Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Handan Ergiydiren

Handan Ergiydiren

Yazarın Son yazıları

40 Yaşlarında Bir Kadın İşte…

Bir varmış, bir yokmuuuş… İşte Handan büyümüş!

Cidden büyüdüğümü artık inkar edilemez şekilde görüyorum ve ne memnunum. Allahım, şükürler olsun!

Artık zaman sonsuz değil, yarın diye bir şey eskisi kadar geçerli değil. Şimdi istemiyorsam istemiyorum ve istiyorsam da istiyorum.

Yaşamıma kimin ne zaman nasıl gireceğini belirleyen enerji benim içimdeki saf enerji… Artık nezaketen, ama aslında istemeden bir şey yaşamak, hayatıma birini almak, zamanımı harcamak yok. Buna doğru kayanlara da mesajı gecikmeden iletiyorum. Çünkü hiç kimse nezaketen zaman ayrılacak ya da sever gibi yapılacak kadar değersiz değildir.

Artık beni bir şekilde bir durum, iş, arkadaşlık vs. için istemeyen insanları zorlamak yok.

Kendimi tanıtıyorum, teklif ediyorum sonra da karar vermesi için bir miktar peşini bırakıyorum.

Böylece gardrobumda şimdi ve burada giyemeyeceğim ya da giymek istemeyeceğim hiçbir şey kalmadı  Çünkü yarın diye bir şey ‘yok’. Artık evrensel enerjiye ve aydınlığa bağlantılıyım, özgürce Allah sevgisini yaşıyorum ve inanıyorum. Bir an bile inandıklarımı, düşündüklerimi saklama eğilimi duymuyorum.

Kendimi kendim gibi hissediyorum ve kendi yanımda olmakta zorlanmıyorum. Televizyonda arkadaşlarımı gördüğümde, başarılı insanların haberlerini aldığımda, kıskançlık ve umutsuzluk hissetmiyorum.

Alışveriş merkezine gittiğimde gördüğüm her şeyi almak isteyip de, paramın yetmeyişine mahzun olmuyorum artık. Ya da kuaförlü saçları ve stilettolarıyla mağazalara girip çıkan ve hiç de yorgun görünmeyen zengin, 30 yaş altı ev kadınlarını görünce imrenmiyorum.

Çünkü tuhaf bir şekilde her sabah aynada gördüğüm yüz bana dünyanın en etkileyici yüzü olarak görünüyor ve kalınlaşmış baldırlarım ve dolgunlaşan bedenimi gayet cazip buluyorum.

Tartıda okuduğum 52-53 rakamları yüzümü güldürüyor çünkü 23 yaşımdaki 47 rakamına ulaşmak amacımdan tamamen vazgeçmiş durumdayım, orta yaş dolgunluğumun tadını çıkarıyorum.(Bu arada boyum 1.54)

Pilates yaparken ya da yüzerken (sakın düzenli yaptığımı sanmayın, gayet seyrek yapıyorum ama sadece istediğim zaman) zayıflayıp biçimlenmek düşüncesi aklımın ucundan bile geçmiyor. Omurlarımın açılmasından, kıtır kıtır ses çıkarmasından, suda gevşeyen kaslarımın yumuşaklığından, öte kulvarda kurs alan oğlumun yüzüşüne göz atmaktan haz alıyorum.

Geçen hafta birkaç saat içinde dolabımı ayıkladım. 34 beden ve extra small giysilerimi, zayıflayınca giyerim diye sakladığım çok az giyilmiş ve seksi(!) parçaları, kısa bluzları, mini etekleri, genç ve incecik bir arkadaşıma devrettim.

Öğretmen kılıklarımı, klasik pantalonlarımı, siyah paltolarımı, deri, asabi görüntülü çantalarımı anneme yolladım. Kumaşı eskilikten et gibi olmuş, evde ya da provada giyerim diye tuttuğum eski iç çamaşırlarıyla, sökük delik dar t-shirtleri çöpe attım. Sekiz yıldır üstüme geçirdiğim koyu renk sabahlığımı ve kaloriferi yükseltmemek için giydiğim tüm eski hantal, yün kazak ve hırkaları topladım ve onları da muhtemelen hep üşüyen ve iyi giysilerini asla evde giyemeyen anneciğime vereceğim.

Böylece dolabımda şimdi ve burada giyemeyeceğim ya da giymek istemeyeceğim hiçbir şey kalmadı  Çünkü yarın diye bir şey ‘yok’!

Hayatımda ilk kez önümdeki ilk on yılın kaba planını yaptım ve on yıl sonra gelmek istediğim noktayı düşleyebildim. Ellili yaşlarımda asgari koşullarım ne olmalı nasıl bir yerde yaşarsam iyi hissederim diye sordum kendime. (Biliyorum epey geç bir uyanış benimkisi ama olsun)

Ve bunları düşünmekten çok huzur duydum. Hatta elde etmek istediklerimin yollarını bile çizdim. Şimdi bu yolların adımlarına birer birer odaklıyım.

Hedeflerimin yolundan gidiyorum ama yorgunluğumu ya da verim düşüklüğümü de kabullenerek kendime uygun bir hızda ilerliyor olmayı da benimsiyorum.

Geçmişe de bakıyorum elbette ama artık hep başardıklarımı, yaşadığım güzel anları seçiyorum hatırlamak için. Çünkü sürekli kendimi suçlamaktan, yetersiz ve hatalı bulmaktan, yapamadıklarıma pişman olmaktan yoruldum daha önemlisi sıkıldım. Yenilik istiyorum, değişim rüzgarlarını estiriyorum artık 

Haa, bir de şükrediyorum; başıma gelen her şeye ve yaşamıma dahil olan her canlıya…En çok da evladıma…

“Allah insanların iyi yanlarıyla karşılaştırsın.” Diye dua eder annem, belli ki bu dualar hep kabul oldu…Aslında hiç kimseden bir kötülük görmedim çok şükür.

Aşmak istediğim tek şey period dönemi öfke nöbetlerim ve alınganlığım. Bunun acısını da bazen oğlumdan çıkarıyorum ve bundan memnun değilim gene de kendimi aşırı suçlamıyorum, o’ndan da işbirliği taleb ediyorum .Özel bir hormonal durum yaşadığımı, bu yüzden böyle aşırı ve dengesiz davrandığımı hatırlatıyorum ona…

Bunun dışında kendimdeki hiçbir şeyden;

yüzüme en az iki kat nemlendirici sürmek zorunda kalmaktan,

iki göğsüm arasında öğlene kadar geçmeyen kırışıklardan,

kirli bulaşıkları buzdolabına koyup,

araba anahtarlarını çöpe atıp durmamdan,

otuz yaşından genç sinemacı ve şarkıcıların isimlerini ezberleyememekten,

telefonumda yanlış tuşlara basıp durmadan yanlış aramalar yapmaktan,

evin içinde başka bir odaya gittiğimde oraya neden gittiğimi unutup geri dönmekten ve tabi bir daha o odaya gitmekten,

saçlarımın arasında yerleşik düzen kuran beyaz elektrik tellerinden,

Ece-Eda, Cem-Cenk, Özge-Gözde, Serhan-Serkan-Sedat-Serdar isimlerini birbirine karıştırmaktan,

Ve de horlamamak için 2 kalın yastıkla yarı dik yatmaktan bile

hiç ama hiç şikayetim yok !

Bu dünyadaki kırkıncı yılımın ilk ayı dolmak üzereyken diyebilirim ki bundan iyisi sadece tek çocukla kalmayıp, çok çocuk yapmak olabilirdi… onun dışında her şey için : “ iyi ki…!”

Handan Ergiydiren

Handan ERGİYDİREN ÖZER

22/11 Proje(ler) Lideri - Koreograf

www.yirmiikionbir.com

2009-06-05
Bu yazı 1539 kere okunmuştur.

yöyö

Yazınıza bayıldım,içimde bir ferahlık hissettim umarım herşey dilediğiniz gibi olur

İyi ki Handan, Biliyor musun 40 yaşın kanatları daha kocamanmış, daha da yükseklere uçulabilsin diye. Yolun hep açık, tekrar nice yıllara...

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin