Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Anne Şapkası

Biz annelerin diğer her şeyin ötesinde ortak bir yönümüz varsa o da hepimizin bir zaman için küçük birer kız çocuk olmuş olduğumuzdur.

O zamanlar biz çok kısaydık, hayat çok uzundu. Başımızı kaldırıp baktığımızda, şanslı olanlarımız oracıkta annemizi gördük. Ne güzel bir şapkası vardı, hiçbir ayrıntısını unutmayız, hani vişne çürüğü rengi, örgü, sağ tarafında da çikolata rengi, yine örgüden küçük zarif bir çiçeği vardı. Çiçeğin ortasında da lavanta rengi bir boncuk. Ne güzeldi. O mutfağında şarkı mırıldana mırıldana, büyük çocuğu peynirli, ortanca çocuğu kıymalı küçük olan da ıspanaklı seviyor diye, hiç üşenmeden üçte biri peynirli, üçte biri kıymalı, üçte biri de ıspanaklı börek yapadursun (ki bunu hayatta bir anneden başka kimse de yapmaz), sessizce odasına süzülüp o şapkayı takmışlığımız, aynaya bakmışlığımız, onda durduğu gibi durmadığını görüp içimizi çekmişliğimiz illa ki olmuştur. Bu, küçük bir kız oluşun başta gelen şartlarındandır.

Anneye ait olan onca şeyin arasından ben şapkayı seçtim, bir yere varmaya çalışıyorum çünkü, yoksa bu bazılarımız için onun topuklu ayakkabılarıydı, bazen kolyesi küpesi, ruju olabilirdi, çantası veya şalı…takarsak, giyersek, sürersek, bürünürsek onun gibi olacağımız hissine kapıldığımız, her defasında da "daha var, daha büyümek lazım" düşüncesi eşliğinde çıkartıp dikkatlice yerine koyduğumuz bir dolu şey arasından ben anne şapkasını seçtim. Çünkü hayatımızın bir noktasından itibaren bizler başımıza daha önceden takmış olduğumuz tüm şapkaların en tepesine bir de hiçbir şapkalara benzemeyen annelik şapkasını geçirdik ve onu ama öyle ama böyle, büyük bir sorumlulukla ama keyifli keyifli taşıyoruz. Yaz kış. 7/24.

O şapka düşse oradan, Allah saklasın kaybetsek, biz de kayboluruz. İster bilim kadını olalım, ister ev kadını, sanatçı, iş kadını, eş, yönetici olalım, ya da hayırsever, gönüllü, sporcu başka ne şapkalar takıyor olursak olalım şu hayatta onu taktığımız ana dek, ve onunla birlikte, annelik şapkası bir başkadır içlerinde, başlı başınadır, bizi sıcacık tutar fakat ağırdır da ve orada olduğunu bize hep hatırlatır.

Benimki tahmin edeceğiniz gibi vişne çürüğü rengidir, çikolata rengi bir de küçük çiçeği vardır sağ tarafında, onun da ortasında lavanta rengi bir boncuk…Tamamen gelişimsel ve hormonsal sebeplerden gözüme hiç hoş gözükmediği, demode bulduğum, asla takmam dediğim belli yaş dönemleri haricinde esasında hep bende de olmasını ve bana da öyle yakışmasını, başıma tam oturmasını arzu ettiğim şapka. Anne şapkası.

Yeri gelirse diğer tüm şapkalarımı çıkarabilir, son bir kez özleyeceğimi bile bile dokunup sonra yuvarlak kutularına koyabilir ve gözümün yaşına bakmadan dolaba kaldırabilirim, veyahut iyi taşıyabileceğine ikna olduğum ve güvendiğim bir kimseye bırakabilirim, ama bu şapkamı olmaz, bu başka.

Çocuğumuzun köftesini saatlerce inatla ağzında tutmaktan hatta hatta ağzında o varken uyumaktan vazgeçtiğini görmek bizi iş hayatında kazanmış olduğumuz en büyük başarıdan katbekat mutlu ettiğinde başımızda o şapka vardır, ve "yoo bayım, çamurlu ayakkabılarla olmaz" cümlesini söylerken cümlenin tamamen bize ait olmasına karşın ses tonumuzun neden aynı annemizinki gibi çıktığını açıklayan da yine o şapkadır. "Anne sözü dinler gibi masum" çocuk çok yok şimdilerde artık, nasıl başarıyorlardı bunu tek bir kaş hareketiyle, püf noktaları unutulmuş bir zanaat gibi bir şey bu bana kalırsa, ama eminim ki annelik şapkalarımızın bir yerlerinde sırrı, ipucu vardır. Da biz göremiyoruzdur. Aramaya devam edelim, oradan, bütün gün iş kadını şapkasıyla koşturduktan sonra eve gelip "onu askıya asıp" bir ana yemek, yanında da pilavı, bir zeytinyağlı sebze yemeği, salatası ve hatta tatlısıyla Montignac'ı çileden çıkaracak mükellef sofralar kurabilen annelerimizin sırları da çıkar, işyerindeki toplantıda çok kritik kararlar alınmaktayken düşünme baloncuğunda "buldumm, neden sütlacına minik ciğer parçaları katmıyorum ki, protein iştee, farkına bile varmaz akıllı bıdık, hayır çünkü yeterince et yemiyor inatçı keçi" cümleleri gezinenlerimizin sırları da, çünkü işte bu şapka, askıya asılamıyor.

Sizin anne şapkanız ne renk?
Ve küçük kızınız başını kaldırıp şapkanıza dikkatli dikkatli bakıyor mu ara sıra? Ne mutlu size!

2006-12-22
Bu yazı 1198 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin