Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Tümay Özokur…O hayata sıkı sıkı tutunmuş, hayallerinin peşini hiç bırakmamış, inatçı, cesur, hayat kapısının tek anahtarının sevgi olduğuna inanan kuvvetli bir kadın. Biricik oğlunun annesi, Türkiye’nin en başarılı casting ajanslarından birinin sahibesi, Elmax kanalında yayınlanan “Annenin Günlüğü” adlı programın sorumlusu ve sunucusu olan Tümay Hanım “sevgisiz her şeye hayır” diyor. Kendisine bu içten söyleşi için çok teşekkür ediyor, çok sevdiği ailesiyle nice mutluklar diliyoruz. Bu ismi daha çoook duyacağız.

-Anne Tümay Özokur'u anlatır mısınız.

Anne Tümay , anne olmadan önceki hali gibi tam bir çılgın. Ben yapım gereği, duygularını hep doruklarda yaşayan bir insanım. Anne olmaktan ümidimi kestiğim bir anda hamile olduğumu öğrendim. İki kez tüp bebek tedavisi gördüm ve “artık bir daha denemeyeceğim,ruh ve beden sağlığım bu stresi artık kaldırmıyor” dediğim anda Allah'ıma şükürler olsun doğal yoldan 5 haftalık hamile olduğumu öğrendim. Şu anda tüm hamilelere imrenerek bakıyorum, müthiş bir duygu, inanılmaz güzel bir dönem. Dora doğduktan sonra,bizi sevenlere attığım mesaj şuydu,''Ona kavuşmak için 13 ay uğraştım ve hayatımım en mükemmel castı:) Uyumuyorum ama uykum yok,yemiyorum ama tokum,ağlıyorum ama mutluluktan,biz gökkuşağının altından geçtik,bizim yeşilimiz daha yeşil,mavimiz daha mavi,sevgiyi yeniden keşfettik.Bizi yalnız bırakmadınız sizi seviyoruz. Dora,Tümay,Şahin''O anki mutluluğumu tarif edebilecek kelimeleri bulabilmem mümkün değil. Bu mesaj çok şeyi özetliyor. Anneyim, mutluyum, gururluyum, şimdiki aklım olsa bu mutluluğu, ruhuma ve bedenime daha önce ve en az iki kere yaşatırdım. Kim bilir belki bir kez daha şansım olur. 11 aydır ne mutlu ki Dora'yı emziriyorum ve bu ikimize ait olan bağ, bana kendimi özel hissettiriyor.

-Annelik hayatınıza neler kattı?

Yaşama sevinci, gençlik, heyecan kattı. Dora’nın sayesinde bende yeniden doğdum ve onunla çoooooooook uzun yaşayabilmek istiyorum. Ölümden şimdi daha çok korkuyorum. Geç anne olmanın bedelini umarım Dora ödemek zorunda kalmaz. Allah'ıma her gün dua ediyorum, sevdiklerimle sağlıklı ve uzun bir ömür yaşayabilmek için.

-Anneliğin getirdiği en büyük sorumluluk nedir sizce?

Ona her şeyin doğrusunu öğretmek ve her şeyden önce doğru sevmeyi öğretmek. Bana ailem bunu çok güzel öğretti umarım aynı duyguları Dora'ma aktarabilirim.

-"Anne olunca anlarsın" derler ya hep...Siz anne olunca neleri daha iyi anladınız?

En başta annemin değerini anladım. Loğusalık dönemimde “beni bırakma ne olur” diye ağladım ve sağ olsun hep yanımdaydı. Annem, babam ya da ailemden biri bu mutluluğu benle yaşayamamış olsalardı gerçekten kahrolurdum. Ve biz üç kardeşiz, anne olduktan sonra, iyi ki kardeşlerim varmış duygusu kafama daha bir balyozla indirildi. Anneme de, babama da binlerce teşekkürler ki, bizi kardeşsiz bırakmamışlar. Allah kimseyi anasız babasız bırakmasın. İkisinin de yokluğu mümkün değil doldurulamaz. Çocuğuna anne ya da baba olarak bakarsın, o mümkün, ama çocuğun içinde yaşatabileceği depresif durumun acısı bir gün mutlaka tokat gibi patlar suratına. Dora'nın da diğer çocuklarında bahtı açık olsun. Ama anne olmanın ağırlığı, babanınkinden 1000 kat daha fazla, buna da kimse itiraz edemez.

-"Anne Oluyorum" adlı programında tüm hamileliğiniz boyunca koşturdunuz. O dönemi anlatır mısınız biraz.

Ben Ay Yapımın cast sorumlusuydum ve Kadın İsterse adlı dizinin castlarını yapıyordum. Ay tv’nin program sorumlusu Ece Yörenç bir gün cast toplantısı yaparken bu fikri ortaya attı. Bende daha önceleri Flash Tv de program hazırlayıp, sunuyordum ve bu fikre balıklama atladım. Zaten ben ve eşim, amatörce de olsa her şeyi görüntülemek istiyorduk. Yani körün istediği bir göz Allah verdi iki göz diyebiliriz. Program ben dört aylık hamileyken başladı.Dünde bugünde acayip keyif alarak yapıyorum bu programı. Üstelik maddi hiçbir beklentim yok sadece manevi. Bana bu ayrıcalığı yaşama şansını verdikleri için tüm Ay Yapım ailesine, gerçekten teşekkür borçluyum. Hamileliğimin son günü dahil, canım burnumda da olsa işimi hiç aksatmadım, kendime ve diğer anne adaylarına faydalı olmaya çalıştım. Programın seyrediliyor ve seviliyor olması da ayrı bir keyif tabiî ki. Bu program Dora'ya bırakacağım en büyük mirasımdır. Eşimde hep yanımda oldu. Daha ne kadar sürer bilmiyorum ama sürmesi en büyük temennim. Dora'nın aklı erdiği zaman umarım o da bu durumdan keyif alır. Dünyada bir bebeğin doğumu ve gelişimi bu kadar uzun süreli takip edildi mi bilmem ama umarım ben, oğlum ve tüm sevdiklerimle bir ilke imza atmışızdır. Bu program sayesinde şanslı bir anne olduğumu düşünüyorum. Her şeyimiz belgelendi. Bu süper bir duygu.

-Şimdi de "Annenin Günlüğü" adlı programı hazırlıyorsunuz. Programınızın hedefi nedir?

Hedefim bebeğimi bilinçli büyütürken, diğer anne babalara da doğru bir örnek olabilmek. Ben ve Dora'nın yaşadıkları bize özel ama araştırmalarımız, uzman görüşleri, gündemin takip edilebilmesi tüm anne, babalar ve bebekleri için geçerli. Ben yaşadıklarımı anlatırken, “benim yaşadıklarımı sizde uygulayın” asla demedim. Hep uzmanların görüşlerine ve doktorlarına danışmaları gerektiği gerçeğini tekrarladım. Çünkü her bebeğin gelişiminde ortak olan ve olamayan yöntemler söz konusu. O yüzden yanlış mesaj vermek en korktuğum şey. Misal ben falanca diyetle zayıfladıysam, bir başka anneye sende bunları ye ya da yeme diyemem. Zira herkesin farklı metabolizması var. Bu tip öğretiler tehlikeli durumlara yol açabilir çok dikkatli olmak lazım. Bu programın az önce belirttiğim gibi,süreci açısından ilk olabilmesini de çok isterim. İzleyicilerden sorular alıyor ve onlara da cevap vermeye çalışıyoruz. Bu gerçekten önemli,özellikle imkanları kısıtlı ailelere rehber olabilmek bence çok güzel bir tatmin duygusu veriyor insana. Faydalı olabiliyorsam ne mutlu.

-Televizyon kariyerinizde unutamadığınız bir anınız var mı?

Dora'nın doğumunun yayınlandığı gün, programı ağlayarak izledim. Gerek tanıdığım gerekse tanımadığım insanların benimle bu programı seyrederken ağladıklarını duymak, unutulmayacak bir duygu ve anı.

-Dizi, sinema, reklam filmi ve klip çekimlerine oyuncu veren bir casting ajansınız var. Nasıl başladınız anlatabilir misiniz.

Gerçek mesleğim kimya mühendisliği olmasına rağmen, sektörün farklı kollarında çalışmış, idealist bir inatçıyım. Radyo ve televizyon sunuculuğu ve yapımcılığı, dergicilik, dizilerde genel koordinatörlük derken sektördeki en önemli eksiği fark ederek bu ajansı kurmaya karar verdim. Mücadelemin, Don Kişot’un yel değirmenleriyle savaşmasından hiç farkı yoktu çünkü kurmak istediğim sistemin olamayacağı konusunda neredeyse etrafımdaki herkes söz birliği etmişti. Buna rağmen inat ettim ve hayallerimi gerçek hayata taşıdım. Kısaca Tümay, inandığı şeyler uğruna her şeyi göze alabilen bir amazon. Şu an 7. yılımızı yaşıyoruz, acısıyla, tatlısıyla diyelim.

-Tümay Hanim Türkiye'de 200'ün üzerinde casting ajansı olduğu söyleniyor. Bunların arasından "en iyilerden biri" olarak sıyrılmayı nasıl başardınız?

Ben aslan kadınıyım, yelelerim yani saçlarımda bunu doğrular. Az evvel savaşmaktan korkmadığımı da belirtmiştim. Başarının bazı kuralları var. Önce yapmak istediğin hedefe kilitleneceksin, riski göze alacaksın, prensiplerinden ve dürüstlüğünden ödün vermeyeceksin. Yüreğinin de sevgi dolu olması şart. Ben sevginin olmadığı hiçbir ortama dahil olamam. Bize ailemizin kazandırdığı en yürekli duygudur bu. Ajansımızda da süper bir ekibimiz var. Aramızda duygusal bir bağlantı var tüm çalışanlarla. Kısacası kılavuzumuz sevgi, onun gölgesi de başarı oluyor. Ablam, yani ortağım Tules bir yengeç kadını. Son derece mantıklı, çalışkan, iradeli ve güçlü bir karakter. O gizli bir güç, ön planda olmaktan hoşlanmıyor.Y ani biz ikimizi tam olarak dengede tutuyoruz. Her şeyden öte, piyasadaki ilk oyuncu ajansıyız. İlk olmak, dürüst olmak, işin mutfağından gelmek ne mutlu ki bizi farklı kılıyor.

-Çocuklarını star yapmak için çabalayan çok anne-baba var zannederim. Renkli dünyaya adım atan bir çocuğun psikolojisi nasıl etkileniyor sizce?

Eğer aile bilinçliyse,sorun yok. Mesela Sihirli Annem dizisinde oynayan Çilek yani Zeynep Özkaya, ajansımızın oyuncusu. Şu anda “İki Aile” adlı dizide rol alıyor. Ailesi Zeyneb'e ne para makinası gözüyle baktı ne de “aman kızım sen çok özelsin” muamelesi yaptı. Zeynep yetenekliydi, bu işi seviyordu, onlarda Zeyneb'e izin verdiler, ama hep sınırlarını doğru koydular. Bu tip güzel örnekler olduğu gibi maalesef çocuklarını perişan eden ailelerde var.Tıpkı kolej sınavına hazırlanan çocuklara uygulanan yanlış muameleler gibi…Koleji kazansın diye çocuklarının psikolojilerini bozan bir çok anne baba var. Her şeyin başı, ailenin doğru eğitimiyle başlıyor, en büyük okul aile ocağı.

-Hem ajans, hem televizyon hem de annelik...Nasıl yürütüyorsunuz?

Zaman zaman tükendiğimi hissetsem de, hepsinden ayrı keyifler alıyorum. Eş olma sorumluluğumu da unutmamak lazım. Eşim, Tules ablam, diğer aile fertlerim ve ekip arkadaşlarım olmasaydı başaramazdım. Buda ayrı bir gerçek. Biz büyük bir aileyiz.

-Oğlunuzla ilgili en büyük hayaliniz nedir?

Onunla çok uzun süre yaşayıp, mutlu ve mutsuz her anında yanında olabilmeyi; ona hem annelik hem arkadaşlık yapabilmeyi istiyorum.

-Oğlunuz sizin hangi özelliklerinize sahip olsun istersiniz?

Valla Dora, Şahin görünümlü Tümay. Keşke tersi olsaydı dediğim yönleri var,çok memnun olduğum tarafları da var. Ben çok sosyal bir insanım ve Dora da çok sıcak bir tip, ama maalesef benim gibi inatçı. Babası sakin mizaçlı bir insan, ben çabuk celallenirim. Umarım babası gibi sakin, benim gibi tuttuğunu koparan bir tip olur. Esas koşul sevmeyi seven bir insan olsun.

-Çocuk büyütmeyle ilgili nasıl bir felsefeniz var?

Sevmeyi çok seviyorum, ona da sevmeyi ve dürüstlüğü öğreteceğiz. Sevgisiz her şeye HAYIR!

-Sizce bir çocuk "mutlu" olmak için öncelikli olarak nelere ihtiyaç duyar?

Kesinlikle sevilmeye ve ilgiye ihtiyaç duyar. Bazı aileler bu gerçeği unutup,parayla her şeyin halledileceğini sanıyorlar. Bu bir çocuğu mahveden kocaman bir yalan. Çocuklarımız önce koşulsuz ve menfaatsiz sevmeyi öğrenmeli.

-Tümay Hanım ve yemek yapmak? Patlıcan oturtma ve domatesli pilavı sever ve iyi yaparım. İstersem her türlü yemeği yapabilirim ama maalesef eşim bu konuda çok şanslı değil. Zira mutfakla aram iyi değil çünkü eve kendimi zor atıyorum.

-Yiyorumbuyuyorum.com'un ziyaretçilerine mesajınız nedir?

Çocuklarımızı hayvan dostlarımızdan uzak büyütmeyelim, çocuklarımıza şiddetuygulamayalım, çocuklarımızın sanal dünyaya hapsolmasına izin vermeyelim, çocuklarımızın en değerli varlıklarının ve en sadık dostlarının aileleri olduğunu unutmalarına izin vermeyelim, çocuklarımıza paranın bir amaç değil araç olduğunu öğretelim ve sloganları sevgisiz her şeye HAYIR olsun. Hamileyken ve de ilk bebeğimizse, gördüğümüz her şeyi almak istiyoruz. Ben bu yanılgıyı yaşadım bari siz yaşamayın. Sadece ve sadece gerçekten gerekli olan şeyleri alın. Kullanmadığınız aksesuar yada kıyafetleri etrafınızdaki insanlara verin. Bebek eşyalarının kullanım süresi çok kısa,aldığınızı anlamadan kullanılamaz duruma geliyor bile. Bebek ve köpek, hijyen koşullar sağlandığı sürece beraber büyüyebilir. Bunun aksini savunanlar lütfen bir veterinere danışsın. Hayvan düşmanlığını şiddetle kınıyorum. Kita ve Dora şimdiden dost oldular bile. Ve tüp bebek sahibi olmaya çalışmış bir anne olarak, derim ki tek doktorla yetinmeyin, en güvenilir doktoru bulana kadar araştırın,çünkü tüp bebek olayının artık suistimal edildiğini düşünüyorum. Aman dikkat arkadaşlar!


Tümay Özokur

2007-02-12
Bu yazı 1975 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin