Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Merhabalar,

Ben Banu Ataman. 1974 Ankara doğumlu bir Kayserili olmakla birlikte, çocukluğum ve gençliğim Urfa, Mersin, İzmir, İzmit ve İstanbul’da geçti. 1994’ten beri de Ankara’da yaşıyorum. ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu bir kamu çalışanıyım. 2000 yılında evlendim, 2005 yılında oğlumuz Emre, 2010 yılında ise kızımız Elif dünyaya geldi.

Blog yazmaya 2012 yılının sonunda başladım. Blogu anlatmadan önce, beni bu girişime yönlendiren süreçten kısaca bahsetmek isterim. Birçok anne gibi ben de sağlıklı beslenmenin önemini çocuğum dünyaya geldikten sonra kavradım. Aslında anne olmadan önce de beslenme konusunda dikkatsiz biri değildim, yediklerime özen gösterirdim. Ama doğal ve sağlıklı beslenmenin ne olduğuna, gıda sektörünün nasıl işlediğine kafa yormuşluğum yoktu açıkçası. Bunlar Emre’yle birlikte girdi hayatıma. Her şey gıda etiketlerini okumamla başladı diyebilirim.

Çocuklarımızı sevindirmek için aldığımız gıdaların içindekiler bölümünün ne kadar kabarık olduğunu ilk fark ettiğimde şaşırmıştım. Gıda etiketlerini okumak bir alışkanlık haline geldi zamanla ve onları okuduktan sonra market rafından rahatça çikolata, gofret vs. alamadım. Gıda katkılarının neler olduğunu araştırınca, bu işin boyutları ve ciddiyeti hakkında daha da bilinçlendim. Edindiğim bilgiler, beslenmemizi tümüyle gözden geçirmem gerektiğini gösteriyordu. Kaçınmamız gereken sadece işlenmiş, katkılı gıdalar değildi; sebze, meyve, et, süt her şeye dikkat etmek gerekiyordu. Çünkü sağlığın temeli gıdaydı belki ama gıda sektörünün temeli ise kazançtı. Ve üreticiler kârlarını artırabilmek için sağlıklı olup olmadığına bakmaksızın ilaçları, hormonları, kimyasal katkıları rahatlıkla dahil ediyorlardı soframıza.

Öğrendiklerim bana sağlıklı ve doğal beslenmenin bir lüks değil, ihtiyaç olduğunu gösterdi. Üstelik sadece bireysel sağlığımız için değil, gezegenimizi ve doğal kaynaklarımızı korumak için de gerekliydi. İşte ben de o zamandan beri bunu yapmaya çalışıyorum.

 

Sağlıklı ve doğal beslenme çabam, beni bu meseleye önem veren başka insanlarla buluşturdu, doğal gıda tedarik ağlarına dahil oldum. Ayrıca, hazır ürün almayayım diye birçok şeyi evde yapmaya başladım. Böylece küçük de olsa bir tarif arşivi oluştu. Tarif isteyen arkadaşlarımın “keşke bunları yazsan bir yere” şeklindeki telkinleri, beni bir şekilde blog fikrine götürdü. Tariflerle birlikte, gıda sektörü, sağlıklı ve doğal beslenme ile çocuk beslenmesi konusunda öğrendiklerimi paylaşmaya karar verdim; “yemekyolculugu” böyle doğdu.

Blog yazma nedenimin iyi anlaşılması benim için önemli; amacım yemek yapma konusunda ustalığımı göstermek değil; bu konuda benden çok daha usta yemek bloggerları var ve onları keyifle takip ediyorum. Benim öncelikli amacım sağlıklı beslenme çabamı olduğu gibi yansıtmak; bunun içinde tarif vermek de var, gıda sektörü konusunda öğrendiklerimi paylaşmak da, bu alanlarda dünyaca ünlü isimlerin videolarına altyazılar hazırlayarak sunmak da, doğal gıda tarım ve üretimi yapılan yerlere yaptığım geziler sonrası izlenimlerimi aktarmak da. Güzel geri dönüşlerden amacımın anlaşıldığını memnuniyetle görüyorum. Henüz bu işte bir yılımı doldurmadım ama tanıdığım ve tanımadığım insanlardan aldığım cesaret verici yorumlar ve bloga gösterilen ilgi, mutluluk vermesinin yanı sıra ileriye yönelik olumlu bir motivasyon da oluşturuyor. İnsanların sağlıklı beslenme konusuna ilgileri giderek artıyor, aynı şekilde anne-babaların çocuk beslenmesine gösterdikleri hassasiyet de.

Blogda paylaştığım yemekler, evimizin mutfağında yapılan her şey diyebilirim. Ne pişiriyorsam onun tarifine yer veriyorum. Ama benim kullandığım malzemelerle... Bizim mutfağımızda sadece tereyağı ve zeytinyağı kullanılır; meyve, sebze, salça, tuz, un, pirinç, bulgur, yumurta gibi bütün temel yemek girdileri doğal üreticilerden alınır. Hatta blog adını alırken düşünmesem de sonradan “yemekyolculugu” isminin, gıdaların Türkiye’nin her yerinden evimize yaptığı yolculuğu vurguluyor olabileceğini düşündüm. Benim için yemek yapımı malzeme alımından başlayan bir süreç ve sağlıklı yemeklerin doğal malzemelerle yapılabileceğine inanıyorum. Tarifleri verirken, malzemeleri nereden aldığıma ilişkin bilgileri de paylaşıyorum, üreticilere bağlantılar veriyorum.

Hazır gıdaların ev yapımı alternatifleri, blogda en çok önem verdiğim içeriklerden. Kendi tecrübemden biliyorum, hazır gıda isteklerinde ısrarcı olabiliyor çocuklar. Israrla cips isteyen bir çocuğa, kendimiz yapalım önerisi götürmek ve çocuğu da bu işe dahil edip, bunu birlikte yapılan eğlenceli bir şeye dönüştürmek mümkün. Bu şekilde olay çatışmaya dönmeden çocuğun isteğini karşılanıyor, hem de çocuk hazır gıdaların zararlarından korunmuş oluyor. Patates cipsi, puding, jöle, ketçap, mayonez, buzlu çay, limonata, atıştırmalık nohut bu şekilde geliştirdiğimiz tariflerden. AR-GE çalışması başarılı olunca ve çocukların tadım testini geçince tarifleri blogda paylaşıyorum

Söz tariflere gelmişken çocuklar için birkaç tane paylaşalım:

Kakaolu Puding

Evdeki birkaç malzemeyi bir araya getirip karıştırarak pişirdiğiniz kakaolu puding, hazır puding paketini süte döküp karıştırmaktan daha zahmetli değil.

Malzemeler

1 yumurta
1 su bardağı toz şeker
4 çorba kaşığı un
4 çorba kaşığı kakao
1 ceviz büyüklüğünde tereyağı
1 litre süt

Yapılışı

Tereyağı hariç bütün malzemeleri bir tencereye alıp, ocağa koymadan önce el çırpıcısıyla 1-2 dakika karıştırın. Sonra orta ateşte çırpıcıyla sürekli karıştırarak kaynayana kadar pişirin. Kaynayınca ocağın altını kapatıp, tereyağını ekleyin ve karıştırın. Kaselere paylaştırıp soğuyunca buzdolabına koyun. (Krem karamel kaseleriyle 8 tane filan çıkıyor bu tariften.)

Patates Cipsi

Cips, bence hazır gıdaların en zararlılarından biri. Sadece fabrika aşamasında çok sayıda kimyasal katkı kullanılmakla kalmıyor, tarlada patatesin yetiştirilme sürecinden itibaren yoğun gübre ve ilaç kullanılıyor. Bu nedenle asitli içeceklerle birlikte, kesinlikle uzak durulması gereken bir gıda.

Malzemeler

1 yuvarlak orta boy patates
Tuz
1-2 tatlı kaşığı zeytinyağı

Hazırlanışı

1. Patatesleri dilimleyiciyle hazır cips kalınlığında doğrayın.
2. Tuz ve zeytinyağını ekleyip karıştırın.
3. Yağlı pişirme kağıdı serdiğiniz bir fırın tepsisine patatesleri düzgünce yayın. Birbirlerinin üzerine gelmesinler.
4. 200 derece fırında kızarana kadar pişirin. (Patatesler ince olduğu için kızarma süresi 20 dakikayı geçmiyor.)

Notlar

1. Patates miktarını patatesler üst üste gelmeyecek şekilde ayarlayın. Fazla patates koyarsanız kıtır olmaz.
2. Onuncu dakikadan sonra fırına dikkat edin. Patatesler ince oldukları için aniden kızarabiliyorlar.
3. Patates cipsini kırmızı biber, kekik gibi çeşitli baharatlarla da çeşnilendirebilirsiniz.

Ketçap

Ketçap yapmadan önce internette biraz tarif araştırması yaptım. Ama tariflerin hiçbirisini kullanamadım. Denk geldiğim tariflerde, sarımsak, soğan ve bolca baharat vardı. Benim yakalamaya çalıştığım tat ise piyasada satılan ketçapa yakın olmalıydı çünkü oğlum onu istiyordu. Sonunda bu tarifi geliştirdim ve oğlumun yanı sıra birçok kişinin de lezzet testinden geçtiği için gönül rahatlığıyla paylaşıyorum

Malzemeler (200-220 gr ketçap için)

500 ml. domates suyu/5-6 olgun domatesten çıkıyor
200 ml. su
1 çorba kaşığı dolusu nişasta
1,5 çorba kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı sirke
1 çorba kaşığı domates salçası
2 çorba kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz

Yapılışı

1. Domatesleri dört parçaya bölerek katı meyve presinden geçirin. (Katı meyve presi yoksa, domatesleri ikiye bölüp rendeleyerek de suyunu çıkarabilirsiniz. Ama bu şekilde yaparsanız, sonra tülbentten geçirmeniz gerekir.)
2. Çelik bir tencereye tuz hariç tüm malzemeleri koyup kaynayana kadar karıştırarak orta ateşte pişirin.
3. Kaynadıktan sonra karıştırmayı bırakın, kısık ateşte sos iyice koyulaşana kadar pişirin. (En az yarım saat sürüyor.)
4. Ocağın altını kapatmaya yakın tuzunu ekleyin.
5. Soğuduktan sonra bir cam kavanoza alıp, buzdolabında saklayın.

Not

- İlk denemede 1,5 çorba kaşığı nişasta kullandım. Bu ölçüyle kıvamı puding gibi oldu. İkinci denemede daha akışkan olsun diye nişasta miktarını 1 çorba kaşığına düşürdüm. Tercih sizin, ikisinin de tadı aynı sadece kıvam farkı var.
- Tarifi ilk paylaştığımda "nişastalı olduğu için buzdolabında uzun süre beklerse kıvamı bozulabilir" diye yazmıştım. Ama bizim yaptığımız bir aya yakın bekledi ve kıvamı bozulmadı. İkinci denemede daha cesur davranıp 2 litre domates suyu+su ölçüsünden yaptım. Siz de yukarıdaki ölçüleri oranlayıp daha çok miktarda yapabilirsiniz.
- Domates mevsimi bittiği için bundan sonraki ketçap denemeleri kışlık domates sosuyla olacak.

Atıştırmalık Nohut

Haşlanmış nohutları bir tavaya alın, üzerlerine biraz tuz serpin. Orta ateşte tavayı sallayarak dış kabukları hafifçe sertleşene kadar pişirin. Beş dakika kadar sürecektir. Ocaktan aldıktan sonra, hem soğutmak, hem de varsa kalan nemini almak için bir iki dakika kağıt havlu üzerinde bekletin.

Buzlu Çay

Malzemeler

4 demlik poşeti çay
500 ml. kaynamış su
5 çorba kaşığı toz şeker
2 adet limonun suyu
8-10 yaprak taze nane

Hazırlanışı

Kaynamış suyla çayı bir tencerede 5 dakika demleyin. Poşetleri süzerek tencereden alın. Çay sıcakken şekeri ekleyip karıştırın. Şekerli çay soğuyunca (ya da en azından ılık olsun) limon suyu ve naneleri tencereye ekleyin. Bu haliyle buzdolabında en az 1-2 saat bekletin. (Zamanınız varsa akşamdan yapıp sabaha kadar bekletebilirsiniz, o zaman nane aroması daha güçlü oluyor.) Karışımı süzerek tencereden bir sürahiye alın ve üzerine 1 litre soğuk su ekleyip karıştırın.

Not

-Bu şeker miktarı yetişkinlere göre, çocuklar için yaparken şeker miktarını biraz daha artırıyorum.

Limonata



Bu limonatanın gizli malzemesi salatalık
Malzemeler
2 su bardağı toz şeker
2 su bardağı kaynamış su
7 limon suyu
1-2 salatalık

Hazırlanışı

Önce bir tencerede toz şekeri, sıcak suyla karıştırın ve eritin. Limonların suyunu sıkıp, ılık şerbetin üstüne dökün. Kabuklarını soyduğunuz salatalığı rendenin ince tarafıyla rendeleyerek karışıma katın. Bu limonata özütünü en az 1-2 saat buzdolabında beklettikten sonra, tülbentte süzün. Bu karışımın üzerine 1,5 lt. su ekleyerek limonatanızı hazırlayın. Bir seferinde hepsini tüketmek istemezseniz, özütün yarısını kullanabilirsiniz. Yarısını kullandığınızda 750 ml. su ekleyin.

Notlar

Bu tarif çocukların damak zevki doğrultusunda biraz şekerli sayılabilir. Daha az şekerli sevenler şeker miktarını azaltabilirler.

Sütlü Kabak Çorbası

Blogun en çok tıklanan tarifi olan Sütlü Kabak Çorbası, evde kalan kabakları değerlendirmenin güzel bir yolu olabilir.

Malzemeler (6-8 kişilik)

3 adet kabak (soyulmuş ve rendelenmiş)
2 çorba kaşığı tereyağı
1 çorba kaşığı zeytinyağı
3 çorba kaşığı tepeleme un
5 su bardağı su
Tuz
Birkaç dal dereotu (dallarından ayrılmış, sadece ince yaprakları kullanılacak)

Yapılışı

1. Çorbayı pişireceğiniz tencereye yağları ve unu alın ve unun kokusu çıkana kadar kavurun.
2. Sütü azar azar ekleyip, kaynayana kadar sürekli karıştırın.
3. Rendelenmiş kabakları sütlü meyanenin üzerine ekleyin ve birkaç dakika arada karıştırarak pişirin.
4. Suyu ekleyin ve kaynayana kadar karıştırın.
5. Çorba kaynadıktan sonra 15 dakika kadar kısık ateşte ocakta tutun.
6. Ocağın altını kapatıp tuzu ve dereotunu ekleyin.
7. Çorbayı blendırdan geçirin.

Sütlü Patatesli Mercimek Çorbası

Mercimek çorbası kızımın tartışmasız favorisi. Bu tarif de klasik mercimek çorbasına çeşitleme getirme ihtiyacından doğdu ve çocuklar beğendi

Malzemeler (8-10 kişilik)

1,5 su bardağı kırmızı mercimek
1 adet doğranmış kuru soğan
3 çorba kaşığı zeytinyağı
1 patates(Rendelenmiş)
1 çorba kaşığı domates salçası
1 bardak süt
6-7 bardak sıcak su
Tuz

Yapılışı

1. Kırmızı mercimeği yıkayın ve süzün.
2. Çorbayı pişireceğiniz tencerede yağ ve soğanı kavurun.
3. Salçayı ekleyip biraz daha kavurun.
4. Süzdüğünüz mercimeği tencere alın, rendelenmiş patatesi ekleyin, birkaç kez çevirin.
5. Sütü ve 4 bardak sıcak suyu ekleyip, mercimekler dağılana kadar kaynatın. Çorba suyunu biraz çekecektir.
6. Çorbanın çektiği su miktarına göre 1 veya 2 bardak sıcak suyu ekleyip, bir iki dakika daha kaynatın.
7. Piştikten sonra tuzunu atın ve çorbayı blendırdan geçirin.

Çocukları Hazır Gıdalardan Uzak Tutmak

Aslında Ne Yiyoruz?

İştahsız Çocuklar ve Çocuklarda Yemek Eğitimi

www.yemekyolculugu.net
www.twitter.com/yemekyolculugu


 

2013-10-31
Bu yazı 2927 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin