Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

19 Temmuz

Bebeğiniz henüz içinizdeyken hissetmeye başladığınız anneliğiniz onu kollarınıza aldığınız anda tavan yapıp sizi bambaşka biri yapıyor. Kimsenin ya da hiç birşeyin daha önce edemediği kadar mutlu ediyor. Anneliğin bir kadına hissettirdiklerini tanımlamak zor. Büyük ama çok büyük bir mutluluk. İçinizden taşacak kadar. Bir o kadar da büyük bir sorumluluk ve sonu gelmeyen bir çabalama, uğraşma. Ne bileyim, diploma sevincine, evlilik teklifi aldığınız anda ki duygularınıza, iş yerinde yönetici koltuğuna oturduğunuzda hissettiklerinize yüz basacak hatta kıyaslanamayacak kadar güçlü bir his. Düşünsenize insan kendi çocuğundan başka bir insanoğlu için bu kadar emek sarfeder mi hiç? Bu sevginin limiti yok, karşılığı yok, büyüklüğünün tasviri yok.

Fiziken ve ruhen sağlıklı, mutlu, kendisiyle ve çevresiyle barışık, vicdanlı, erdemli, saygılı, akıllı bir birey yetiştirmeye baş koymak değil mi annelik? Onları sevmek, beslemek, korumak; onlara öğretmek , onlardan öğrenmek; onlar için var etmek, var olmak, çalışmak, kuvvetli olmak kesin olarak. "Ben hep senin yanındayım ve her zaman senin yanında olacağım" sözünü vermek. Bazen tutamasak da sözümüzü elde olmayan sebeplerle bunu içten çook derinlerden söylemek. Yoksa bırakır mıyız hiç canlarımızı bizsiz?

Çocuklarımızla birlikteyken Tanrıya şükrediyoruz. Hiçbir zaman ayrılmamak için dualar ediyoruz. Kadınlığın en güzel getirisi olan anneliğin heyecanı onların büyüme evrelerinde zaman zaman türlü maceralara, kavgalara dönüşse de, onları sevmekten asla vazgeçmiyoruz. Ve hepimiz biliyoruz ki, bir çocuğun hayatında annenin yeri bir başka.

Oğlum doğmadan çok önce "Er Ryan'ı Kurtarmak" filmini izlerken yaralanan, ölmek üzere olan her askerin dudaklarından çıkan tek kelimenin "Anne" olduğunu defalarca duymuş, neden hiçbirinin babasını, karısını veya çocuğunu sayıklamadığını düşünmüştüm. İnsanlar hastalanınca, düşünce, kalkınca, sevinince yani iyi ve kötü zamanlarında annelerine yakın olmak istiyorlar. Belkide en duru en gerçek sevgiyi ilk onlarda tattıkları için... Şüphesiz ki her koşulda onların yanında, yakınında olmak için amansız bir mücadele verecek ilk insan oldukları için. Anneler...

Anne olmayı çocuğunuz olduktan sonra yaşayarak öğreniyorsunuz. Bu kimliğin sorumluluğu ta hamilelikte başlıyor. Kendinize iyi bakıyorsunuz, bebek sağlıklı dünyaya gelsin diye. Doğumdan sonra garip bir içgüdü ile çoğu şey otomatiğe bağlanmış gibi tıkır tıkır gidiyor. Saatiniz onun sağlığı ve mutluluğu için çalışıyor. Sonra bir bakıyorsunuz başta kendi annenizden sonra çevrenizdeki takdir ettiğiniz diğer annelerin yaptıklarından gözlemlediklerinizi bilinçaltınız  kendi anneliğinize nakış gibi işliyor.

Ben şanslıyım. Etrafım örnek alabileceğim muhteşem annelerle çevrili. Çocuklarını duygu ve mantık ikilemine düşmeden, her ikisini harmanlayarak olabilecek en düzgün çizgide yetiştirmiş ve yetiştirmekte olanlarla. Bu annelerden biri çocuklarını yukarıdan bir yerlerden izliyor ve bıraktığı hatıralarla benim yoluma farklı bir ışık tutuyor...

Bundan 4,5 sene önce ani bir şekilde kaybettiğimiz canım kuzenim Gülperi'nin iki çocuğuna yaptığı anneliği sevinçle, hüzünle, şaşkınlıkla, gururla izlediğim zamanlar oldu. Örnek aldığım pek çok güzellik kaldı bana. O önce anneydi. Sahip olduğu tüm harika meziyetlerini anneliğine geçirmiş, çocuklarını dünyası yapmış, kalbini tıka basa onlarla doldurmuş bir periydi.

Çok ama çok güzel bir kadındı.   Zarif, kibar ve  düşünceliydi. Bugün onun doğumgünü.

Hayatta olsa bir güzel giyinir, saçını, makyajını yapardı. Yaşı ilerliyor olsa bile eminim halen göstermiyor olur ve tebrikleri mutlulukla kabul ederdi. Mahçup mahçup gülerdi. O hep gülerdi zaten. Akşam olunca eşiyle, çocuklarıyla biraraya gelir pastasındaki mumları üflerdi, bir sonraki sene tekrar beraber olabilmek dileğiyle. Şimdi yok ama güzel çocuklarına kendisinden bir şeyler bıraktı. Sevgisini, kocaman kalbini, bildiklerini ...

Mutfakta elini neye sürse tadını değiştirirdi. Ondan sonra onun yaptığı yemeklerde aynı tadı yakalayamadık. Kendisinden aldığım tariflerin üzerinde oynamalar yapar, ertesi gün "Yaa Güllü, tutmadı yine" diye söylendiğimde, "Kesin oynamışsındır sen yine bir şeyleriyle" derdi. Pişirdiği nohutu, içtiğimiz Türk kahvelerini ve sohbetlerimizi çok özlüyorum. Bugün onu, anneliğini anıp derinlerden bir yerlerden "iyi ki doğdun ama neden gittin" diye iç geçiriyorum. Yeşil bir çerçevenin arkasında sarmaş dolaş bir resmimiz var salonda. Her gün gözümün önünde. Sabah akşam bakışıyoruz, yine sevgiyle.

Tüm anneler; çocuklarınızı doya doya koklayın, öpün, sarılın. Sıkı sıkı sarmalayın. Onlarla geçirdiğiniz her anın tadını çıkarın. "Ben hep senin yanındayım, her zaman senin yanında olacağım" sözünü verin ve bunun için elinizden geleni yapın. Lütfen kendinize çok iyi bakın. Çocuklarımızın bize ihtiyaçları var. Hem de çok!

Bugün 19 temmuz. Onun doğum günü...

Doğum günlerinizin hep çocuklarınız ve sevdiklerinizle geçmesi dileğiyle.

Zümrüt

2006-07-19
Bu yazı 1332 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin