Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Anneler de Söz Dinler!

Evlilik zor. İki farklı insanın yaşamlarını birleştirip, asgari müşterekte anlaşmayı öğrenmesi hem zaman alıyor, hem de emek istiyor. Bir de eşiniz yabancı ise bunları ikiyle çarpın. Kolay gelsin!. Aşkın gözlerinizi şaşı ettiği flört devrenizde hiç umursamadığınız kültür farkları sonra bir bir ortaya dökülüyor. Çocuk, evliliği pekiştiriyor şüphesiz. Onlar doğduktan sonra eşler arasında mutabakata varmaya çalıştığınız konularda müthiş bir artış oluyor. 'Senin dediğin' , 'benim dediğim' çok daha ciddi platformlarda tartışılır oluyor, sonuçta alınacak karar çocuğunuzun iyiliği için...

Oğlumuzla ilgili konular bizde de ufak sürtüşmeler yaratıyordu. Alexander Kaan'ı henüz üç aylıkken odamızdan kendi odasına transfer ettiğimizde, doktorunun söylediklerine paralel olarak eşim "ağlar ağlamaz hemen yanına koşma, kendi kendine uykuya dalmasını öğrensin, uyku düzeninin oluşmasına biz de böyle yardımcı olacağız" demişti. Anneliğe yeni başlamış, duygu patlaması içinde olan ben duruma içerlemis, "bebeğimi neden ağlatacakmışım" diyerek her ağladığında kendimi top gibi yanına atmıştım. Bebeklerin sağlık problemi olmamasına rağmen sadece alışkanlık edindikleri için anneleri minik parmaklarında fırıldak gibi döndürebileceklerini o sıra idrak edemediğimden sonuç benim açımdan vurucu oldu. Tüm çabalarıma rağmen oğlum bir buçuk sene boyunca geceleri en az iki-üç defa uyanıp beni yanına istedi. Saçlarımla oynayarak uyumayı alışkanlık edindiğinden küçük bey uykuya daldıktan sonra yolunmuş tavuk gibi oluyordum. Halbuki huzurlu gece uykuları bebeğin sonraki güne neşeli ve aktif başlaması için önemli bir yatırımdı. Mesuliyeti üzerime alan ben olduğumdan o kadar zaman gündüzleri fener gibi gezdim. Geceleri hiç değilse 5 saat kesintisiz uyuyabilmek en büyük özlemim olmuştu. Kaan düzenli uyku saatleri edindiğinde uykusuz geçen aylarıma iç geçirip, 'keşke, eşimi dinleseydim, biraz sabretseydim'den başka bir şey diyemez olmuştum. Şimdi soran olsa yeni bebekli annelere ilk tavsiyem 'ağlayınca hemen yanına koşmayın' olurdu, 'ben ettim siz etmeyin'...

İkinci mesele yemek yedirme yöntemi ile ilgiliydi. Yürümeye ve büyükler gibi beslenmeye başladıktan sonra 'yesin yesin çok yesin' diye bin bir türlü animasyonla her lokmayı ayakta oynayarak yediriyordum. Babası bizim bu kaçma kovalamaca şeklindeki yemek seanslarımızı şaşkınlıkla gözlemlemiş ve yemeye sandalyesinde başlayıp, sandalyesinde bitirmesi gerektiğini söylemişti. Ay ne vardı sanki, etrafımdaki herkes zaten böyle yediriyordu! O sıra tüm hedefim oğlumun karnının tam olarak doyduğundan emin olmak ve bir anlamda kendi egomu tatmin etmek olduğundan bu ikazlarını da (!) göz ardı edip bir süre daha dip köşe bucak yemek yedirmeye devam ettim. Kaan mama sandalyesine elektrikli sandalye gözüyle bakmaya başladığında ve hoplaya zıplaya yemek yemeye alıştığında artık fiziken kendimi yorgun hissediyordum. Buna bir son vermeli dediğimde ise eşimin "ben demiştim" diye söylenmesi, beklenen bir tepkiydi. Mama sandalyesine alıştırana kadar göbeğim çatır çatır çatladı. Kitaplar, dvdler, hikayeler derken oturarak yemek yenmeye başlandı. Top yine bende kalmıştı. Ee kendi düşen ağlamaz!

Hadi bu da bitti diyebilirsiniz ama bitmiyor işte. Üçüncü konu başlığı kendi kendine yemek yemesiydi.
-Şu sandalyeye otutturdun bırak kendi yemeye alışsın.
-Ya nasıl yesin küçücük çocuk, döke saça. Ben yediririm.
-Hep sen mi yedireceksin, nasıl ögrenecek?
-Herkes nasıl ögrendiysen, öyle...
-?
Kaan iki buçuk yaşında:
-Oğlum kaşığını şöyle daldır, yerken önüne bak lütfen
(kaşık uçuyor, yemekler saçının arasında)
-Ay bu kaşık, uçak değil, bak çatalını kullan istersen...
(çatalda yemekten başka herşeye batırılıyor, ayyy )
Miki fareli kaşık bıçak takımları işe yaramıyor. Ağız açmak otomatiğe bağlandı ya, elleri çalıştırmak zor geliyor küçük adama.
Şimdi Kaan üçbuçuk yaşında, artık bir zahmet kendi yiyor ama aradaki zamanda dinle dinleyebildigin kadar. Tabii alıştıran anne olarak kendi düşen biraz ağlamalı diye düşünüyorum...Dinle ki öğrenesin!

İlk çocuğunuzda haklı olarak içinizdeki coşkun annelik güdülerini frenlemeyi bilemiyorsunuz. Anneler ilk senelerde illa rasyonel düşünemeyebiliyor. Benim gibi ucunu kaçırdığınız konular olabilir. Etrafınızda, özellikle en yakınınızdakilerin sözlerini dikkate almak ve üzerilerinde düşünüp, uygulamaya koymak en iyisi. Eğer eşlerden biri uyutma, yedirme, şımartma vs. gibi konularda daha mantıklı bir yaklaşımdaysa o tarafa kayın. Kurallar çok katı olmadığı sürece yol gösterici olacaklardır. Çocuklarımız için her zaman baki kalacak sonsuz sevgimizi biraz disiplinle sarmalamak onların hayatlarında daha doğru başlangıçlar yapmalarına yardımcı olacaktır.

Onların herşeyi en önce bizlerden öğrendiği gerçeğini göz ardı etmeden, konu her ne olursa olsun başa çıkma ve kendi kendine yetme motivasyonlarını sağlayıp özgüvenlerini erkenden kazandırmayı hedef edinmeliyiz. Bunun için onlara gerekli fırsatları verip küçük bedenlerindeki büyük beyinlerini nasıl kullanabildiklerini ve becerileri nasıl kolaylıkla kazandıklarını zevkle gözlemleyebiliriz.


Bu yazı "Bebeğim ve Biz" dergisinin Haziran 2006 sayısında yayımlanmıştır.

2006-09-04
Bu yazı 1122 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin