Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Aikidoka Oğlum

Sinemasever bir anneyim. Vizyona hangi filmlerin gireceğini takip etmek benim için çok keyifli ve hafta sonu programlarımızda sinema olup olmayacağını saptamak için gerekli. Soğuk ve yağışlı mevsimlerin klasik aile programı olan yemek-sinema veya sinema- yemek bu günlerde “ben büyüdüm, karışmayın bakıyım bana” edasına bürünen oğlumla artık çok da kolay uygulanamıyor, çünkü her animasyon ya da çocuk filmi benim oğlanın ilgisini çekmiyor. Diyelim filmi beğenip, hadi bari gidelim dedi , bu sefer nerde ne yiyeceğiz tartışılıyor. Bizde fast foodun F si halen geçmediği için ayaküstü hamburger yeriz planları yerine tabakta adam gibi yemeği nerede yeriz benzeri tasalarımız oluyor.

Senelerden beri fast food yemesin, gazlı şeyler içmesin çabalarımız artık meyve veriyor çünkü “sen bilirsin” demeye başladığımız şu yaşlarda Alex Kaan onları zaten istemiyor. Beslenme ile ilgili prensiplerimizi “nasılsa alışacak” diye saçma bulanlar; yedir ne olucak, içir ne olucak diyerek ordan oraya vuran bakışlar atan, arkası sağlam olmayan eleştirilerini esirgemeyen tüm tanıdıkların şu cümleyi birkaç kere okumalarını tavsiye ediyorum. “Çocuklarınıza faydası olmadığını bildiğiniz şeyleri yedirip, içirmemek siz ebeveynlerin insiyatifi altındadır. Erken yaşlarda oluşan doğru veya yanlış beslenme alışkanlıkları onların tüm hayatı boyunca etkili olacaktır...” Hızlı yemek kültürüne sonradan alışır mı bilmem ama kontrolün bende olduğu zaman diliminde yapılması doğru olanı tercih ettiğim için benim içim rahat olacak... Ev yemeği , doğal ürünler, mevsim meyve ve sebzelerinden oluşan sağlıklı beslenmeden ödün vermeyen annelerden olun, sizinde içiniz rahat etsin.

Evet, sinema diyordum... Geçen senelerde bir animasyon filmi geldiğinde anneler birbirimizi haberdar ederek koloni halinde sinema programları yapardık. Bizim veletler büyüdü animasyonlar artık yaşasın dedirtmiyor. Dünyanın Merkezine Yolculuk filmini seyrettikten sonra benim oğlan hep aksiyon ve macera filmlerine gitmek istiyor. İçinde koşma, atlama ve risk barındıran adrenalin arttıran her film onun birinci tercihi oldu. E ne de olsa kendi de bir aksiyon adamı! Maalesef çocuklara uygun olumlu ve yapıcı mesajlar içeren aynı zamanda hareketli ve heyecanlı filmler bulmak her zaman mümkün olmuyor.

Benimki vizyonda seçtiği her filmi seyredebileceğini zannediyor. Ancak bunların çoğunun onun yaşına uygun olmadığını anlatmak feci vakit alıyor. Afişinden etkilenip “hiii mutlaka” görmem lazım dediği Piranhalar filminde olduğu gibi ısrar, ısrar ve ısrar ediyor... 8 yaşındaki çocuğu milletin poposunun dişlendiği kan revan dolu bir filme götürmeyi tabi ki aklımdan geçirmiyorum. Biz en az babası Will Smith kadar şirin cool çocuk Jaden’in oynadığı Karate Kid filmine giriyoruz.

Reklam sırasında bu filmin önceki versiyonlarının benim gençliğimde nasıl hit olduklarından bahsediyorum. Film Kaan’ı tamamen içine çekiyor, benimki “çaksanaaaa”, “hadi beee” gibi tezarühatlar yaparken yerinde de yoğun bir zıplama da söz konusu. Piranhalardan çok daha iyi bir seçim yapıldığı aşikar.
Mesajı, anlatımı, müziği güzel bu film oğlanı “karate kursuna yazdırın beni” diyecek kadar etkiliyor. Uzun yıllar Uzakdoğu sporları ile uğraşan babası oğluna bu spor dallarını anlaması ve isterse hayatına sokması için tam destek veriyor. Araştırmalarımız bizi karateye değil ama içinde tekme yumruk olmayan çocuk gelişimine özgüven, konsantrasyon, sabır, uyum, disiplin , işbirliği kavramlarını kullanarak çok olumlu katkılarda bulunan Japon Savunma Sanatı Aikido’ya doğru itiyor. Aikido gerçekten de bedeni korumayı öğretip fiziksel üstünlükten, kaba kuvvetten ziyade akıl ve tekniğe önem vererek hareket ve hareketin dinamiği üzerine düşündürüyor.

Şimdiye kadar hiçbir spor dalına bu kadar heyecanlı yaklaşmamış olan oğlum hafta sonlarını zor ediyor. O artık mutlu bir Samuray! Sporun mücadeleci, sağlam beden ve ruh yapısına sahip çocuklar yetiştirmedeki katkısına inanan bir anne olarak içim bir kere daha rahat ediyor. Amaaan Aikido da neymiş diyenleri duymuyorum bile. Oğlumu tanıyorum ve bu sporun faydalarından sonuna kadar yararlanacağını biliyorum.

Yaaa anneler, film deyip geçmeyin. Bakın Karate Kid dolaylıda olsa bizim hayatımıza Aikido’yu soktu. Sinema sanatı bizleri olduğu kadar çocuklarımızıda bilmedikleri yerlere götürüp, farklı kültürlerle tanıştırıyor; onları heyecanlandırıp, duygusallaştırabiliyor. En önemlisi de eğlendiriyor . Yaratıcı görsellik şüphesiz sözlü, yazılı anlatılardan çok daha etkili. İşte bu yüzden çocuk dünyasına ve psikolojisine uygun, iyi işlenmiş bir film bizim betimlemekte zorlandığımız hayata, insana, doğaya dair şeyleri bir sahne ile kolayca anlaşılır kılıp; önemli değer ve öğretileri çocuklarımıza harika bir şekilde özümsetebiliyor. Yeterki film seçimini iyi yapalım.

Bence sinema çocuklar için eğlenerek öğrenmenin, hatta ciddi ciddi düşünmenin en güzel araçlarından biri. Hatırlayın, Nemo küçücük bir balıktı ama bizlerin vazgeçmemeyi, cesareti, inancı ve aile bağlarının önemini çocuklarımıza anlatmamızda çok yardımcı olmuştu.

O zaman daha çok sinema, her zaman sinema...

Bebeğim ve Biz Kasım 2010 sayısında yer almıştır.

Endokan Spor Kulübü
 

2011-04-14
Bu yazı 4289 kere okunmuştur.

Yazınızı okuyunca hayaller kurdum. Benim oğlan daha 2 yaşında. Sinemaya bile gidemiyoruz daha. Umarım büyüyünce biz de benzer aktiviteler yaparız. Kaan'a başarılar

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin