Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Akşama Ne Yemek Var Anne?

"Anne, bu akşam ne yiyeceğiz?" Çocukları okuldan aldıktan sonra bana yöneltilen ilk sorudur. Çoğu zaman hazır bir cevabım vardır ama bazen de (kendi kendime bütün gün ne pişirsem acaba diye düşünüp bir cevap bulamamış olduğumdan ) “bilmiyorum, daha düşünemedim bir şey, siz ne yemek istersiniz bugün?" diye ben onlara sorarım.

Biri "sushi istiyorum" der, diğeri "hayır, Hint mutfağından bir şeyler yiyelim"... Sırasıyla İtalyan, Tayland, Vietnam, Malezya, Meksika mutfaklarından fikirler havada uçuşur. En sonunda bir şeyde karar kılınıp ya dışarıda yenilir ya da ben o çeşidi evde pişiririm.

Yaklaşık bir ay evvel fark ettim ki çocuklarım hiç bir zaman Türk mutfağından bir yemek talep etmiyor. Tamam, gelip "Anne bize kıymalı fasulye pişirsene" demelerini beklemiyorum ama sık olmasa bile bizim mutfaktan bir şeyler isteseler ne güzel olurdu diye de düşünmeden edemiyorum... Türk mutfağını sevdirmeyi kafama koydum, bu konunun peşini bırakmamaya kararlıyım!

Yine bir akşam yemeği konusu açıldığında merak içindeki Lara'ya Türk mutfağının dünya mutfakları arasında ilk üçün içinde sayıldığını, Çin ve Fransız mutfağı ile birlikte en zengin çeşide sahip olduğunu anlattım.

Lara'da karşılığında; "emin misin? Alışveriş merkezlerinin yemek bölümlerinde gezerken ben sadece döner görüyorum" dedi. Şöyle bir düşününce haklı olduğuna karar verdim. Etrafta sadece dönerciler var ve bu ülkede kuyruk yağı bulunmadığı için de o dönerin tadı bile bizim alıştığımız döner tadından çok farklı. On bir senedir burada yaşıyorum daha düzgün bir iskender yiyebildiğim vaki değil. Dolayısıyla çocuklar daha tadını bile bilmiyorlar. Eminim etrafta aynen Lara gibi Türk mutfağının sadece döner ve baklavadan ibaret olduğunu varsayan bir sürü insan vardır. Ne kadar acı değil mi?

Özellikle Hint yemeklerinin satıldığı yerleri gezerken hep "şurada bizim pilav üstü kuru olsa veya nohut pilav olsa nasıl da satılır" der dururum. Hakikaten de öyle. Daha da öyle aklıma gelmeyen Avusturalyalıların damak tadına uyan bir sürü yemek çeşidi vardır . Sanırım problem bizim tanıtımımızı düzgün yapamıyor olmamız!

Hoş, çok sevdiğimiz bir arkadaşımız bir kaç sene önce Osmanlı mutfağını Avusturalyalı damak tadı ile birleştirip bir sentez yaratarak çok güzel bir Türk yemekleri lokantası açtı. Çok başarılı! Bizim de tüm rakı ve meze ihtiyacımızı (bunlar bir ihtiyaçtır ne de olsa) gideriyor ama tabi rakı ve meze için Lara'nın yaşı daha küçük:) Ama bakıyorum bir sürü yabancı müşteri lokantaya bayılıyor. Daha evvel Türkiye'ye gidip görmüş olanlar gayet güzel rakılarını da içiyorlar, yemeklerini de yiyorlar. Demek ki belli bir kısım Türk mutfağını oldukça iyi tanıyor. Neyse artık Lara bir 18 yaşına gelsin onunla güzel bir Türk mutfağı gezisi yapacağım. Karadeniz bölgesinde hamsili yemeklerle başlayıp, Ege bölgesinin zeytinyağlıları ile devam edecek, Güney Doğu'da envayi çeşit kebap ile bitireceğim. Bakalım ondan sonra başka bir ülke mutfağının yemeklerini ağzına alıyor mu ?

Normalde Japon mutfağından bir örnek verecektim ama ev halkının ¾’ü yatak döşek yattığı için aklıma gelen tek şey tavuk suyuna şehriye çorbası. Gerçi onu da biraz değiştirdim...

İlk önce bir kaç ince kesilmiş taze soğan kavrulur, içine rende havuç ilave edilir. Tavuk suyu ve didiklenmiş tavuk konup kaynamaya bırakılır. Kaynayınca içine vermicelli konur (Çin makarnası gibi pirinçten yapılmış şehriye) ve mısır atılır. Terbiye yapılmak istenirse içine iki veya üç kaşık hindistan cevizi kreması ile limon suyu karıştırılıp ilave edilir.

Afiyet olsun.
 

2012-03-28
Bu yazı 3016 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin