Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

2012 ile Hesaplaşma Zamanı

 

 

 

 

 

 

Sizin hayatınız planladığınız gibi geçiyor mu? Ben sürekli planlar yapıyorum ama dönüp geriye baktığımda hiçbir şeyin planladığım gibi olmadığını görüyorum. Kötü mü oluyor peki? Hayır, çoğu zaman daha iyi bile oluyor. Galiba hayatın benim için yaptığı planlar benimkilerden daha iyi. Bazen hayallerinize aklınızın ucundan geçmeyen bambaşka yollardan ulaşırken, bazen de aynı yoldan giderken bambaşka gerçekliklere ulaşıyorsunuz. Güzel şeyler çirkinliğe, çirkin şeyler güzelliğe dönüşebiliyor. Ama siz hiçbir zaman hayatın sizin için ne planladığını bilemiyorsunuz. Düzen hem muazzam hem korkutucu değil mi? Bu durum bana zamanla tevekkül etmeyi öğretiyor sanırım.

Ama ne yapıyorum? Bir bakıyorum 2013’de yapılacaklar listesi başlamış bile. En komiği de listedeki bazı kalemlerin yirmi yıldır aynı olması. Bu sene düzenli spor yapacağım, erken yatıp erken kalkacağım, İspanyolca öğreneceğim… Yirmi yıldır başarısız olduğum kalemlere bakınca ne kadar tembel olduğum çıkıyor ya ortaya, neyse.

2012’ye dönüp bakınca hiç de iyi geçmedi diyorum önce. Tıpkı 2011 gibi. Sonra yine nankörlük ettiğimi fark ediyorum. İnsanız işte.
Fani ve maddi değerleri fazla önemsiyoruz.
Yaşam standardımız düşer diye çok korkuyoruz.
Alıştığımız hayatın dışına çıkmaktan korkuyoruz.
Düzenimiz bozulsun istemiyoruz.

Bu ve benzeri değerlerimiz hafiften sallandığında hemen mutsuz oluyor aslında yaşamda gerçekten sahip olduğumuz mutlulukları görmezden geliyoruz. Nasıl birinci çoğul şahıs yazıyorum değil mi? Kendime suç ortağı arıyorum sanki. Hemen çuvaldızı kendime batırayım. Son iki senede maddi, ailevi, yaşamsal pek çok sorunum oldu. Bu olayların ağırlığı ile zamanımın ciddi bir bölümünü ağlayarak, üzülerek, sızlanarak geçirdiğimi itiraf etmeliyim. Amma ve lakin:
Oğlumun o bebek sesiyle “benim annem güzel annem” ninnisini mırıldanmasını ve sözlerini “beni hep severmiş” diye bitirmesinin mutluluğu,
Bir yerimi çarpıp “off” dediğimde kızımın hemen gelip minik kollarıyla sarılıp öpmesi,
twitterda içli bir şarkı sözü yazdığımda uzaklardaki kardeşimin hemen “hayırdı” diye mesaj atıp, ertesi gün anneme aratması,
parıldayan güneşle içimin ısınması,
yağan yağmurla ruhumun yıkanması,
sıcak duşun altında gözlerim kapalı “çok şükür” diyebilmem,
sokakta başını okşadığım kedinin bakışı ile teşekkür etmesi,
hemen her gün bir türk kahvesi ile yanındaki çikolatanın keyfini sürmem,
çok eski bir arkadaşımla yaptığım tatlı kaçamaklar ve tatlı sohbetlerim,
telefonuma bir dosttan gelen sıcacık bir mesajın gülümsetmeleri,
herkes yattıktan sonra gizli gizli nutellayı mideye indirmelerim,
yeni uyanmış çocuklarımın kokularını içime çekmelerim… uzar da uzar bu liste, yine hep bu senelerde oldu.

Bir insan bunlara rağmen mutsuzum diyorsa nankör değildir de nedir. Güzel bir şarkı ile heyecanlanabiliyor, sokaktaki çingenenin çiçekleri sana çok güzel gözüküyorsa, insanlar yaptığın keklerden yiyip mutlu oluyorsa, yüzün gülüyorsa ve en önemlisi yatağa başını koyduğunda huzurlu isen ve uyuyabiliyorsan mutlusun be arkadaşım :)

Hayat umarım hepimiz için güzel planlar yapmış olsun. Eminim bizden iyi yapmıştır. Herkese mutlu gelecek yıllar diliyorum.

Shaskın Anne
 

2012-12-18
Bu yazı 1303 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin