Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Anneliğin Üç Hali

Geçmişe dönüp şöyle bir baktım ve gördüm ki ben anne olalıberi altı yıl su gibi akıp gitmiş, zaman gerçekten de Einstein'in dediği gibi esnek demek ki. Ve su demişken de düşünmeden edemedim, acaba anneliğin de katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç hali var mıdır ve hatta bu hallerin üçünü birden yaşadığımız kimi anlar da olmuyor mu zaman zaman diye..

Küçümen yavrumuzu anaokulunun kapısından içeri başka ve yabancı bir dünyaya ilk kez bir başına koyup da (katı hal), okulun sokağını bir baştan ötekine meczup gibi dolanırken salya sümük ağladığımız (sıvı hal) ve aksi gibi tam da o esnada su tesisatçısının dükkanında sigarasını tellendirirken dinlemekte olduðu "annesiiiniiin biir taaaanesiniiii hoor göörmeeesinleeer" türküsüne kulak misafiri olup "o bana güvenmişti, şu anda ne yapıyordur, Tanrım ben ne yaptım, büyük bir hataydı, hemen gidip onu oradan kurtarmalıyım" düşünceleri eşliğinde vicdan azabından buharlaşıp da uçmak istediğimiz (gaz hali), kalbimizin erir gibi olduğu (sıvı hali) ama dayandığımız (katı hal) ve akşam kavuşma anında o bize daha önce hiç olmadığı kadar sıkı sarıldığında ayaklarımızın adeta yerden kesildiği (gaz hali) hiç olmamış mıdır, olmuştur.

Annelik benzersizdir. Ama annelik anıları, tam olarak aynı olmasalar da başka annelerinkilerle bir noktada veya bir ötekinde benzerlik taşırlar, diğer anneler tarafından anlaşılabilirdirler ve çok güzellerdir. Annelerin diğer annelerden birşeyler duymaya her daim ihtiyaçları da vardır üstelik.

Ben, çiçeği burnunda bir anne olduğum, uykusuz geceler geçiriyor olmaktan dolayı gözlerimin altı mosmor, ama şerbetlerle muhallebilerle beslenmekten dolayı maşallah yanaklarım pespembe, tek kaşım alınmış, -ne zorluklarla uyumuş olan oğlumun odasının penceresinin altından sabah akşam bağıra bağıra geçmek suretiyle onu müteakip defalar tatlı uykusundan uyandıran domatesçiye duyduğum tarifsiz öfkeden dolayı mütemadiyen havada olan- diğer kaşım ise vakitsizlikten alınmamış halde oradan oraya koşturduğum günlerde, -ki o günlerde zaman pek de su gibi akıp geçiyormuş gibi gelmiyordu bana-, oğlumu güneşlensin diye pusetinde tıngır mıngır parka götürürken önünden geçtiğim otobüs durağında beklemekte olan ve hayatımda ilk kez gördüğüm yaşlı bir nine "Aman kızım ayaklarını kalın giyin südün (!) üşür böyle yaparsan südün şöyle olur şöyle yaparsan südün şöyle olur,süd süd süd.." dediğinde bunu bilmiyordum. (Oysa şimdiki aklımla görebiliyorum, o da bir anneydi, hem de çok uzun zamandır ve beni tanımıyordu ama olsun, doğru bildiklerini ve tecrübesini benimle paylaşıyordu..) Esasında ben o günlerde çok şey bildiğimi sanıyor ama hiçbirşey bilmiyordum. Bu, bugün de biraz böyle. Oğlum yirmi gün önce ilkokula başladı ve adaptasyon zorlukları yaşıyoruz, o doğduktan sonraki yirmi gün boyunca hep yanımda olup bana her anımda yardım eden ama yirmibirinci gün artık evine dönmesi gereken anneme, ilk kez başbaşa kaldığım bebeğim kucağımda pencereden el sallarken nasıl çaresiz ve şu koskoca dünyada yapayalnız hissettimse şimdi de aynı öyleyim. Zaman esnek ve bazen çok yavaş geçiyor. Diğerlerinden daha zor geçen günler elbette olacaktır, kimse kolay olacağını söylemedi, ama bir reklamda (gerçi bir margarin reklamıydı o, ama olsun) dendiği gibi, "O minik şeyler bundan bilmem şu kadar gün sonra diplomalarını alırken bize bakarak "Herşeyimi ona borçluyum" diyecekler. Kalbimizi şimdiden buna hazırlasak iyi olur" gerçekten de.

Geriye dönüp baktığımızda güleceğimiz anılar ve "vayy, ne de çabuk geçmiş" diyebileceğimiz zamanlar biriktirmek dileklerimle.

Nazlım

2006-12-10
Bu yazı 1131 kere okunmuştur.

pistbonepistbone

Nazlım kalemine sağlık sabah sabah gözlerim doldu..hoş ben daha okul avermedim oğlumu ama vereceğim pek tabii:=)) ve zaman çok hızlı geçiyor.

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin