Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Prof. Dr. İdris Mehmetoğlu "Bilimsel Gerçekler Işığında Gıdalar ve Sağlıklı Beslenme" adlı kitabının önsözünde '...elinizdeki kitabı okuduğunuzda yeterli beslendiklerine inanan kişilerin bile aslında ne kadar yetersiz veya en azından yanlış beslendiklerini göreceksiniz' diyor. Bu kitap, gerçekten de beslenme ile ilgili bazı şeyleri daha iyi kavrayıp, anlamanıza yardımcı olacak önemli bir kaynak kitap niteliğinde. Tavsiye ediyor; kitaptan serbest radikallerle ilgili bölümü aktarıyorum. Bakın serbest radikalleri tanımamız ve bunlara karşı önlem almamız neden önemliymiş. Serbest Radikaller vücudumuzda oluşan veya dışarıdan vücuda giren zararlı kimyasal maddeler (süperoksit radikali, hidroksil radikali, hidrojen peroksit vs) olup bir çok hastalığın oluşmasında rol oynarlar. Bunlardan özellikle kanser, kalp damar hastalıkları, cilt hastalıkları, göz ve akciğer hastalıkları önemlidir. Diğer çok önemli bir özellikleri de yaşlanmada oynadıkları roldür. Bilim adamlarının yaptıkları araştırmalar insanların serbest radikal etkisi sonucu yaşlandıklarını ortaya koymuştur.

Serbest Radikallerin Kaynakları
-Hücredeki metabolizma reaksiyonları - Radyasyon -Alışkanlık yapan maddeler: Alkol ve uyuşturucular gibi. -Çevresel ajanlar. Hava kirliliği, sigara dumanı, solventler vs. -Stres. Stres çok önemli bir serbest radikal kaynağıdır. Çünkü stresle katekolamin adı verilen hormonların sentezi artar. Bu hormonlar ise serbest radikal üretirler. Bu olay stresin hastalıkların oluşmasındaki rolünün serbest radikaller aracılığı ile olabileceğini göstermesi bakımından önemlidir. -İltihabi hastalıklar. İltihabi hastalıklarda vücudumuzda beyaz küre (lökosit) adı verilen hücreleri, mikropları öldürmek için serbest radikaller üretirler. Dolayısıyla bir insanda iltihabi hastalıklar çok sık olursa serbest radikal üretimi de fazla olur. O zaman üretilen serbest radikal miktarı vücudumuzun savunma gücünü aşar ve hastalıklara sebep olurlar.

Serbest Radikallerin Zararları

1-Hücre Yaşlanması ve Hücre Ölümü

Serbest radikallerin birinci hedefleri hücre zarlarındaki yağ asitleridir. Bunları parçalayarak hücre zarının tahrip olmasına ve sonuçta hücrenin ölümüne sebep olurlar.

2-Kanser

Serbest radikaller vücudumuzun genetik bilgisini taşıyan DNA moleküllerine saldırarak yapılarını bozarlar. Sonuçta, DNA’daki genetik bilgi bozulur ve hücre kanser hücresi haline dönüşür. Böylece kanser meydana gelir.

3-Kalp Hastalıkları
Serbest radikaller kan dolaşımında bulunan yağların (LDL’nin) yapısını bozar. Böylece okside LDL adı verilen ve çok zararlı olan bir yağ damlacığı meydana gelir. Damar yatağında bulunan ve kandaki yabancı maddeleri temizlemekle görevli olan makrofaj isimli hücreler LDL de olduğu gibi, bu okside LDL damlacığını da kandan temizlemek için içlerine alırlar. Fakat, araştırmalar göstermiştir ki makrofajlar okside LDL’yi, normal LDL’den daha hızlı içlerine alırlar. Sonuçta bu hücrelerin içi yağ dolar ve şişerek köpük hücre adı verilen hücrelere dönüşürler. Bu hücrelerin şişmesi sonucu damar daralır ve kan dolaşımı yavaşlar. Böylece ateroskleroz (damar sertliği) adı verilen hastalık meydana gelir. Hatta, araştırmalar göstermiştir ki, aynı kolesterol seviyesine sahip bazı kişilerde ölüm oranı diğerlerinden çok daha fazladır. Bunun da ox-LDL’den kaynaklandığı anlaşılmıştır. LDL’nin oksidasyonu hem kandaki antioksidanların miktarına, hem de LDL deki yağ asitlerinin yapısına bağlıdır. Oksidasyona en yatkın yağ asidi linoleik asittir.

4-Şeker Hastalığı

Yapılan çalışmalar, serbest radikallerin şeker hastalığı oluşumunda ve daha sonraki komplikasyonlarının gelişmesinde önemli rol oynadığını göstermiştir. Deney hayvanlarında şeker hastalığı oluşturmada kullanılan çeşitli ilaçların serbest radikal oluşturarak, hastalığı oluşturdukları gösterilmiştir. Şeker hastalarının kanında serbest radikallerin, sağlıklı kişilerden daha fazla olduğu da bulunmuştur.

5-Yaşlanma

Canlıların yaşama süreleri birbirlerinden oldukça farklıdır. Memeliler arasında en uzun ömre insanlar sahiptir. Uzun süre yaşamayı tayin eden biyolojik faktörler hakkında çok çeşitli çalışmalar yapılmış ve teoriler ileri sürülmüştür. Ancak, tek başına kabul edilmiş ve ispatlanmış hiçbir teori yoktur. Aksine yaşlanmanın iç ve dış bir çok faktörün ortak etkilerinin bir sonucu olduğu kanaatine varılmıştır. Önceleri yaşama sürelerinin genetik olarak tayin edildiği tahmin edilmiş fakat hayvanlar ve hücre kültürleri üzerinde yapılan çalışmalarda bazı ipuçları elde edilmesine rağmen böyle bir genin varlığı ortaya konulamamıştır. Gerçekte, deney ortamında çoğaltılan hücreler üzerinde yapılan çalışmalarda hücre çoğalmasının hücrelerin alındığı insanın yaşı ile ilgili olduğu görülmüştür. Yani, artan yaşla birlikte hücre sayısının ikiye katlanma kapasiteleri azalmaktadır. Daha sonraki çalışmalar, yaşlanmanın iki önemli biyolojik olayın uzun süreli toksik yan etkilerinin bir sonucu olduğu fikrini ortaya çıkarmıştır. Bunlar gelişme ve farklılaşma olayları ve enerji üreten metabolik olaylardır. Dolayısıyla gelişme hızı yavaşlatıldığında, yaşlanmanın da yavaşlayacağına inanılmaktadır. Yine, yaşlanmanın metabolizma hızı ile ters orantılı olduğu bildirilmiştir. Hızlı metabolizmada oksijen tüketimi ve bunun neticesinde serbest radikal üretimi artar. Bunlar da yaşlanmayı hızlandırırlar. Son yıllarda çalışmalar sonucu bu görüş büyük ilgi toplamıştır. 1956 yılında Harman isimli bilim adamı tarafından ortaya atılan bu teoriye göre “yaşlanma, normal hayat süresince meydana gelen serbest radikallerin sebep olduğu sebep olduğu yıkımların bir sonucudur.” Buna göre, metabolizmaları hızlı, fazla oksijen tüketen ve bunun sonucu serbest radikal üretimi fazla olan canlılar daha kısa ömürlü olacaklardır. Şüphesiz burada antioksidan savunma sistemleri de önemlidir. Mesela, memeliler içinde en uzun ömre sahip olan insanlarda bir antioksidan enzim olan SOD aktivitesi en yüksek, en kısa ömürlü olan farelerde ise en düşüktür. Hatta antioksidan savunma sisteminin zamanla yetersiz kalması insan ömrünün de bir yerde sonlandığı ileri sürülmüştür. Genetik çalışmalar sonucu daha uzun süre yaşamaları sağlanan bazı deney hayvanlarında en önemli değişikliğin antioksidan savunma sisteminde artış olduğu gözlenmiştir. Serbest radikal oluşumunu artıran radyasyon yaşlanmaya benzer bir tablo ortaya çıkarır ve yaşama süresini kısaltır. Buna göre, genç kalmak için gelecek bölümlerde anlatacağımız antioksidanlardan düzenli bir şekilde alınması tavsiye edilmektedir. Ayrıca, buğday tohumu, kepek, ıspanak, maydanoz, kuşkonmaz, mantar, balık, karaciğer, yulaf ezmesi ve soğanın faydalı olduğuna inanılmaktadır. Bunlar, zengin DNA ve RNA kaynağıdırlar. Bu moleküller hücrelerin çoğalmasında ve kendilerini yenilemesinde rol oynarlar. Gelişmiş ülkelerde piyasada bu maddelerin hazır tabletleri satılmaktadır.

6-Göz Hastalıkları

Göz, aşırı derecede serbest radika etkisine maruz kalan bir organdır. Çünkü, yaşlanma ile birlikte artan oranda ultraviyole ışığın tesirinde kalır. Göz, bu maddelerin etkisine yatkın olduğu gibi yeterli miktarda antioksidan savunma sistemlerine de sahiptir. Serbest radikallerin katarkt ve diğer bazı göz hastalıklarında önemli rol oynayabilecekleri bildirilmiştir.

7-Akciğerler

Serbest radikaller çeşitli akciğer hastalıklarında da önemli rol oynarlar. Akciğerler hem doğrudan oksijene maruz kalırlar, hem de çevredeki zararlı radikallerin etkisine maruz kalırlar. Özellikle astımda, solunum güçlüğü sendromunda etkilidirler. Dışarıdan akciğerlere giren serbest radikallerin etkisi sonucu akciğerlerde çeşitli broşların büzüşmesine sebep olan bazı maddeler salgılanır. Ayrıca, serbest radikaller akciğerlere dışarıdan giren zararlı maddeleri ortadan kaldıran bazı maddelerin de fonksiyonlarını bozar.

8-Kas Hastalıkları
Serbest radikallerin kas hastalıklarında da önemli rol oynadıklarına inanılmaktadır. Prof. Dr. İdris Mehmetoğlu Bilimsel Gerçekler Işığında Gıdalar ve Sağlıklı Besleme Yelken Yayınevi

2007-09-24
Bu yazı 1980 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin