Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Konuşan fotoğraflara bayılıyorum. Hele bunlar yemek fotoğrafları ise... Sonay Hanım’ın “Lezzet Defterim” adlı bloğunda da beni ilk çarpan bu güzel yemek fotoğrafları olmuştu. Fotoğraflar yemeklerin lezzetini o kadar güzel anlatıyordu ki, tarifi okumadan pas geçmek imkansızdı. Denediğim tariflerin hepsinin ayrı ayrı çok lezzetli olması beni hiç şaşırtmadı. Gözlerim beni yanıltmamıştı!

Sonay Sevil Özbal sıradan ve özensiz bir yemek bloğu açarak internet dünyasında yer işgal etmektense, birçok kişiye harika fikirler ve tarifler hediye ederek bu dünyanın gezginlerine güzel bir hediye vermiş oluyor bence.  Özel, lezzetli yemekler yapabilme derdiniz  ve bunları sevdiklerinizle paylaşma gibi bir isteğiniz varsa eğer “Lezzet Defterim” düzenli olarak ziyaret etmeye değer bir adres. Şiddetle tavsiye ederim.

Sonay Hanım sevgi tozu hayatınızdan hiç eksik olmasın. Takipteyiz!
 

*Lezzet Defterim sadece bir yemek bloğu değil, gezi notları, tanıtımlar ve günlük tadında yazıları da var içinde. Bloğunuzun hikayesini öğrenmek istiyoruz...
Açıkçası her şey aşure yüzünden diyebilirim… 2011 kasım ayında facebook sayfama kendi pişirdiğim aşurenin fotoğrafını koymamla başladı her şey… Arkasından zencefilli kurabiye ve tarif talepleri, baktım tek tek tarif yazmak çok zor… Blog sayfası oluşturup oradan paylaşma fikri hep kafamda vardı, ama beceremem, ben uğraşamam, iki gün sonra sıkılırım diye hep vazgeçtim. Bu konuda birkaç arkadaşım yüreklendirince ben de denemeye karar verdim… Zaten annem sayesinde yıllar içinde çoğalan tariflerle dolu bir yemek defterim vardı ve her gün evde kaynayan kazanlar… Geriye sadece fotoğrafları çekip paylaşmak kalıyordu, iyi ki aşure pişirmişiz … Sanırım aşurenin getirdiği bereket ile paylaştıkça çoğalan bir keyif geldi hayatıma….

Ama sadece yemek tarifleri ile sınırlı kalmasın, biraz renkli ve eğlenceli olabilmesi için  neler ekleyebilirim telaşındayım hala… Şimdilik kendi gezi ve biraz özel fotoğraflarım var ama zaman içerisinde daha sevimli bilgilerle güncellemek temennisindeyim. Daha çok yeni, henüz 8 aylık bir blog. Fakat bu kadar kısa zamana 250 den fazla tarifi sığdırdığım için ben bile kendime şaşırıyorum bazen… Umarım zaman içerisinde sevilir, takip edilir ve tariflerim denenir…

*“Başlarda yaptığım yemeklerdeki lezzet eksikliğini ve ruhsuzluğu kendim de fark ediyordum...” diyorsunuz bloğunuzda. Sonra neler oldu da bu eksiklik tamamlandı?
Sevgili annem ben küçücükken bile her yemek yaptığında seslenir “gel bak öğren, unut, sonra lazım olunca hatırlarsın” derdi… Annem şahane bir mutfak kadınıdır. Hem pişirmeyi, hem paylaşmayı, hem de öğretmeyi çok sever. Ben ise, “aman anne ya boşver ben hiç yemek yapmayacağım ne gerek var” der söylenirdim…Ne zaman ki üniversite için Ankara’da yaşam başladı, annemin sözcükleri kulağımda çınladı. Başlarda sadece karnımız doysun diye çorba pişirdiğimi ama tadına baktıkça annemin lezzetleri ile hiç alakası olmadığını gördüm… Malzemeler annemden geliyordu ama bir tuhaflık vardı. Annem yemek yaparken mutfakta hep şarkı söylerdi hiç şikayet etmez, söylenmezdi… Oysa ben bir an önce bitsin de yiyelim derdindeydim… Annemin lezzetlerini özledikçe, ne eksik diye düşünmeye başladım ve anladım ki annem her şeye ruhunu katıyordu ve en iyi malzemeleri bulup pişirmeye gayret ediyordu. Her yemeğin içine annemin duaları eklenirdi…Şükrederek yapar ve masaya getirirdi. Demek ki benim yemeklerimin daha çok ilgi ve sevgiye ihtiyacı vardı, bende zaman içerisinde bunu gidermeye gayret ettim ve artık daha lezzetli yemekler yapabildiğim kanaatindeyim!


 

*Sanat yönetmenliği ve prodüktörlük var çalışma hayatınızda... Çok hareketli ve son derece yaratıcı bir çalışma hayatınız oldu sanırım...
Üniversite bitince turizm sektöründe çalışmak vardı hayalimde ama çok tesadüfi bir şekilde prodüksiyon ile tanışıp reklam prodüktörlüğü yaptım. Evet, çok renkli bir meslek ama bir o kadar da yıpratıcı… Aynı sektör içinde başka bir dalı denemek isterken en keyif aldığım işi yıllar sonra da olsa bulduğumu anladım…Çocukluğumdan beri farklı olma ve aykırı giyinme merakım vardı… Garip çoraplarım, tuhaf şapkalarım, kendi yaptığım kolyelerim beni ben yapardı… Uzun yıllar küçücük yaşam alanlarımı bile kendi imkanlarımla süsler, mutlaka dikkat çekici bir hale getirirdim…Üniversite yıllarımda dolap alacak imkanım yoktu. Portakal sandıklarını üst üste koyup annemin diktiği şahane kumaşlarla süsleyip inanılmaz güzel dolaplar yapmıştım… Kendi giysilerimi eskiyince atmaz, ucuna danteller ekler yenilerdim… Havluları düz kullanmaz mutlaka ucuna birşeyler işletirdim. Ama tüm bunları annemden görüp öğrenmiştim… Çok becerikli bir kadındır, hiçbir şeyi ziyan etmez,  her şeyi değerlendir, yeniler,  tazeler ve  süslerdi. Çok yaratıcıydı… Hala her gün arayıp,  okuduğu veya televizyonda gördüğü fikirleri paylaşır… İşte tüm bu birikimlerle fotoğraf stüdyosunda tekstil ürünleri için mekanlar tasarladım ve giydirdim, kadraj tespitleri yaptım… Kendimce eğlendiğim güzel yıllardı…Hep özgün olmayı sevdim, benzer şeylerden çok sıkıldım… Evimde ve kendi dünyamda bana ait şeylerin olması beni çok mutlu eder ve bana huzur verir…Bulunduğum her ortama kendimden bir şeyler katarak ruhumu koymayı çok severim… Bazen genç jenerasyona bakıp çok üzülüyorum çünkü genç nesil neredeyse kopyalanmış gibi hepsi birbirine benziyor, aynı pabuçlar, aynı çantalarla dolaşıyorlar… Umarım yıllar içinde kendi kimliklerini aramaya çıkar ve bulurlar çünkü çook daha eğleneceklerine ben eminim.

*Antep yemeklerine özellikle yer veriyorsunuz ve hepsi mükemmel görünüyor. Bize Antep yemeklerinin özelliklerinden ve o yörenin yemek, sofra kültüründen bahsedebilir misiniz?
Gaziantep doğumluyum ama İstanbul’da Antep yemekleri ile büyüdüm… Şahane yemekler yapan bir annem olduğu için çok şanslıydım.  Ve evet başlarda reddettim, öğrenmek istemedim ama sonraları her detayın notlarını aldım ve biriktirdim. Bir gün layığıyla yapacağimi biliyordum. Laf aramızda annem ben dahil halen hiçbir kardeşimin yemeklerini  beğenmez ve eksikleri olduğunu düşünür… Ama annem kolay kolay hiçbir şeyi beğenmez ve işte bu yüzden kendimce teselli buluyorum…
Antep deyince akla hemen kebaplar geliyor, oysa çok değişik, lezzetli ve evet biraz meşakkatli ama muhteşem tencere yemekleri de var Antep yöresinin… Yuvalama, mercimekli köfte, analı kızlı, pirpirim aşı (semizotu), şiveydiz, ala nazik, kabak doğrama, kuru patlıcan dolması, içli köfte bunlardan sadece birkaç tanesi.  Antep yemeklerinin sırrı bence en iyi malzemeleri kullanmakta saklıdır. Büyük marketlerden alınan değil daha çok butik dükkanlardan, semt esnaflarından alınan  doğal ürünlerle yapılması lezzetine lezzet katar… Çocukluğumda her yıl Eylül ayında annem Antep’e gider,  15 gün kalır ve bir kış yenilecek erzakları kendi elleri ile yapıp getirirdi… O zamanlar hiç anlamazdım, şimdilerde annem ne kadar haklıymış her şeyin en doğalı evde yapılanıymış ve başka bir lezzet katıyormuş yemeğin kendisine diye düşünüyorum… Ama şehir hayatında bunlar imkansız… Oysa halen orada bu adetler devam ediyor ve bizler kadar paketli ürünleri tüketmiyorlar,  haliyle de  daha sağlıklı ve daha kaliteli yaşıyorlar. Sadece Antep için değil tüm küçük kasabalarda hayat daha doğal ve daha sahici…İyi ki Gaziantep’de doğmuşum ve iyi ki paylaşmayı ve misafirperverliği öğrenmişim kocaman ailemden…

*Bloğunuzda yemekleri 15-16 farklı kategoride değerlendiriyorsunuz. Hepsi de birbirinden güzel. En çok hangi yemekleri yaparken keyif alıyorsunuz?
Aslına bakarsak ben sınıflandırma taraftarı değilim. Sadece eğer ben bu sayfaya girip yemek arasaydım kolaylıklar olmalıydı diye düşünüp kategorilere ayırmaya çalıştım. Aslında çok da istediğim gibi değil halen ama sanırım zaman içerisinde olacaktır. Daha çok yeni, 8 aylık çok amatör bir çalışma… Ben mutfakta zaman geçirmeye bayılıyorum ve her şeyi yaparken eğleniyorum ama beceremediğim ve yaparken zorlandığım ev yemekleri var,  mesela mantı!   Hamur işleri açmakta çok kabiliyetsiz olduğumu itiraf etmem lazım. Oysa annem o kadar güzel yufka ekmekler açardı ki... Hiç mi bulaşmaz yetenek ucundan, kenarından ama bulaşmamış işte… Kurabiye hamurlarını karıştırabilirim ama merdane veya oklava ile açma işi benim için çok sıkıcıdır… Belki de tez canlı olduğumdan mıdır hemen ortaya çıksın derdinde olmamdan da olabilir artık bilemiyorum…Hamur işleri ile çok barışık değilim kısacası. Sorunuzu çok dağıttım farkındayım :) en çok sebze yemekleri zeytinyağlı yemekler ve Antep yemekleri yapmayı seviyorum galiba.

*Mutfakta vazgeçilmez malzemeleriniz hangileri? İyi yemek yapmakla ilgili vereceğiniz üç önemli tavsiye ne olurdu?
Victorinox bıçaklarım!  Onlar olmazsa olmaz… Küçük rondom, elim kolum gibidir… Çeşit çeşit sepetlerim vardır… Nerede sepet görsem alır gelirim. Patates, soğan, sarımsak, ekmek aklınıza ne geşirse doldururum… Bir de süslü önlüklerim ve kedili kahve fincanlarım…

1-Yemek pişirmeyi eğlenceli hale getirmenin lezzete lezzet kattığına inanıyorum.
2-Doğal, doğru ve taze malzemeleri temin etmek gerek kanaatindeyim.
3-Geleneklerden çok uzaklaşmadan yeniliklere açık olmak lazım diye düşünüyorum.

*Fotoğraflar da çok başarılı. Fotoğraf önemli bir yere sahip değil mi hayatınızda?
Çok naziksiniz ama çok başarılı biraz fazla olur… iyi kadrajlar belki daha yerinde… Çünkü iyi fotoğraf çekmek için çok şey öğrenmek ve denemek lazım ben hala yolun başındayım. Çok küçük yaşlarda abilerimin fotoğraf makinaları vardı ve çok severlerdi fotoğraf çekmeyi. Çok da yetenekliydirler çektikleri fotoğraflar çok beğenilirdi. Onlar makinalarını yenileyince eskilerini bana verirlerdi ve benim için eğlence işte o zaman başlardı, bayılırdım fotoğraf çekmeye. Yıllar içinde tamamen tesadüflerle fotoğraf stüdyolarında işlerim gereği çok zaman geçirdim ve artık kendi yemek fotoğraflarımı kendim çekip,  çok eğleniyorum… Eksiklerim var biliyorum ama fazla önemsemiyorum. Eğlendiğim sürece fotoğraf çekmeye devam edeceğimi biliyorum sadece…

 

*Sevgi tozu diyorsunuz... Yemeklerinize ve hayatınıza değen o sevgi tozunu anlatır mısınız…
Sanırım kalabalık, eğlenceli ve sevgi dolu bir ailede büyüyünce insan hayatın sevgi tozunu her yerde kullanmak istiyor. Bazen mutfakta, bazen çalışma odanızda bazen iş hayatınızda,  belki biraz sokakta… Ama sevgi tozu sağlıklı ailelerde büyüdüğünüzde her daim aradığınız ve her şeye katmak istediğiniz bir baharat gibi adeta… Annem sanırım bu konuda çok başarılıydı… Çok otoriter gibi görünüp,   bize hayatın renklerini de anlatırdı… Çok basit şeylerle mutlu olmayı öğretti hepimize. Hiç üşenmezdi…Çok pratikti… Zaman zaman 10 kişilik bir aile bile olsak hemen mutfağa girer şahane yemekler hazırlar ve keyifle sunar, paylaşırdı… Bizim evde pişen yemekleri neredeyse bütün mahalle sakinleri bilir çünkü annem bazen manava da bir tabak yollar, terzideki ustaya da, bazen kuaför salonundaki arkadaşlarımıza da... Paylaşmayı çok sever. Böyle görüp, böyle büyüyünce insan yemekleri keyifle yapmayı , içine ruhunu katmayı öğreniyor yıllar içerisinde… Paylaşmayı bilerek büyüyor.  Annemin sayesinde kavanozlarımıza doldurduğumuz sevgi tozlarımızın hiç eksik olmamasını ve bütün evlerde çoğalmasını dilerim.

*Sonay’ı konuk edip Karamel’i sormamak olmaz. O hem iyi bir arkadaş, hem de fotoğraflarınız için harika bir model değil mi? Hayvan sevgisi ve bu sevginin insan hayatına yaptığı olumlu etkileri nasıl özetlersiniz...
Karamel sanırım hayatımın çok önemli bir parçası…Benim can dostum, hayat arkadaşım, bazen sırdaşım bile oluyor. Onu çok seviyorum… İki yaşından beri kedim var… Aileden bizlere geçen çok acayip bir hayvan sevgisi…Anneannem, annem, abilerim hepimiz hayvanlara çok düşkünüz… Bizler çok küçükken bile eve sokaktan kediler ve köpekler hatta bazen sincaplarla getirirdik  annem kızmazdı. Evimiz uygunsa bakabileceğimizi anlatır değilse şartları zorlamamamız gerektiği konusunda bizleri ikna ederdi. Civcivlerimizde oldu, kuzumuzda hatta papağanlarımız bile vardı…

Şimdilerde hepimizin evlerinde ikişer tane kedi var. Karemelin annesi Kınalı annemde, babası Bıcır abimde, erkek kardeşi Mısır ablamda yaşıyor… Biz büyük bir aileyiz… Hepimiz kedilerde karar kılıp hayatlarımızın parçaları haline getirdik…Tabi evdeki 17 yaşındaki Üzüm’ü de unutmamak lazım 17 yıldır arkadaşlığımız sürüyor. Elbette Karemel’in de en sevdiği dostu ve oyun arkadaşı..
İmkanlarınız el verdiği sürece evde bir hayvan dostumuzun olması bence çok önemli. Onunla kurduğunuz iletişim ve bağ sizi o kadar çok değiştirip sakinleştirebiliyor ki anlatamam sadece tavsiye edebilirim… Her eve bir dost lazım!!!!

 

*Vee bizler için çocukların da sevebileceği hangi harika tarifinizi vereceksiniz? Çok lezzetli olacağından eminim.

Ben size çok Pratik ama bir o kadar da çok lezzetli kabaklı ekmeklerin tarifini yazmak istedim. Umarım seversiniz...

 

 

 

 

 


KABAKLI EKMEKLER

Malzemeler
1 adet kabak
8 dilim kepek ekmeği
50 gr kadar beyaz peynir
2 adet yumurta
10 dal ince doğranmış maydonoz
10 dal ince doğranmış dereotu
1/2 çay kaşığı karabiber
1/2 çay kaşığı kırmızı pul biber
2 çorba kaşığı zeytinyağı
tuz

Hazırlanışı
. Kabağınızı rendeleyip sıkın, suyunu alın ve bir kaseye koyun.
. içine diğer bütün malzemleri ekleyin.
. çırpılmış yumurtanızı da koyun.
. baharatları da ekleyin.
. ekmeklerin üzerine sürün.
. üzerine zeytinyağı gezdirin.
. 200 derece fırında 15-20 dk pişirin
Afiyet Olsun

lezzetdefterim.com
 

2012-01-09
Bu yazı 3541 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin