Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Ankaralı Annelere Duyrulur

Ankara’da gastro enterit salgınlarının olabileceğini su kesintilerinin başladığı yaz döneminde okumuştuk. Ben de Ağustos başında başımıza gelebileceklerle ilgili kaygılarımı “Su Yok” başlıklı yazımda anlatmıştım. Kesintiler devam etmedi ama barajlarda sıfır noktasına hızla ulaşmakta olan rezervler iyice kirlendi ve musluklardan kesinlikle içilmemesi gereken sular akmaya başladı. Bu sularda hastalıkları beraberinde getirdi. Beklenen bir şeydi. Birçok kaynak bunun böyle olacağını yazmıştı. Oldu!

İshal, kusma ve bazen de yüksek ateş ile ortaya çıkan; insanlara ağız yoluyla bulaşan bazı mikroplar ‘Gastro Enterit’ denen hastalıklara yol açıyorlar. Dizanteri, tifo, kolera gastro enterite örnek verilebilecek hastalıklardan. İşte birkaç aydan beri Ankara’nın acil servisleri bu hastalığa tutulmuş bir sürü insanla kaynıyor.

Gerçekten kaynıyor! Geçen hafta ben de gastro olduğumdan acil servise kendini, eşini, çocuğunu dar atan insanları gözümle gördüm. Sağlık personelinden olayın vahametini bizzat işittim. Durmayan ishal ve kusma sonucu vücudumun kaybettiği sıvı ve elektrolitler serumla yerine konulmaya çalışılırken, yattığım yerden gelen çocukları görüp, çok üzüldüm. Bin şükür ki oğluma bu hastalık yanaşmadı ama birçok çocuk bu hastalığa yakalandı, yakalanmakta…

Bizim evde musluk suyu zinhar içilmez, yemeğe hatta çaya bile kullanılmaz. Yıkanmadan hiçbir şey yenilmez. Kısaca musluktan akan su ancak ve sadece temizlemek ve temizlenmek için kullanılır. Ben bu gastro illetine nasıl tutuldum önce hayret ettim, sonra hafta sonu aile toplantısında dışarıdan getirtilen bir yemeğin tadına baktığımı hatırladım. Zaten bizim aileden beş yetişkinin aynı problemleri yaşaması da bunu kanıtlıyordu.

İshal ve kusma zaten rezil bir şey ama o karın ağrısı yok mu, insanı perişan ediyor. Bir günde kendinizi erimiş gibi hissediyorsunuz. Halsiz, yorgun, kolunuzu kaldıramaz duruma gelmeniz uzun sürmüyor. Yemek görünce içiniz fena oluyor, o ortamdan kaçmak istiyorsunuz. Verilen bir ilaç yoksa vücudun bu hastalıktan kurtulması en az üç gün! Ben kocaman yaşımla yataklık olduktan sonra o küçücük çocukların ne hale gelmiş olabileceklerini düşünmek bile istemiyorum.

Diyeceğim o ki; Ankaralı anneler lütfen dikkat edin, önlemlerinizi alın. Musluklardan kesinlikle su içirmeyin. Meyve ve sebzeleri sirke kattığınız su ile iyice yıkayın. Abartın; son durulamasını damacana suyu ile yapın. Yine abartın; çocukların dişlerini fırçaladıktan sonra ağızlarını iyi su ile çalkalatın. Duş aldırırken su yutmamaları için özel çaba sarf edin.

Bu hastalık mikroplu sulardan, yıkanmamış, pis yiyeceklerden bulaştığı gibi kirli ellerin ağza götürülmesiyle de bulaşıyor. Bu durumda çocukların ellerini yıkamak daha da önem kazanıyor. Sokaktan geldikten ya da tuvaleti kullandıktan sonra çocukların ellerini iyice yıkayın. Bu aralar evde dezenfektanları, mikrop kırıcı bilumum temizlik malzemelerini bulundurun, kullanın. Çocuklarınızla dışarı çıktığınızda anti bakteriyel temizleme jellerinin (Pürel)küçük boylarını çantanıza alıp, gereken durumlarda kullanmayı alışkanlık haline getirin.

Allah korusun, ola ki karın ağrısı, ishal, kusma şikayetleri başlarsa ateş çıkmasını beklemeden hastaneye gidin. Gerekli tahlilleri yaptırın. Kafanıza göre teşhis, tedavi yapıp, geçer demeyin. Özellikle çocuklar için ne gerektiğine siz karar vermeyin. Bakın çoğu vakada serum takmayı uygun görüyor doktorlar.

Ev tedavisinde beslenme büyük önem taşıyor. Kaybedilen sıvının geri alınması için bol miktarda su içmek gerekiyor. Meyvelerden muz ve şeftali hem peklik kazandırma özellikleri, hem de vitamin, mineral içeriğiyle durum için en uygun seçenekler. Bunların dışında yağsız makarna, pilav, haşlama tavuk, yoğurt çorbası, közlenmiş patates toparlanmaya yardımcı olan yiyeceklerin en başta gelenleri arasında.

Umarım bunları sadece bilgilenme anlamında okur ama hiç birini yaşayıp, uygulamak durumunda kalmazsınız. Ama bilin ki, durum duyulanlardan daha kötü.

Aşağıda Güven Hastanesi Diyet Hizmetleri Bölümünün diyare (ishal) halinde önerdiği beslenme programını yazıyorum. Dilerdim ki, bayram arifesinde güzel bir tatlı tarifi yazayım ancak ciddiye alınması gereken bu salgın durumuna dikkat çekmek bayram tatlısından çok daha önemli. Sağlıklı, huzurlu, bol kavuşmalı, hoş sohbetli, bereketli, çok neşeli bir bayram diliyorum hepinize.

Ağzınızın tadı bol şekerli olsun, çocuklar hep bayram sevinci ile yaşasınlar ve keşke hiç ama hiç hasta olmasalar…

Sevgilerimle

Zümrüt
zumrut.yb@yiyorumbuyuyorum.com

*Örnek Beslenme Programı

Sabah:
Çay (açık, şekersiz)
Az yağlı, tuzlu peynir veya bir haşlanmış yumurta
1-2 dilim beyaz ekmek

Kuşluk
Kabuksuz taze şeftali veya elma

Öğlen
Yağsız çorbalar (yayla, pirinç, şehriye)
Haşlama tavuk (susuz ve derisiz)
Pirinç pilavı (yağsız)
1 kase yoğurt (kaymaksız)
1-2 dilim beyaz ekmek

İkindi
Tuzlu ayran, Kepeksiz Etimek

Akşam
Yağsız çorbalar (yayla, pirinç, şehriye)
Izgara tavuk, köfte, et/haşlanmış patates
Yağsız makarna
1 kase yoğurt (kaymaksız)
1-2 dilim beyaz ekmek

Gece
Kabuksuz taze şeftali veya muz

www.guven.com.tr

2007-10-10
Bu yazı 1128 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin