Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Sadece Rüzgar’ın değil ama Yemekevi.tv’nin de annesi Fatoş’un çabalarını uzun zamandan beri ilgi ve takdirle izliyorum. Sıfırdan, büyük emeklerle kurduğu sitesini eşiyle birlikte en güzel yerlere getirebilmek için var gücüyle çalıştığını görüyor, bu emeklerinin boşa çıkmayacağını da gönülden hissediyorum.

Onunla aramızda çok güzel bir bağ var, biz kader birliği yapıyor, birbirimize her konuda destek vermeye çalışıyoruz. Arkamızda kocaman ekipler, büyük firmalar falan yok, belki de bu yüzden yapılan onca harika iş henüz olması gerektiği kadar büyük bir kitleye ulaşamıyor.

Her alanda olduğu gibi internet dünyasında da sık sık karşılaşılan egoist renklerde ve bencil modellerde elbiseler yok üzerimizde. Faydalı ve anlamlı çabalar içinde olan herkesi duyurmak bizler için olması gereken. Yani ben yemek üzerine çalışıyorum, aynı konudan kimseyi anlatamam, duyuramam diye kasmıyoruz kendimizi.

Hep beni okusunlar, hep beni tıklasınlar, dünya benim etrafımda dönsün gibi dertlerimiz de yok. Biliyoruz ki amaç ve gönül birliği yapınca her şey hepimiz için daha güzel olacak...

Sevgili Fatoş ve Fuat dilerim tüm hayalleriniz gerçek olsun. Emin olun, bu kadar iyi niyetli emek yemekevi.tv’yi harika yerlere taşıyacak..

1-Önce Fatoş’u tanımalıyız. Biliyorum ki Fatoş mücadele ve kararlılıkla bugünlere geldi. Okuyuculara kendini ve şimdiye kadar yaptıklarını anlatır mısın.

Yedi çocuklu bir annenin bir çocuklu kızıyım. Karadeniz’in küçük bir köyünde çiftçi bir anne babanın yedi çocuğundan biriyim. Teknolojiyle en son tanışan bir evde doğdum, büyüdüm. Köyde yaşayınca hayat, zorlukları ve bunlarla mücadele etmeyi öğretiyor insana. Hem okuyup hem çalışmak, çocukluğumdan beri benim hayatımın bir parçası oldu her zaman. Küçüklüğümden itibaren içimde hep bitmeyen bir enerji vardı. Bu enerji beni farklı bir şeyler yapmaya, başarmaya itti. Kendine yetemeyen “bir ben” yaptı beni. Karnem hep pek iyilerle doluydu. İlkokul sıralarında sürekli şiirler yazan, hep anlatacak bir şeyleri olan bir öğrenciydim. Ortaokul da öyle… Ticaret meslek lisesini birincilikle bitirip 17 yaşında üniversiteli yaptı bu azim ve mücadele… Maddi imkansızlıkların bile üstesinden geldi…

 

İlk tercihim olan Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü’nü ilk senemde kazandım. Üniversite arkadaşlarım arasında en küçük bendim. İmza yetkim olmadığı için imzalanması gereken bütün belgeleri babama gönderiyordum memlekete…

Üniversite eğitimim boyunca yine hem çalıştım hem okudum… TRT ve TÜBİTAK’ın çeşitli projelerinde çalıştım. Okul bitip de iş hayatına atılınca TRT’de yapımcı yardımcılığı, sektörel dergilerde editörlük, yazı işleri müdürlüğü görevlerini yaptım. Yaptığım işleri hep çok sevdim ve çok şey öğrendim… Ama “Bir şeyler yapmalıyım” dedirtiyordu içimdeki o enerji bana. Yaptıklarım yetmedi çoğu zaman. İnterneti çok sevdim… İnternet tabanlı işleri de. Yazmayı, çizmeyi, gezip gördüklerini anlatmayı, yemeyi içmeyi de… Hal böyle olunca kendimi lezzetli bir girişimin içinde buldum. 2007’de eşimle birlikte videolu yemek tarifleri sitesi www.yemekevi.tv’yi hayata geçirince, “İşte bu dedim… İçimdeki ses bana bu projeyi yaptıracaktı demek” Aslında ben “önce kendimi yarattım, sonra Yemekevi.tv’yi…”

Ben de annem gibi bir köy kızıyım. Köyde doğdum, büyüdüm. Tozunu toprağını, havasını suyunu, işini gücünü iyi bilirim. İyi ki de köy yaşantısının bütün güzelliklerini tattım. Toprakla uğraşmanın, üretimin bir parçası olmanın gücünü hep yüreğimde taşıdım. Okudum üniversiteli oldum. Aşka düştüm sevgili oldum. İmza attım Fuat’ın eşi oldum. Çok istedim girişimci oldum. İçimdeki sesin peşine düştüm www.yemekevi.tv’imin yaratıcısı oldum. Ansızın gelen “Rüzgar”ımın annesi oldum… En önemlisi “Annemin Kızı” oldum…

2-Yemekevi.tv’nin hikayesini fikir aşamasından başlayarak okumak istiyoruz. Binlerce konu varken neden yemek?

Yemekevi.tv eşim Fuat Şahin ve benim birlikte projelendirdiğimiz bir internet televizyonu. Biz yemek yapmayı, yemek yemeyi ve güzel yemeklerin olduğu kalabalık bir sofrada sohbet etmeyi seven karakterde insanlarız. Yemeğe olan ilgimizle birlikte her ikimiz de yaptığımız işlerden büyük keyif alıyoruz. Eşim kameraman ben de yeme içme ve turizm sektöründe çeşitli dergilerde yazı işleri müdürlüğü yaptım. Yemekevi.tv, hobimiz ve mesleğimizin buluşma noktası oldu.

Yemekevi.tv’den önce aslında bir yemek programı projemiz vardı. Ama televizyon programlarını kaçırdığınız zaman tekrarı yok, takip etmek çok mümkün olmuyor. Özellikle çalışan insanlar için bu programlar çok da çekici değil. Dolayısıyla biz yayını hiç bitmeyen bir yemek televizyonunu neden internet ormanına taşımayalım düşüncesinden yola çıktık. Yemeğe olan ilginin artması, insanların artık yemeği bir hobi olarak görmesi yeni projelere olan ihtiyacı da beraberinde getirdi. Biz de bu ihtiyaca cevap vereceğini düşündüğümüz siteyi hayata geçirdik. Bu site, aslında güzel bir birlikteliğin yaratıcı fikirlerle buluşması…

Site henüz yayına girmeden 1 ay önce çekimleri yapmaya başladık. 5 yıldızlı oteller projemize büyük destek verdi ve mutfaklarını açtılar, en özel yemeklerini bizler için yaptılar. Zaten bu işin içindeyiz, her şeyi düşünmüştük. Site açılmadan önce en ince detaylarına kadar çekimlerin nasıl olacağını planlamıştık. Eşim yıllardır bu işi yapıyor, ben de sektörün içindeyim. Her ne kadar televizyoncu olsak da, internet ortamında insanlara nasıl daha rahat ve basit olarak anlatabiliriz diye düşünüp video çekim formatlarımızı ona göre belirledik. Kısa bir sürede insanlara yemek tarifi verebilmeliydik. Biz bir taraftan yemek çekimlerini yaparken, diğer taraftan sitenin tasarımı yapılmaya başlandı. İnsanları sıkmayacak, göze hitap edecek ve videolu bir site olduğunu gösterebilecek bir tasarım yaptık.

Yemekevi.tv, bir anlamda “Girişim de yaparım, çocuğuma da bakarım” diyen girişimci bir annenin, büyütmeye çalıştığı diğer çocuğu gibi. Hem 3.5 yaşındaki oğlum Rüzgar’ı büyütüyorum hem de Yemekevi.tv’mizi… Muhabbet Sofrası köşemde bir kadının, bir annenin girişim, yemek, gezi maceralarına da değiniyorum zaman zaman. Yemekevi.tv bu anlamda hem bir internet televizyonu hem de blog özelliği taşıyor.

3-Siteyi daha önce ziyaret etmemiş olanlar için içeriği ve amacını özetler misin.

Yemekevi.tv’nin amacı Türkiye’nin en keyifli yeme-içme sitelerinden biri olmak. Sitemiz 2007 yılında yayın hayatına başladığında videolu yemek tarifleri içerikleriyle büyük ilgi topladı. 5 yıldızlı otellerin aşçılarının anlatımlarıyla hazırlanan tarif videoları dışında, ev hanımları, çalışan bayanlardan da tarifler var. Bütün içeriklerimiz yemeklerden oluşmuyor. Yemek tarifleri dışında farklı videolu içerikler hazırladık. Mesela Nuray Sayarı izleyicilerimiz için burçların yemek özelliklerini anlattı. Ayrıca sağlıklı beslenme üzerine bilgilendirici videolarımız var. Türkiye’nin en keyifli yemek içme sitesi olmayı hedeflediğimiz için yemek dışında pratik bilgiler, öneriler, röportajlar, kokteyller, sağlıklı beslenme, burçlar ve yemek gibi eğlenceli içerikler de hazırladık. Sadece tarif paylaşmak değil, yemek yerken sağlıklı bir şekilde beslenme eylemini gerçekleştirmek de çok önemli. Diyetisyenimizin sağlıklı beslenme videoları ile izleyicilerimizi bilgilendirmeye çalıştık. Kokteyl tutkunlarını da unutmadık, onlar için videolu kokteyl tarifleri çekip yayınladık.

Sitemizi, kadın erkek ayrımı yapmadan bütün yemek severlerin ilgiyle takip ettiği, öneri ve paylaşımlarıyla renklendirdiği, kendinden bir şeyler katıp, kendini o ailenin bir parçası hissettiği bir sosyal mecraya dönüştürmeyi amaçlıyoruz aynı zamanda. İlerleyen zamanlarda Muhabbet Sofrası köşemde, yemeğe dair her şeyi paylaşıyor olacağız…

4-İnternet kullanıcılarının tarif bulabilecekleri çok fazla blog ve site var. Nedir sence insanları yemek konusunda hem anlatmaya, hem de öğrenmeye iten sebepler.

Yemek bir keyif işi... Yemek yapmayı, yemeyi ve o yemeğin nasıl yapıldığını bilmek isteyen insanlar genelde bloglarda, sitelerde buluşuyorlar. Biz Yemekevi.tv ile yediği ve yaptığı yemekleri paylaşan insanların oluşturduğu bir platform oluşturmak istiyoruz. Yemek paylaşıldıkça güzel çünkü. Ve insanlar yemek konusunda öğrenmeye çok meraklı. Yeni, pratik ve yaratıcı lezzetler her zaman ilgi görüyor. Doğal ürünlere, mutfak kültürümüze ilgi duyan, sağlıklı beslenmek adına araştırmalar yapan büyük bir çoğunluk “yemek” paylaşımlarının olduğu site ve bloglarda bilgi ve birikimlerini paylaşıyorlar.

5-Sitede kaç adet tarif ve video birikti şimdiye kadar? En çok tıklananlar hangileri?

Sitede yaklaşık 2000 adet tarif birikti. 300 tane de videolu içeriğimiz var. Bu 300 videonun içinde sağlıklı beslenme, kokteyller ve Nuray Sayarı’nın burçların yemek özelliklerini anlattığı videolar var. En çok tıklananlar Yemek tarifleri ve Burçlar ve yemek videoları. Tarifler arasında ise birinciliği Mercimek Köftesi almış durumda. Çerkez Tavuğu ikinci, Çiğ köfte ise üçüncü sırada. Ayrıca, Muhabbet Sofrası köşesindeki hediye kampanyaları da çok tıklanıyor.

6-Bence yemekevi.tv’nin en büyük özelliği videoları. Aşamaları ile bir yemeğin yapılışını seyretmek şüphesiz çok daha anlamlı. Tariflerin anlatıcılarını nasıl seçtiğinizden, video çekim aşamalarından kısaca videoların yapım hikayelerinden bahsedebilir misin.

Yemeklerin çekimini kameraman olan eşim Fuat Şahin yapıyor. Tarif alacağımız aşçılara birlikte karar veriyoruz. İstanbul’daki 5 yıldızlı otellerin şefleri, aşçıları ve pastacıları anlatıyor tarifleri. Bazen de yemeğe meraklı çalışan bayanlardan da tarif alıyoruz. Bize ulaşıp, tarif vermek istediğini belirten takipçilerimiz oluyor. Önce onlarla yüz yüze görüşüp neler yapabileceğimiz belirliyoruz. Video çekimi olacağı için çekim mekanı da önemli. Mutfağın çekim için uygun olup olmadığına bakıyoruz. Bu durum oteller için de geçerli. Çünkü iki kamera ile çekim yapıyoruz. Işık kuruyoruz.

 

Yemek çekimlerini genelde hafta sonları eşimin bir günlük tatilinde gerçekleştiriyoruz. Birlikte gidiyoruz çoğu zaman. Eşim hem yönetmenliğini, hem kameramanlığını yürütüyor. Ben yemeklerin fotoğraflarını çekiyorum. Çok prodüksiyonlu bir iş aslında. Aşçılar ilk defa kamera karşısına geçtikleri için çok heyecanlanıyorlar. Onlarla bu heyecanı yaşıyor olabilmek çok güzel. Bazen bütün bir günümüz otel mutfağında geçiyor diyebilirim. Profesyonel bir iş yapıyoruz ve en iyisini yapmak için büyük çaba harcıyoruz. Her çekim kaseti bizim için bir hazine gibi. Montaj aşamasını da atlatıp videolar elimize ulaşınca dünyalar bizim oluyor. Nur topu gibi yeni videolarımız, tariflerimizle çok mutlu oluyoruz. Onları yayına alabilmek büyük heyecan ve mutluluk veriyor bize.

Çocuk doğduktan sonra çekimlere oğlumuzu da alıp gittik birkaç kere. Bazı videolarımızda oğlumuzun çığlıklarını duymak mümkün. Çekim alanında yaptığı yaramazlıklar, emekleyerek tripodu kurcalaması, kablolara dolanması, odada kapalı kalmaktan sıkılıp çığlığı basması gibi keyifli girişim macerası da biriktirdik.

7-Kimlerin yemek videolarının mutlaka olmasını istersin? En beğendiğin yemek ustaları kimler, neden?

Sevgili Zümrüt, elbette senin videolarının olmasını isterdim. Çünkü sitemizde “çocuk yemekleri” bölümü ilgiyle takip ediliyor. Hem de bir anne olarak senin tariflerine bayılıyorum. Pratik, yaratıcı ve doğal… Paylaştığın her tarif için “Zümrüt yine harikalar yaratmış, nasıl da yaratıcı” demekten kendimi alamıyorum. Ayrıca Oktay Usta’nın tariflerinin de olmasını isterdim. Oktay Usta, işini çok seviyor, doğal, samimi buluyorum. Elif Korkmazel’i de beğeniyorum. Pratik, evde kolayca uygulanabilir yaratıcı tarifler sunuyor. Ayrıca Türk mutfağı için önemli çalışmaları bulunan Vedat Başaran’ı da kamera karşısına çıkarmak isterdim. Vedat Bey’in sözü vardı ama yoğunluktan gerçekleştiremedik.

8-Yemekvi.tv her gün tıklanması gereken bir site çünkü.... (?)

Her gün yeni tariflerle iştahları kabartıyoruz. Mutfağa dair pratik bilgiler paylaşıyoruz. Dışarıda yemek yemek isteyenler için mekan tavsiyelerimiz var. Bugün ne pişirsem diyenler için günün menüsünü sunuyoruz. Yeni tarif videoları ile televizyon keyfi sunuyoruz. Sorularınıza cevaplarımız var. Muhabbet Sofrası köşesinde sürpriz hediyeler dağıtıyoruz. Fatoş ve Fuat’ın yemek evinden samimi paylaşımlarımız var.

9- Site ile ilgili ne gibi hedeflerin var? Peki hayallerin?

Eşimle hayalimiz sitemizin herkesin “yemekevi” olması… Yani bizim sahiplendiğimiz gibi pek çok kişinin sitemizi sahiplenip, paylaşımlarda bulunması… Bundan bir yıl önce hedefimiz sitemizi yenilemek, yenilenen yüzümüzle yeniden can bulmaktı. Şubat 2012 itibariyle yepyeni bir tasarımımız ve pek çok yeni içeriğimiz oldu. Bu yenilik bizim için çok önemliydi. Çünkü çocuktan dolayı biraz ara vermek durumunda kalmıştık. Şimdi oğlumuz Rüzgar’la birlikte büyütüyoruz sitemizi. Yemekevi.tv, bunu çoktan hak etti. Şimdi sanki yeni açılmışız, bu sektöre yeni girmişiz gibi heyecan duyuyoruz. Bu heyecan hep taze…

Yemekevi.tv bizim çocuğumuz gibi… Eşimle birlikte büyük emek harcıyoruz. İki kişilik bir ekibiz aslında… Yemekevi’mizin büyüdüğünü görmek istiyoruz… Hedefimiz, Yemekevi.tv’nin gerçek anlamda Türkiye’nin en keyifli yeme-içme sitesi olması. Bunun için okuyucularımızın, izleyicilerimizin kendilerini bu ailenin bir parçası hissetmesini sağlamaya çalışıyoruz…

10-Bu sıralar Anaokulu Serisi hediyelerin oluyor... Okul öncesi çocukları olan anneleri haberdar edip, şu andaki ve sonra gelecek hediye planlarından bahsedelim.

Yemekevi.tv’yi yenilemenin şerefine, sitenin girişimci annesi olarak “Anaokulu dergisi seti”ni hediye etmek istedim. 8 set, şanslı takipçilerime ulaştı. Son bir set kaldı… Onu da bu hafta hediye edeceğim. Anneler gününde, Antik Otel’de brunch hediye ettim. Özel tasarım kurabiyeler de vardı hediyelerimiz arasında. Anaokulu setinden sonra yine çocuklara ve annelere yönelik hediyelerim olacak. Bunları ilerleyen zamanlarda paylaşacağım. Hediyelerde sadece anne ve çocuk kısıtlaması yok aslında. Konaklama, güzel bir mekanda akşam yemeği ve yemek tarifleri klasörü hediyesi var en yakında…

 

11-Ve anne Fatoş’u anlatsana... Oğlun Rüzgar’la olan yaşamın, özellikle yemek maceralarınız... Neleri sevip, neleri katiyen yemediği... Anneliğin hayatındaki yeri... Anlat her şeyi.

Bana sen kimsin diye sorduklarında “Anne Fatoş”um diyebilirim… Hakikaten öyle. Çünkü çocuk doğduktan sonra “Fatoş” gitti “Anne Fatoş” geldi… “Anne” sıfatı bir kadına takılan en güzel taç gerçekten. Zor yanları yok değil, var elbet… Ama çok keyifli. Her geçen gün yeni bir şeyler öğrendiğim, hayata çocukça bakabildiğim, çocuk olabildiğim, sokakta onunla birlikte hoplaya zıplaya yürüdüğüm, kendime yeni bir ben kattığım, daha iyi yemek yaptığım, daha pratik olduğum bambaşka bir dünya… Sabah gözümü açtığım andan itibaren her gün başka bir macera…

Gelelim Rüzgar’la yaşamaya… Adı gibi… Esiyor hayatımda. Ben O’nu Aşkımın Rüzgar’ı diye seviyorum. Çünkü öyle… Güzel bir aşkın bebeği O… Tabii bir de Yemekevi.tv’nin bebeği… Müthiş bir gelişmiş damak tadı var. Lezzetli yemekleri keyifle yiyor. Tadını beğenmediklerini, “güzel olmamış, sevmedim” deyip yemiyor. Dışarıda, keyifli bir mekanda yemek yemek de çok mutlu ediyor Rüzgar’ı… “Bi daha bu restorana yemek yemeye gelmeyelim, yemeklerini beğenmedim” dediği de oluyor.

 

Bütün gün onunla birlikteyiz… Gözünü açtığı andan itibaren yemek maceramız başlıyor. “Anne hadi kalksana, yemek hazırlasana, acıktım acaba ne yiyebilirim, evde yiyecek ne var” cümlesi en çok kullandıkları arasında diyebilirim. Kahvaltıda pankek, krep, yumurta ve kaşar peynirini çok seviyor. Ama beyaz peynirle arası pek yok. Krebi, pankeki birlikte çırpıyoruz onunla. Mutfak işlerine pek meraklı. Nasıl yapıldığını merak ediyor. Her aşamasına katılmak istiyor. Bazen pişerken ki halini merak ediyor. Boyu yetişmediği için kucağıma alıp gösteriyorum.

Tiramisu’ya bayılıyor. O kadar çok seviyor ki, bir oturuşta 3-4 dilim yiyebilir. O yüzden çok sık yapmıyorum, çünkü bitirene kadar buzdolabına kadar bin sefer yapıyor.

Onunla poğaça, mantı yapıyoruz bazen. O’na bir tane küçük oklava aldım. Oturuyoruz masaya, hem sohbet hem oyun derken bir bakmışız mantı, poğaça yapmışız…

Evden çalıştığım için sıkılıyor bazen. “Sana niye bu kadar iş veriyorlar, vermesinler” diye sitem ediyor. O’na Yemekevi.tv’miz için olduğunu anlatıyorum. Rüzgar’dan sonra tam anlamıyla girişimci anne oldum. “Çocuğuma da bakarım, projemi de yaparım” benim sloganım oldu. Doğduğu günden itibaren hep birlikteyiz oğlumla. Tam anlamıyla “anne” oldum diyebilirim. Tabii ki hala öğreneceğim çok şey var. Yanlışlarım, yanlışlardan öğrendiğim doğrularım oldu bu süreçte. Oğlumu ben büyüttüm, iş hayatına ara verdim. O’na yatırım yapmayı tercih ettiğim için bir dönem Yemekevi.tv ikinci planda kaldı…

Eşimin de benim de ailem İstanbul dışında olduğu için zorluk çektiğim oluyor. Çünkü Rüzgar’ı bırakabileceğim, güveneceğim kimse yok. Çocuk için de zor… O da insana, arkadaşa, dedeye, babaanneye, anneanneye ihtiyaç duyuyor, onları özlüyor. Olabildiğince gitmeye çalışıyorum büyüklerimizin yanına. Hem Ordu’ya hem Mardin’e… Orada da başka başka hayatlar var. Benim ve babasının doğduğu yeri bilmesi, büyüklerini sevip sayması, ailenin ne demek olduğunu öğrenmesini de istiyorum. Oğlumun duyarlı ve mutlu bir çocuk olmasını istiyorum en çok da… Bunu her fırsatta hatırlatmaya çalışıyorum kendime…

12-Ve bize Rüzgar’ın ennn favori tarifini verirsen çok seviniriz. Belki diğer çocuklar da severek yer ve anneler çok mutlu olur.

Rüzgar da her çocuk gibi makarna, köfte, tavuk çok seviyor. Fakat sebze yemekleri ile de arası çok iyi. Özellikle sarmaya bayılıyor. En favori yemeklerinden diyebiliriz. Sarmanın her çeşidini, etlisini, etsizini yiyor. Ama ben özellikle gerekli protein ve vitaminleri alması açısından etli yapmaya çalışıyorum. Rüzgar, çok sevdiği için bol bol karalahana, yaprak, beyaz lahana ve göbek marul sarması yapıyorum. Rüzgar’dan önce bu kadar sık sarma yapmazdım. Çünkü ciddi zaman alıyor. Yapınca öyle küçük bir tencere ile yetinmiyoruz çünkü tam bir sarma canavarıyız ailecek. Oturup bir gün boyunca sarma sarıyorum desem yalan olmaz Ben sarmayı etli, ekşili Mardin usulü seviyorum. Bir Karadenizli olmama rağmen bir yanım Mardinli oldu artık.

Oğluma geçenlerde göbek marul sarması yaptım. Öyle çok sevdi ki tencerenin dibine ve üstüne koyduğum marul parçalarını bile ekmek bandıra bandıra yedi… Sizlerle bu tarifi paylaşacağım. Umarım bizim gibi bütün anneler ve çocuklar sever…

ETLİ SUMAKLI GÖBEK MARUL SARMASI

MALZEMELER:

2 adet göbek marul
2 su bardağı pirinç
350 gram tavla zarı büyüklüğünde doğranmış dana eti
1 yemek kaşığı biber salçası
1.5 yemek kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı silme karabiber
1 tatlı kaşığı silme pul biber
1 tatlı kaşığı isot
1 çay kaşığı yenibahar
1 yemek kaşığı sumak
1 tatlı kaşığı limon tuzu
1 çay bardağı sıvıyağ
Yarım bağ maydanoz
Tuz

HAZIRLANIŞI:

Göbek marul yapraklarını ayırıp bir derin bir kaba koyun. Üzerine kaynar suyu döküp 2-3 dakika bekletip, soğuk suya alın. Süzgece koyup suyunu süzdürün. İçi için, maydanozları ince ince doğrayın. Pirinçleri yıkayın. Yarım çay bardağı suyun içinde limon tuzunu eritmeye bırakın. Pirinci derin bir kaba alın. Et, salça, baharatlar, sumak, maydanoz ve sıvıyağı ilave edip iyice karıştırın. Bütün malzemelerin birbiriyle özleşmesini sağlayın. Limon tuzlu suyun yarısından fazlasını da ekleyip karıştırın.

Göbek marul yapraklarına, büyüklüğüne göre, hazırladığınız içten içine bir miktar koyup sarın. Pirinçler çiğ olduğu için çok fazla iç koymamaya dikkat edin. Lahanalar bitene kadar sarma işlemine devam edin. Tencerenin dibine marul yapraklarından serin. Sarmaları güzelce dizin. Sarmaların üzerine bir yemek kaşığı sumak ve sıvıyağ gezdirin. Kalan limon tuzlu suyu da ekleyin. Dilerseniz sarmaların üzerine küçük bir porselen tabak kapatabilirsiniz. Sarmalarınızın dağılmasını önler. Sarmaların üzerini aşacak kadar sıcak su ilave edin. Kapağını kapatın. Kaynamaya başladıktan sonra altını kısıp 40-45 dakika pişirin. Suyunu çekerse su ilave edin. Sıcak olarak servis yapın.

Not: Eğer ekşili sevmiyorsanız limon tuzu ilave etmeyebilirsiniz.
Sumak sarmanıza muhteşem bir lezzet ve renk katacaktır.

Afiyet olsun.

Yiyorumbuyuyorum.com’u çok seviyoruz ailecek… Sağlıklı, doğal, pratik tariflerini, girişimci Annesi Zümrüt’ü, köşe yazılarını… Kısacası her şeyini… YiyorumBuyuyorum’da, bizi bu ailenin bir parçası kabul ettiğiniz ve kendimizi anlatmamıza katkıda bulunduğunuz için çok teşekkür ederiz. Herkese lezzetli, sağlıklı, bol gülücüklü, mutlu, huzurlu günler dileriz.

 

2012-06-02
Bu yazı 2605 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin