Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Anne Köpek Alalım!

Kaan seneler boyunca “Anne köpek alalım” derken ona hayvan sahibi olmanın ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu anlatıp durdum. Çünkü ben köpek sahibi olmanın güzellikleri yanında zorluklarını da tatmıştım. Yurt dışında bana can yoldaşı olan, sevgi, ilgi, vicdan, sorumluluk ve paylaşım adına bir sürü şey öğreten Yumuk’la tam 17 seneyi paylaştım... Kaan doğduğunda Yumuk 10 yaşındaydı. Oğlum Yumuk’un son yedi senesinde hayvan sevgisini doya doya yaşadı. Geniş aileye sonradan katılan farklı cinslerde dört köpekle bu sevgiyi pekiştirdi. Onları doyurdu, gezdirdi, onlarla oynadı ama hiçbirine Yumuktan sonra “benim köpeğim” diyemedi. Köpeğin ona ait olması için evinde yaşaması gerekiyordu. Haklıydı!

Ama çocuk çok istiyor diye eve köpek alma fikri bana uygun değildi. Çocuğun hevesli olması kadar ailenin diğer bireylerinin de duruma istekli ve hazırlıklı olması gerekiyordu, zira esas sorumluluğu sırtlayacak olanlar büyüklerdi. Kısaca ben de hazır değildim...

Kaan’la pet sahibi olabilmeyi konuştuğumuzda gerçek hayvan sever olmanın sadece evde bakılana karşı değil ama sokaklarda ve doğada yaşayan tüm canlılara karşı duyarlı olmayı gerektirdiğini de anlatıyordum. Yaşam hakkından söz açıyorduk sık sık. İnsanların bir heves uğruna yavruları alıp sıkılınca bir eşya gibi nasıl da sokağa attıklarından, barınakların durumundan bahsettiğimde içinin acıdığını gözlerinden okuyordum. Hayvanlara karşı işlenen feci suçları ve ülkemizde bunların nasıl da karşılıksız kaldığı konularını hep filtre ettim, onun güzel dünyasını kötü insanların vicdansızlıkları ile kirletmek istemedim.

İşte hayvanları çok sevmem, onlara hak ettikleri kadar güzel bir yaşam verebilmenin sorumluluğunu otomatikman bana hissettiriyor, bu da köpek almaya direnmeme sebep oluşturuyordu. Yoksa hayatımı, evimi, zamanımı yeniden bir köpek ile paylaşmak fikri çok hoş, hayat felsefeme de çok uyumluydu. İçinde gerçek dost ve sevgi olan bu büyülü yaşamdan oğlumun da nasibini almasını nasıl istemezdim yoksa?

Ama Kaan köpek özleminden hiç vaz geçmedi! İstediği cins konusunda kendisini eğitti, kitaplardan ve videolardan Jack Russell’ları A’dan Z’ye öğrendi...
En sonunda geçen ay pes ettim. Bir akşam küçücük, sağlıklı bir bebek evimize geldi. Kaan bu sevimli kıza Jackie adını verdi.

Jackie aynı Kaan gibi akıllı, hareketli, yerinde duramayan bir bacaksız ... Bizlere, eve adaptasyonu süper hızlı oldu, kural ve komutların çoğunu yuttu... Bizim ona, onun bize olan sevgisi görülmeye değer, ama zannetmeyin ki şu an her şey harika... Zamana ihtiyacımız var az daha!

Evet, köpeğimiz inanamayacağınız kadar çok hareketli. Bir bakıyorum yanımda bir daha baktığımda evin ta öbür ucunda. Saksı çiçeklerimin dış yaprakları diş izleriyle dolu, topraklar yerde, yatağımın başucunda duran numaralı gözlüklerim her gün bir yere saklanıyor, Kaan’a çorap giydirmiyor. Hele boşta tuvalet kağıdı bulmasın tüm evi ruloyla birlikte dolanıyor. Sabahları servis gelecek diye acele ederken çocuğa botlarının bağcıklarını bağlatmıyor mesela, kemirdiği kitapları oldu. Karnı tok bile olsa biz yemek yerken ağlayıp lokmaları boğazımıza diziyor. Uykusu gelince kucağa çıkmak için her türlü maskaralığı yapıyor.

Köpek alma gibi süper önemli bir karar arifesine gelirseniz eğer; atlatılması gereken çiş-kaka dönemi, dağınık ev, eğitim gibi konular için sabırlı olmanız; yapılması gereken tonla aşı, rutin veteriner kontrolleri için bütçe oluşturmanız, onun hakkında okumak, onunla ilgilenmek, onu beslemek, gezdirmek, onunla oyun oynamak için zaman ayırmanız, onu dinamik ve mutlu kılmak için sonsuz ilgi ve sevgi vermeniz gerektiğini unutmayın.

Aman ev kirlendi, dağıldı, ay havladı, oy vikledi, yine mi veteriner, yine mi gezme, tüyü döküldü diye söylenecekseniz boş verin, köpek falan almayın. Çünkü o sizi o kadar sevecek ki evin içinde gölge misali peşinizi bırakmayacak, duşa girdiğinizde çık artık diye ağlayacak, kapalı kapıları sevmeyecek, aç şu kapıyı diye tırmalayacak, evde yalnız kalmayı protesto etmek için siz yokken havlayacak, onu götüremeyeceğiniz tatillerde bırakacak emin bir yer bulma telaşınız olacak... Eyvah diyorsanız, gerçekten boş verin... Hele “çocuğumuz istiyor, bakamazsak veririz” diyenlerdenseniz bu fikrin yanına bile yaklaşmayın. Hiçbir insanoğlunun bir hayvana ayrılık travmasını yaşatmasını anlayamıyor, bir canla dalga geçilmesine dayanamıyorum. Onlar süreli bir oyalama aracı asla değil. Eğer siz ve koşullarınız hazırsanız olur bu iş. Biraz çaba, biraz organizasyon, bilinç ve sevgi gerektiriyor o kadar. Karşılığı ise yazılamaz, yaşamanız lazım.

Çocuklarımızın jenerasyonun canlıların yaşam hakkına daha saygılı , bilinçli, duyarlı ve sevgi dolu olacağına inanıyorum. Evcil hayvanları sokaklara salan insanların yetiştirdiklerine inat benim ve benim gibi anne babaların yetiştirdikleri çocuklar büyüdüklerinde içinde yaşadıkları topluma bu konuda da nefes olacaklar.

Bize yeni hayatımızda bol şans dileyin.
 

Bebeğim ve Biz Mart 2012 sayısında yer almıştır

2012-02-27
Bu yazı 2045 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin