Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Akşam Kahvaltısı

Benim gibi her gün taze yemek yapma takıntısı olan bir insansanız, bir de üstüne çalışıyorsanız iş çıkışı eve vardığınızda çılgın bir yemek telaşına düşüyorsunuz demektir. Ben dolapta beklemiş yemeği sevmiyor, yedirmiyor, bu yüzden de her gün bu telaşı yeni baştan yaşıyorum.

Erken sayılabilecek bir saatte akşam yemeği yediğimiz için sofraya gelecek her yemek yapımı kolay, pişmesi hızlı bir çeşit oluyor. Ön hazırlık yoksa karnıyarık yiyemiyoruz mesela, ya da yaprak sarma… Uğraşmalı yemekleri ya hafta sonuna denk getiriliyor, ya da annemin evinde yeniyor.

Çocuk olmadan evvel sıklıkla akşam yemeğine ana yemek olarak salata yapardım. Ama ne salata! İçinde yok ve yok. İkimizde bayılırdık, şimdi oğlan var diye daha bi ciddi yemekler yapılıyor. Bir şey, bir şeyin yanında başka şey, bununla da şu gider şeklinde düşün taşın durmadan.

Dolapta beklemiş yemeklerden haz etmeme annemin evinden kalma bir takıntı. Zaten kızlar anne evinde ne görüyorlarsa evlendikten sonra da aynısını sürdürüyorlar. Anneciğim her öğle ve akşama taze yemek pişirir, aynı benim gibi sabah saatlerinden itibaren "bugün ne yapsam, ne yapsam" diye dolanırdı. Tabi bu soru babama ve bana yönelir, canımızın istediği bir yemeği söylersek, yapımı zor bile olsa sevinip, işinin kolaylaştığını düşünürdü. "Maksat adını koymak kızım, gerisi kolay" dediğini hep hatırlarım.

Aynı şeyi bende yapıyorum. Sabah okul yolunda “oğlum akşama ne pişireyim “ diye sormayı alışkanlık haline getirdim. Çocuk kahvaltıdan yeni kalkmış, ilk dersine yetişmekteyken, bir de karnı tepeleme tokken böyle bir soruyu son derece anlamsız bulup çoğu zaman makarna diye geçiştiriyor.

Aslına bakarsanız yemeğin tazeliğinin getirdiği lezzeti dışında ısıtılan yemeğin besin değerinin azaldığı gerçeği de var. Yemekleri o gece bitecek miktarlarda hazırladığınız zaman israf da olmuyor. Düşünsenize taze pişmiş pirinç pilavı ile dolapta beklemiş pilavın tadı bir olur mu hiç?

Çok nadiren de olsa yorgunluktan veya zamansızlıktan yemek yapamayacak durumda olduğum günler olmuyor değil. İşte o günlerde zengin bir kahvaltı sofrası hazırlamak beni günün yemek yapamama sıkıntısından kurtarıyor. Temel kahvaltılıklara ek olarak muhtelif yumurta tariflerinden birini de sofraya ekleyiveriyorum, herkes bayılıyor. Hafif, doyurucu ve herkesin mutlu, mesut oturduğu bir sofranın keyfini çıkarıyoruz.

Her sabah Kaan’a düzenli olarak kahvaltı hazırlayıp, bitirene kadar tepesinde tünesem de kendime bu ihtimamı hiçbir zaman gösteremedim. Sabahları kalkar kalkmaz bir şeyler yiyemiyor ama koca bir kupa kahvemi içmeyi ihmal etmiyorum. Sanki o kahve olmasa ayılamayacağım. Çok yanlış olduğunu bilsem de benim ki galiba tiryakiliğe giriyor. Tabi sonra ne oluyor, öğlen olmadan deli gibi acıkıyorum, sonra gelsin gofretler, gitsin krakerler. İşte kilolar da böyle gelip yerleşiyor zaten üzerimize.

Eh sabah yapamadığım kahvaltı keyfini akşam sürmek tabi ki beni de mest ediyor. Yumurtayı ailemizdeki tüm bireyler gibi ben de çok seviyorum ve akşam kahvaltılarında illa ki değişik bir halini sofraya getiriyorum.

Bu gibi akşam kahvaltılarına çok yakışan ve iki dakikada (evet biraz abarttım) hazırlanabilecek bir çeşitte yufkadan yapılan gözleme. Aman sakın yufkaları büyük marketlerde satılan paketlenmişlerinden almayın. O kadar kalınlarki ki, 'pes yani' oluyorsunuz. İncecik yufkaları ancak yufkacı veya günlük yufka satan yerlerden temin edin.

Biz evde bu yufka gözlemesini sade yapıp peynir, domates, marmelat artık kafamıza ne uyarsa onunla tüketiyoruz. Kaan krem peyniri, domates; ben zeytin ezmesi ile çok seviyorum.

Yufka gözlemesi için:
Tereyağını eritin, soğuduktan sonra içine birkaç yemek kaşığı süt ekleyin. Bir kat yufkayı dörde bölün. Üçgen şeklindeki her bir parçanın içerisine bu karışımı sürün. Dikdörtgen şeklinde katlayıp ince köşesini suya batırıp üst tarafa yapıştırın. Hiç yağ eklemediğiniz teflon tavada kısık ateşte önlü arkalı pişirin.

Afiyet Olsun

2008-01-21
Bu yazı 1801 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin