Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Hersey hamileliğimin son iki ayında bir blog açmamla başladı. Yıllardır blog okurdum, kendim de yazmayı çok isterdim ama ne yazacağım bilemezdim. Hamileliğimin başından beri severek okuduğum bloglarla gaza gelip 32.haftada bir blog açtım. İlginçtir, daha blog oluştur butonunu tıklarken hayatımın yeni bir döneme girdiğini hissetmiştim. Öyle de oldu.

 Gebelikle başlayan blog maceram 4.5 yaşında. http://hulyanintunasi.blogspot.com/  Bu surecte yaşadığım, hissettiğim, okudugum pek çok şeyi paylaşmaya çalıştım. Şimdi geçmişe dönüp baktığımda bebeğimin gelişiminden çok kendi gelişimimi yazmışım. Çünkü anneliğin öğrenilen bir sureç oldugunu dusunuyorum. Bebek büyütürken siz de evriliyor ve gelişiyorsunuz; yenileniyor, öğreniyor ve unutuyorsunuz. 

 

 
Oğlum Tuna 4 yaşını geçti. "Aşk" sözcüğünün yetersiz kaldığını hissediyorum. Kelimelere, hatta bazen yüreğime sığdıramayacak kadar çok seviyorum onu.  Her anne kadar çok, her anne kadar eksik... 
 
Her sevgi gibi annelik de gel-gitlerle dolu. Çok sevmekle özgur olmak arasında gidip gelen bir anneyim. Özgürlüğüme düşkünüm ve özgür olmak isteyen birinin yapması gereken en son şey çocuk sahibi olmak. Bu ironiyle başa çıkmaya çalışmak bile insanı ermiş yapmaya yeter :)

Şaka bir yana annelerin (ve tabi babaların) kendi yaşamlarını unutmadan ve ihmal etmeden ebeveynlik yapmalarını destekliyorum. Çocuk odaklı yaşamın, çocuklar büyüdükçe anne-babaya zarar vereceğini düşünyorum. Bu yuzden büyük bir fedakarlık gostererek işini bırakan annelerin, en geç 1 yaşından sonra işe dönmelerini oneriyorum. Zira bebeğin size ihtiyacı yıllar içinde azalacaktır ve annelik bir meslek haline gelince çocuğa zarar verir kanısındayım.
Tam da bu nedenlerle oğlum 1 yaşını geçince ne iş yapabilirim diye kara kara düşünmeye başladım. Gazetecilik mezunuydum ve İstanbul'da zaten kendi işimi yılalrca yapmış: medya sektörnden nefret ederek İzmir'e yerleşmiştim. İstanbul'da ya da başkentte yaşamıyorsanız medya sektöründe iş bulmanız neredeyse imkansızdır. Kaldı ki ben zaten o defteri çoktan kapatmıştım. Çok kararlıydım ama ne yapacaktım?

"İzmir tekstil kentidir" mottosundan yola çıkarak markalı bebek urunlerinin ihraç fazlası urunlerini toplayıp blog uzerinden satmaya başladım. İlk girişimim sadece blog uzerindendi yani. http://sanalbebekmagazasi.blogspot.com/    Alelacele alınmış, uzerinde cok dusunulmemiş bir blog adıydı. 
Ardından Tuna'yı buyuturken kullandıgım slingleri üreten atolyeyle anlaşıp slingleri de bloga koydum. İşin en zor ama en keyifli kısmı bundan sonra başladı. Zor olan slingin ne olduğunu anlatma kısmıydı. Şimdi bakmayın herkesin bildiğine; bundan 3-4 sene once binlerce anne ilk kez duydu ve okudu slingin ne olduğunu. Yazdığım onlarca yazı, yuzlerce yorum; yaptığım binlerce telefon gorüşmesi ve yazdıgım mailler işe yaramış olacak ki artık kadın forumlarında çok bilgili annelerin yazdıklarını okuyorum. Anneler artık bebek taşıma konusunda daha donanımlı. Urunun farkındalığını yaratmak, inanın bana, satmaktan daha zor. Normal şartlarda onyıllarca surmesi beklenen ezber bozma sureci, internet sayesinde sadece birkaç yıla inebiliyor. Yaşasın blogların ve sosyal medyanın gücü demek boynumuzun borcudur. 
 
 
Derken artık kurumsallaşma zamanı geldi ve 2011de şirketimi kurdum. Siteyi elden geçirip profesyonel bir gorunume burundum. Yaklaşık 2 yldır da slingler ve diğer bebek taşıyıcılar odaklı, ama totalde 3700 urun çeşidini bulundugu bir e-ticaret sitesi sahibiyim. 
Onumuzdeki yıl kendi sling markam ve tasarımımla yola devam edeceğim. Babywearing (yani bebeği slingle giyer gibi taşıma) konusunda workshoplar duzenleyip daha da yaygınlaşmasını sağlamak gibi hedeflerim de var.
 
Ve gelelim her şeyin başlangıç noktasına, miladıma, en kıymetlime, oğluma. Çoğu çocuk gibi yemek seçiyor. 6.ayda ek gıdalar geçtiğimizde sofradaki ete, balığa atlayan çocuk 15.aydan sonr ayavaş yavaş sevdiği ve sevmediği yemekleri ayırmaya başladı. Ben de haliyle yemesi gerektiğine inandığım şeyleri sevdiklerini içine eklemek gibi bir yonteme başvurdum :(

Etli, kabaklı mercimek çorbası, sebzeli pilav gibi menulerim var çokça. Hatta "erkekliğin onda dokuzu kaçmaksa anneliğin onda dokuzu kakalamaktır" gibi bir özlü sözün de sahibiyim. Kakalamayan anne yoktur bence. Neticede herseyi farkında olmadan da olsa yiyen, boyu-kilosu-sağlığı yerinde ama yemek seçen bir evladım oldu.

Mutfakta zaman geçirmeyi, sağlıklı yemekler yemeyi/yedirmeyi seven bir anne oldugumdan beni zorlamıyor bu durum. Her gun Tuna'nın seveceği, sağlıklı bir yemeği muhakkak yapıyorum. Kuruyemiş ve ayranı çok seviyor. Bu yuzden kabuklu ya da işlenmemiş kuruyemiş eksik olmaz bizde. Yoğurdumu eski usul evde mayalıyorum ve Tuna'ya bu yogurttan yaptıgım ayranı içiriyorum. Ekmeğimizi evde yapıyoruz uzun suredir. ( İtiraf: Eşim yapıyor :) Envai çeşit unu bulup getirip kendi karışımlarını yaratıyor. ) 

Doğumgünlerinde pastası dahil herseyi kendim yapıyorum. Aslında sağlıklı yemek tariflerimi topladıgım bir blog açtım ama istikrarsızlıktan aylardır tarif giremedim bloga. 
 
YB okurlarına çocuklarını dogumgunleri için çikolata topları tarifini vermek istiyorum. Cake pop dediğimiz toplara benziyor biraz. http://neyersenosun.blogspot.com/2012/04/saglkl-cocuk-cikolatas.html
 
Çikolata Topları
 
1 kg havuç
1 bardak dövülmüş ceviz yada fındık
1 çay kaşığı tarçın
1 yemek kaşığı tereyağı
1 kaşık şeker
yarım çay brd kadar su ve goz kararı pekmez
1 paket ufalanmış bisküvi (tercihen yulaflı ya da burçak)
Süsleme için hindistancevizi, dr oetker pasta susu
1 bar çikolata (kinder çubuklar bence çocuk için en uygunu)
 
 
 
Havuçları soyup rendeleyin.
Şekeri ilave edip çok kısık ateşte kapağını kapatarak pişirin.
Suyunu önce salacak sonra su tamamen buharlaşacaktır.Buharlaşırken pekmezi koyun. Pekmezin fazla pişmemesi gerekiyor. 
Suyunu tamamen çekince tereyağını ilave edip biraz kavurun.
 

Sonra tarçını ve kıvam alana kadar dövülmüş bisküviyi koyun.
Ceviz kadar toplar yapıp önce benmari uslü ertilmiş çikolataya; ardından hindistancevizi-pasta süsü karışımına bulayın. Eğer çikolataya bulamak istemiyorsanız pekmez ve biskuvi miktarını artırıp daha tatlı olmasını sağlayabilirsiniz. Ve sadece hindistan cevizine bulayıp bir kurdan saplayarak servis edebilirsiniz.

 www.tuniko.com

 

2012-09-25
Bu yazı 2468 kere okunmuştur.

Adadogaarslan

Ben zaten kendim blog yazdigim zamanlardan taniyorum Tuna'nin blog maceralarini simdi twitter ve instagrandan da takipteyim Bilincli anneleri takip etmek her zaman buyuk zevk

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin