaki insanları dumanlarına boğdular. Çocukların sigaranın hem dumanına, hem görüntüsüne maruz bırakıldığı manzaralara asla alışamadığım için söylenmelerimi yine durduramadım.

Bu şikayetlerimi her seferinde olduğu gibi Kaanın’da duyabileceği şekilde yaptım. Duymasını özellikle de istiyorum. Duysun ki çocukların yanında sigara içilmesinin ne kadar yanlış bir davranış olduğunu iyicene anlayıp, yanında sigara içmeye teşebbüs edenlere “içmeyin” diyebilen bir çocuk olsun.

Hergün sigara dumanına maruz kalan bir çocuk sigaralı hayatı normal olarak kabul edip, tepki vermeyi bilemiyor. Halbuki çocukların böyle bir konuda sözel ve davranışsal tepkileri, içinde birazcık çocuk sevgisi olan insanlarda gereken etkiyi yapıyor.

Hiç unutmuyorum seneler önce ablamın kızı daha küçücük bir kızken sigara tiryakisi babaannesine sürekli “çok kötü kokuyorsun, öpme beni” diye diye sigarayı bıraktırmıştı. O yaştaki bir çocuğun kocaman bir kadına hayati bir kararı aldırması demek ki mümkün olabiliyordu. Keşke her çocuk bir kişiye sigarayı bıraktırabilse...

Oğlumun yanındayken bu konunun altını çize çize konuşarak karşı tepkimi belirtiyor olmam onun sigara konusunda sıfır tolerans olması için sarf etmem gereken en minimum çaba. Benim, babasının tepkilerini duymak onu sigaranın ne kadar berbat birşey olduğu konusunda eğitiyor. Bıkıp usanmadan ona çocukların yanında sigara kullanımının ne kadar yanlış ve normal olmayan bir hareket olduğunu anlatıyorum. “Hiç kimsenin seni pis dumanıyla zehirlemeye hakkı yok, yanında biz olmasak bile bu konuda tepkini vermekten sakın kaçınma” demeye de devam edeceğim. Sigara ile ölümü, sigara ile zehirlenme ve zehirlemeyi, sigara ile leş kokuyu bağdaştırmasını bilecek. Umarım bu şekilde ileride bu illete de yaklaşmayacak. Bir anne olarak ben bu konuda gereken harcı seneler boyunca karacağım.

Gelgelelim son derece duyarsız bir toplumda yaşıyor olmamız işimizi kolaylaştırmayacak. Çocuklar restoranlarda, cafelerde, parklarda sigara dumanına maruz kalmaya devam edecekler. Taksiler bir önce inen insanların dumanı ile nefes alınamaz halde olmaya da devam edecek. Güzel çocukların ipek saçlarına, temiz kıyafetlerine pis duman kokusunun sinmesi biz bilinçli bir toplum olana kadar devam edecek. Ne yazık bilinçlenmenin eğitimle de düz orantılı olmadığının farkındayım. Hatta anne olmakla, anne olabilmek arasında da çok ince ama çok önemli bir fark var.

Bu anlamda çocuklarının yanında sigara içen annelere kızıyorum. Onları hiç ama hiç anlayamıyorum. Çocuklarının hayatına sigarayı birinci elden, anne referansı ile soktuklarının nasıl farkında olamıyorlar bilemiyorum.Yazık ki, bu anneler çocuklarının "annem içiyorsa iyidir, ben de içerim" diye düşünebileceklerini hesaplayamıyorlar. Yanında bebeği veya çocuğu varken sigara içen bir anneye bakın. Onlar çok fena bir manzaranın en kötüleri bence. Bu anneler çocuklarına nasıl bir miras bırakıyorlar?

Keza çocuklardan önce anne ve babaların konunun ciddiyetini kavrayabilmeleri açısından eğitilmeleri gerekiyor. Sigaralı yaşamın çocuk sağlığına olan kötü etkilerine karşılık sigarasız bir ev hayatının onların sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmeleri açısından önemini vurgulayan etkileyici bir kısa film çekilip televizyonlarda dönmesini öyle çok isterim ki... Evet biliyorum, özellikle çocuklar için dumansız hayatı teşvik eden bilinçlendirme amaçlı bir çalışma yapılmış, seyrediyorum ama yeterli bulmuyorum. Ben senaryosu olan sebep, sonuç ilşkisini en keskin dille anlatan bir eser ortaya çıkarılmasını bekliyorum.

Arka masamızdaki kadınlar sağ olsun, bu hafta içimden “çocukların yanında sigara içilmez, kimseye de içittirilmez” demek geldi.

Çocuklu ev dediğin leş değil, mis kokar. İşte size evinizi mis kokutacak nefis bir tarif.
Sağlıkla Kalın

Sosisli Batonlar
1 paket sosis
1 bardak yoğurt
1 bardak yağ (yarısı ayçiçek, yarısı eritilmiş tereyağı)
1 paket kabartma tozu
1 yumurta
3 bardak un
Tuz
3 yemek kaşığı süt
Susam

-Yağ, yoğurt ve yumurta ve süt iyice karıştırılır
-Un, kabartma tozu ve tuz eklenerek yoğurulur
-Hamur buzdolabında yarım saat kadar bekletilir
-Mandalina büyüklüğünde parçalar koparılıp, oklavayla yarım santim inceliğinde açılır
-Bütün sosislerin etrafına bu hamur dolanıp elle çubuk şekli verilir
-Sosisli çubukların üzerine yumurta sarısı sürülüp, susam serpiştirildikten sonra 180 derece fırında 15-20 dakika pişirilir.

*Küçük çocuk beslenmesinde sosis gibi şarküteri ürünlerinin yeri olmadığından bu tarifi ilkokul öncesi çocuklarınıza yaparken iç malzemesini patates püresi , havuç rendeli, beyaz peynirli harç veya uygun bulacağınız başka bir malzeme ile değiştirebilirsiniz.

2009-01-19
Bu yazı 1030 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin