Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Ailede Mutluluk

Anne baba olmanın belki de en zor tarafı, çocuklarının tüm ihtiyaçları ile ilgilenmek zorunda olmaktır. Ebeveynler, çocukları belli bir yaşa gelene kadar, hatta aslında ömürleri boyunca, onların mutlu, sağlıklı ve huzurlu olmalarını sağlamaya çalışırlar.

Ancak, mutluluk göreceli bir kavramdır ve her aileye, dolayısıyla her anne, baba ve çocuğa göre değişir. Belki de bu yüzden, mutluluk üzerine yazılmış hazır reçeteler yerine, ebeveynlerin kendi mutluluk tariflerini kendilerinin yapmalarını önemlidir. Bu noktada önemli olan “mutlu” çocuğu ve “mutlu” aileyi tanımlamak değil, “mutlu olmaya giden yol”da karşılaşabilecek virajlara öngörülü davranmaktır.

Çocuklar neden mutsuz olurlar?

Bireysel istek ve ihtiyaçlarının çocuğun istediği anda karşılanmadığı durumlar, çocukta huysuzluk, hırçınlık yaratabilir. Anne babalar da çocuğun “mutsuz” olmasını istemediklerinden, onların istediklerini her şart altında, ne pahasına olursa olsun karşılamaya çalışabilirler. Böylece, çocuk istemeyi, istedikçe tüm çabaların onun isteklerini karşılamak için seferber olduğunu, sonunda da istisnasız tüm isteklerine kavuştuğunu görür. Peki ya sonra?

Tüm istekleri karşılanan biri, “mutlu” olmak için neyi bekler? Mutlu olmak için “değer” bilmeyi ve bazen mutluluğun çaba istediğini nasıl öğrenebilir? Bu nedenle, önemli olan, çocuğun kendi mutluluğuna kendisinin katkısının olmasıdır. İstediği bir oyuncak için para biriktirip ona kendi çabasıyla sahip olduğu andaki mutlulukla, istediği an sahip olması arasındaki fark açıktır. Çünkü ilkinde çocuk, kendi mutluğu için çaba sarf edecek, kendi emeği ve sabrına değer verilecek, sonunda da mutluluğu doyumsuz yaşayacaktır. İkinci durumda yaşanan doyumsuzluk ise, çocuğun mutluluğunu olumsuz etkileyen “hemen her şey benim olsun” durumudur. Her iki durumda da çocuk mutlu olur, ama sizce hangisinde mutlu olmayı ve mutlu olmanın yollarını öğrenir?

Peki okul çağında?

Bu tür örnekleri daha çok okul öncesi yaşlarda görürüz. Okul çağı çocuklarında ise mutluluk somut ödül ve durumlardan, davranışlar ve söylemlerle ilgili tanımlamalara kayar. Mutluğu, “derslerimin iyi olması, annemin babamın sağlıklı olması, yazın tatile gidebilmek” gibi tanımlamaya başlarlar.

Dolayısıyla, okul çağı çocuklarının mutlu olmaları, günlük hayat içinde gördükleri ve yaşadıkları olaylar üzerinden anlam bulur. Yani, anne babalarıyla, arkadaşlarıyla, öğretmeniyle yaşadıkları çocuğun mutluluk tanımının genişlemesine katkıda bulunur. Bu nedenle, eskiden oyuncak alındığında çok mutlu olan 7 yaşındaki bir erkek çocuğunun beklentilerinin artık değişmiş olacağını anne babanın takip etmemesi, onlarda hayal kırıklığı yaratabilir.

Anne babalar, çocuklarını neyin mutlu ettiğini tecrübeleriyle, açıklıkla yapılan sohbetlerde çocuğa sorarak öğrenebilirler. Böylece, daha önceden mutlu etmek için yaptıkları çabaları ara sıra yenilemeleri ebeveynlerin de daha yetkin hissetmelerine yardımcı olacaktır.

Mutluluk öğretilebilir mi?
Anne ve babanın rolü ne olmalı?

*Mutluluğun sağlanmasının ve mutlu olmanın aile içindeki ilk basamağı, anne babaların kendi davranış modeli ve söylemleriyle mutluluğu nasıl tanımladıklarıdır. Yiyecek yemeklerinin olması, sağlıklı olmak, eğer aile içinde değer verilen ve mutlu olmaya sebep durumlarsa, çocuk da bu şartlar gerçekleştiğinde “mutlu” olur, mutluluğu ilk bu değerler üzerinden tanımlar. Büyüdükçe de kendi tanımlarını eklerler, ve bireysel özellikleri üzerinden mutlu olmanın yollarını öğrenirler. Dolayısıyla önemli olan önce anne-babanın kendilerinin mutluluğu nasıl yaşadıkları, ve belki daha da önemlisi bunu nasıl ifade ettikleridir.

*Mutluluğun anne baba tarafından davranış ve sözlerle ifadesi de ikinci basamak sayılabilir. Annenin ve babanın, “…….. olduğu için çok mutluyum”, ya da “………… dan dolayı kendimi çok mutlu hissediyorum” söylemleri, ebeveynlerin çocuklara mutlu olmak konusunda verecekleri eğitimin önemli bir parçasıdır. Bu şekilde, hem mutlu eden değer ve durumları açıklamış, hem olay ve duygu arasında ilişki kurmuş hem de çocuğa model olmuş olacaklardır.

*Çocuğun gelişim ihtiyaçlarını takip ederek, onunla vakit geçirmek, ilişki kurmak, paylaşımlarda bulunmak gibi etkinlikler çocuğun mutluluğunu büyük oranda etkileyecektir. Çünkü bu şekilde, çocuğa anne-baba-çocuk üçgeninin mutluluğunda onun da payının olduğu mesajını vererek, keyifli vakit geçirmenin hazzını yaşatmış oluruz.

*Anne babanın mutluluk seviyesi, hayata bakış açıları, memnuniyetleri, çocuğu da birebir etkiler. Bu nedenle ebeveynlerin kendilerini gözlemlemeleri, mutsuz hissettiklerinde bunu saklamadan paylaşmaları ancak, yaptıkları açıklamalarla çocuğu rahatlatmaları önemlidir. Anne babaların gergin,mutsuz hissettiklerinde ya da büyük kayıplar yaşadıkları, krizlerin olduğu dönemlerde, mutsuz hissetmenin gayet normal bir durum olduğu anlatılmalıdır. Aksi halde çocuk “mutsuz” hissetmeyi sıra dışı bir durum sayarak bundan çekinebilir, ya da başına geldiğinde hazırlıksız yakalanmış hissedebilir.

*Uzun süren mutsuzluk ve memnuniyetsizlik hali ile görülen hırçınlık, davranış değişiklikleri ise ciddi bir duruma işaret edebilir. Çocuğunuzun yaşadığı sıkıntı günlük hayatını etkiler hale gelirse ve ebeveyn olarak çabalarınız sonuç vermiyorsa, bir uzmana danışmak yararlı olabilir.

Mutlu çocuk yetiştirmekte ebeveynlere düşen en temel görev, mutlu olmanın dış faktörlerden etkilense bile bunun, çocuğun kendi çabası, emeği ve bakış açısı ile ilgili olduğu mesajını vermektir. Aksi halde, ebeveynin çocuk için, ancak çocuğu katmadan yapmadan her “mutluluk planı” kısa süreli etki sağlayacak ve çocuk tarafından sahiplenilmeyecektir. Böyle olunca “bu çocuk hiçbir şeyden mutlu olmuyor!!” diyen anne babaların da aslında çocuğa mutlu olabilmeyi değil, sunulanı kabul ederek mutlu kalmayı öğrettiklerini görmek şaşırtıcı olmamalıdır.

Seçil AKAYGÜN CÜNTAY
Uzman Psikolojik Danışman
GÜNCE Psikolojik Danışmanlık Grup Çalışmaları Merkezi
www.guncedanismanlik.net

2007-11-06
Bu yazı 1774 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin