Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

“İşimi gerçekten çok seviyorum. Yemek yapmak benim için bir keyif, eğlence ve en önemlisi mutluluk kaynağı. Yaptığım her yemek benim bir anımı anlatıyor. Bu yüzden yemek yaptığım her anın tadını çıkarmaya çalışıyorum ve sevdiklerimle paylaşmak istiyorum. “ diyor Seren Sengel... O Türkiye’nin sayılı ve çok başarılı kadın şeflerinden. Mesleğine kalpten bağlı, baş koyduğu yolda ilerlemek için çok kararlı, güçlü, özgün ve eğitimli bir genç kadın girişimci... Onu burada ağırlamak benim için çok değerli çünkü ben girişimci kadın kimliğini çok önemsiyor ve yaşadığımız toplumun kalitesinin artmasında başarılı kadınların çok büyük rol oynayacağına inanıyorum. Seren hayallerini ciddiye almış, buradaki cevaplarına da çok önemli mesajlar saklamış. Onu tanıyın ve anne olarak çocuklarımızın kararlarının arkasında neden sıkı sıkıya durmamız gerektiğini bir kere daha anlayın. O ne istediğini biliyordu ve yanında sevgi dolu bir annesi vardı... Başarı böyle geliyor işte. Candan tebrikler Şef!

Yemek yapmayı meslek olarak seçmek için tutku derecesinde bir sevgi gerekiyor biliyorum. Peki bu seçim ne zaman ve nasıl oluştu? En çok kim teşvik etti sizi?
Küçüklüğümden beri yemekle birlikte büyüdüm. Evimizde yemeğin yeri her zaman çok önemliydi. Annem değişik lezzetlerde yemekler yapmayı, sonrasında da davetler vermeyi çok severdi. Ben de sürekli onu izlerdim. Küçüklüğümden beri ne zaman yemek yesem, ertesi gün acaba ne yiyeceğim diye düşünen bir çocuk oldum.

İngiltere’de yatılı okulda okurken bu mesleğe karar verdim diyebilirim. 13-14 yaşlarındaydım. Arkadaşlarımız bir gün “Türk yemeği istiyoruz” diye tutturdu. Biz de 6 Türk kızı olarak mutfağa girdik. Kim ne yapacak diye çekiliş yaptık ve bana pirinç pilavı çıktı. O an çok korkmuştum, çünkü ilk yaptığım pilav tam bir kek kıvamındaydı. Bir şekilde korkumu yenmeyi başardım ve 50 kişiye pilav yapmak için kolları sıvadım. Ama tedirginliğim de her halimden belli oluyordu inanın. Tam pilav pişmek üzereyken, bir arkadaşım yanıma gelip tencerenin kapağını açtı ve pilavın tadına baktı. Sonra da bana dönüp “Müthiş olmuş!” dedi. Nohutları eklenen pilavım o akşamın en çok yenen yemeği oldu. O gün pişirdiğim pilav belki de bilmeden hayatımı değiştirecek bir övgü almama da neden oldu: “Sen aşçı olsana!”.

Bu deneyimimin ardından bende bir ışık uyandı ve aşçılık mesleğini seçmemin iyi bir fikir olabileceğini düşünerek bu hayalimin peşinden koşma kararı aldım. Tabi, o sırada Türkiye'de bu meslek bayanlar arasında yeterince yaygınlaşmamış olduğundan, ailem, özellikle de annem, buna çok şaşırdı ve önceleri fikrimin değişeceğini düşündü. Fakat kararlı olduğumu anladıklarında annem hep yanımdaydı ve her aşamasında bana destek çıktı. En sonunda hayalim olan Johnson & Wales Üniversitesi’ni kazandım. Benim için gerçekten muhteşem bir deneyimdi. Açıkçası gene çağırırlarsa gene giderim diyebilirim.

Okulda yemek yapmakla ilgili teknik bilgiler ve uygulamaların yanı sıra nasıl bir felsefe edindiniz ve mutfak sanatları bölümünde eğitim görmek hayatınıza neler kattı ?
Okulum sayesinde edindiğim temel bilgi ve teknik ile iş hayatına hazırlandım. Okuldan önce de yemekler yapardım. Okulun kazandırdığı en önemli şey ise bir malzeme ile farklı neler yapabilirim diye kendime sorduğumda, bir sürü yemek tarifinin yanıt olarak belirmesi. Bu müthiş bir şey, çünkü bu meslekte yaratıcılık çok önemli.

Mutfağa girdiğimde hiçbir malzemeyi atmamayı kendime felsefe olarak benimsedim. Azıcık bir şey artsa bile, ondan başka bir yemek çıkarmaya çalışıyorum. İnanır mısınız bilmem ama en güzel yemeklerimin hepsi de, artakalan malzemelerden anlık bir şekilde yaptıklarımla ortaya çıkmıştır.

İşimi gerçekten çok seviyorum. Yemek yapmak benim için bir keyif, eğlence ve en önemlisi mutluluk kaynağı. Yaptığım her yemek benim bir anımı anlatıyor. Bu yüzden yemek yaptığım her anın tadını çıkarmaya çalışıyorum ve sevdiklerimle paylaşmak istiyorum.

No pain, no gain! Neydi bu süreçte sizi en çok zorlayan şeyler?

Türkiye'de neredeyse hiç duyulmamış olan bu mesleğe başlamaya çok küçük yaştayken karar verdim. Kararlı olmak her zaman benim için çok önemliydi. Başta bu süreç beni çok zorladı. Okul sırasında farklı bir kampüste olduğum için oradaki ilk ve tek Türk öğrenciydim. Sisteme alışmak, hayatımda Türkçe’sini bile duymadığım malzemelerin İngilizce’lerini öğrenmek, onları kullanmak, onlardan bir şeyler yaratmak ilk başta çok zor geldi diyebilirim. Şimdi geriye dönüp baktığımda, zoru başarmanın tabii ki beni daha çok mutlu ettiğini görüyorum. Kullanmayı bırakın isimlerini dahi öğrenmek için çok çabaladığım o malzemeler, şimdi vazgeçilmezlerim oldu.

Benim için esas zorluk Türkiye’ye döndüğüm zaman başladı diyebilirim. Çünkü her şeyi Amerika'da öğrenmiştim sonuçta ve orada buradakinden çok farklı bir sistem var. İlk başlarda kafam çok karışmıştı açıkçası, ama hep ne istediğini bilen ve güçlü duran bir tarafım vardı. Bu yüzden kendimi her türlü zorluğa hazırlamıştım. Şimdi ise o zorlukların bana kattığı şeyler sayesinde çok olumlu yönde ilerlemeye başladığımı düşünüyorum.

 

Favori malzemeleriniz neler ve pişirmekten en çok keyif aldığınız yemekler hangileri?
O kadar çok var ki! Yemek pişirdiğim zaman yedirmeyi, tatlı yaptığımda ise yemeyi çok seviyorum. Bu yüzden malzeme konusunda her zaman farklı şeylere açık biriyim. Genelde et yemekleri dışında soslu yemekleri çok seviyorum. Bu yüzden sarımsak, krema ve muskat kullanarak aromasını hazırladığım zeytinyağı benim için vazgeçilmez. Amerika’da da ızgara tarafında çalıştığım için sanıyorum, et yemeklerini pişirmekten en çok keyif aldığımı söyleyebilirim. Ama tabii tüm yemekleri yaparken büyük zevk duyuyorum. Çünkü her yemek yapışımda farklı bir tarif elde ediyorum. Açıkçası sevdiğim insanlara yemeklerimi tattırdığımda, yüzlerinde gördüğüm mutluluk ifadesi her şeye bedel.

 

Şef olunca neler değişti? Peki kadın şef olmak?
Şef olduğum zaman, ev ortamımda pek bir değişiklik olmadığını belirtmeliyim. Sadece eskiden annemin verdiği davetleri artık ben üstlendim. Onun dışında hâlâ annemin yemeklerini yiyorum, çünkü hiçbir şey onunkilerin yerini tutmuyor. Artık bir de dışarıda yemeğe çıktığımda daha fazla zorlanıyorum, çünkü istemeden de olsa mesleğim gereği önüme gelenlere çok dikkat ediyorum. Şimdi bakıyorum da eminim bu işe başlamadan önce çiğ tavuk yemişimdir.

Özellikle Türkiye'de kadın şef olmak oldukça gurur verici. Yıllar geçtikçe sayımız da artıyor. Okula gitmeden önce, bu mesleği gerçekten istediğime karar vermek için, mutfak şartlarında 1 hafta boyunca çalışmıştım. Orada bile, sadece gözlemci olmama rağmen, kadın olmam garipsenmişti. Şimdi ise her şey çok farklı bir boyutta algılanıyor. Buna tanık olmak da inanın beni çok gururlandırıyor.

Seren Şengel sektörde nasıl bir fark yaratacak?
Lezzetleri kendime özel çözümlerle sunuyorum. Bu da müşterilerim için çok önemli. Kendime özel tariflerle fark yarattığımı düşünüyorum ve üretebileceklerimin sonsuz olduğuna inanıyorum. Ayrıca yaptığım her yemeğin, yapılışından sunumuna kadar bir hikâyesi var. İnanıyorum ki bu özelliğim beni kendi alanımda farklılaştırıyor ve ileride bu şekilde kendime daha da özel bir alan yaratacağım. Bir de tabii her ne kadar çok farklı mutfakların yemeklerini keyifle pişirebiliyor olsam da, ızgara deneyimimin bana çok şey kattığına inanıyorum. Türkiye’de ve dünyada çok sevilen bir yemek türü olan et ve ızgara türlerini bilmek, tanımak ve pişirmek de yaratmaya çalıştığım mutfak kültürüne önemli farklar kazandıracak diye düşünüyorum.

Bir de farklılık yaratacak başka bir projemden daha bahsetmek istiyorum. Hayvanlara özel kurabiyeler yapıyorum. Sahiplerinin küçük dostlarının sevdikleri şeyleri söylemeleri yeterli. Bu da Türkiye’de bir ilk olacak ve markalaşmama yardımcı olacak inancını taşıyorum.

Bu kadar genç ve başarılı bir girişimci okuyuculara hayallerini hayata geçirme konusunda neler söylemek ister?
Kendimi bildim bileli her zaman ne istediğimi bilen bir yapıya sahip oldum. Hayallerimi gerçekleştirmeye çalışırken, yeri geldi çok zorlandım, yeri geldi pek çok engelle karşılaştım. Ama her defasında inandığım kulvarda ilerlemek için daha da güçlenerek yola devam ettim. Eğer bir şeyi çok istiyorsanız, ne olursa olsun ondan vazgeçmeyin.

Her zaman doğru vakte inanan birisi oldum. Uygun zaman geldiğinde emin olun ki dilekleriniz gerçekleşecek. Hayata karşı duruşumun karamsar olmamasına özen gösteriyorum. Yaşadığım her şeyden iyi veya kötü bir şeyler çıkarıp, hayatıma devam ediyorum. Biliyorum ki sonuçta o deneyimleri kullanacağım bir an gelecek. Kısacası kararlı olmak, yaşanan her şeyden bir şeyler toplayıp hayata devam etmek çok önemli.

Zeytin ve Biber'den bahsedelim. Neler vaat ediyor bu firma?
Zeytin Biber daha çok yeni bir oluşum. İlk yılını doldurmuş butik bir yer olan Zeytin Biber, kişiye özel yemekleri ve sunumları bulabileceğiniz farklı bir atölye. Burada müşterilerimizin isteklerine gore her şey tasarlanıyor ve sunuluyor. Yeni başladığımız paket servisimiz ile hem lezzette, hem de sunumda farklılık yaratacağımızı düşünüyorum.

Zeytin ve Biber Yemek Çözümleri ve Danışmanlık olarak, ağırlıklı olarak sektörde yeni veya var olan oluşumlara fark yaratacak çözümler ve fikirler üretiyorum. Aldığım eğitimleri dikkate alarak temelde işletmelere menü ve konsept geliştirme ve bu doğrultuda mutfak ve servis ekiplerinin eğitimi ön plana çıkıyor. Bir işletmede bir yemeğin mutfaktan sofraya kadar olan yolculuğu ile ilgili tüm süreçleri takip eden bir program hazırlayarak destek veriyorum. Son derece önemli olan hijyen ve gıda güvenliği konularında da danışmanlık hizmeti sunuyorum. Fakat ağırlıklı olarak menü tasarımı konusunda talep alıyorum.

Bunun yanı sıra bireysel ve kurumsal özel günlerde catering servisi veriyoruz. Ben dünya mutfağı alanında eğitim aldım dolayısıyla bu yönde üretmek üzere çalışıyorum. Kendimi geliştirmek için sürekli farklı lezzetleri deniyor ve bunları paylaşmaktan da büyük zevk alıyorum. Bu sebebten catering benim bu yanımı çok besliyor. Bu noktada www.zeytinbiber.com sitemizden bazı örnekleri paylaşıyor ve sipariş alıyoruz. Aynı zamanda pratik ve hızlı çözümler üretiyoruz. İnternet üzerinden aldığımız siparişlerimizle Türkiye'nin her yerine servis sunuyoruz. Ayrıca minik dostlarımızı da unutmadık. Kedi ve köpeklere özel kurabiye tasarımları da yapıyoruz.

Bu sitede anneler en çok çocuk beslenmesi ile ilgili bilgi ve yeni fikirleri okumayı istiyorlar. Siz bir şef olarak çocuklar için yemeği keyifli hale getirebilmek için ne gibi taktikler uygulardınız...
En önemli taktik yemeğin birlikte yapılması. Çünkü çocuklarda o zaman bir merak uyanıyor ve tadına bakmak istiyorlar. Genelde çocuklar sebze yemeklerinden çoklukla kaçar. Böyle anlarda yemeğin içine sarımsak ve defne yaprağı katın. Ayrıca yeşil sebzeleri de kuş üzümü, ceviz, kuru kayısı gibi malzemelerle tadlandırabilirsiniz.

Bazı çocuklar sebzeleri görmeye bile tahammül edemezler. O zaman püre haline getirip, hafif krema ile karıştırabilirsiniz. Üzerine de rendelenmiş peynir ekleyip, fırına atabilirsiniz. Kendimden yola çıkarak diyebilirim ki, çocuklara sebze yedirmek için en önemli şey sebzeleri farklı tatlarla karıştırmak. Şu yaşıma kadar sebzeyi severek büyüdüysem, bunun tek nedeni yediğim yemeklerin tatlarını güzel hatırlamam diyebilirim.

Keyifle kullanılabilecek özel bir püf noktası daha vermek istiyorum. Domatesli yemeklerde genelde asit oranını azaltmak için toz seker katılır, bunun yerine bitter çikolata deneyin. Farka inanamayacaksınız.

Yiyorumbuyuyorum.com Seren'i hangi tarifi ile hatırlayacak? Özellikle çocukların seveceği besleyici bir tarif rica ediyoruz.
Bu yemeği seçmemin nedeni, tatlı ve tuzlunun bir arada olması. Böylelikle, zamanla içine istenilen sebzeler küp küp kesilerek ilave edilebilir. Çocukları bu şekilde sebze yemeye teşvik edebileceğimize inanıyorum.


Seren'in Yaban Mersinli Izgara Tavuk Göğsü
Malzemeler:

6 yemek kaşığı tereyağı
1 adet yeşil elma, soyulmuş ve küp küp kesilmiş
1 tatlı kaşığı limon suyu
1 tatlı kaşığı bal
1.5 su bardağı beyaz un
1 su bardağı kepekli un
3 tatlı kaşığı tuz
2 yemek kaşığı karabiber
2 adet derisiz tavuk göğsü
1 su bardağı tavuk suyu
1 su bardağı elma suyu
1.2 su bardağı nar suyu
2 yemek kasığı dogranmış maydanoz
1.2 su bardağı kurutulmuş yaban mersini

Hazırlanışı:
Tavayı orta ateşte ısıtıp içine 2 yemek kaşığı tereyağı ekleyin. Yağ eridikten sonra elmaları tavaya koyun. 4 dakika karıştırın. Karışımın içine limon suyu ile balı ekleyin. 10 - 15 dakika kadar elmaları pişirin. (Eğer elmalar çok kararırsa, ocaktan alıp kenara koyun.) Ayrı bir tavada 2 yemek kaşığı tereyağı eritin. Yağ erirken başka bir kapta un, tuz ve karabiberi karıştırın. Tavukları, arkalı önlü una bulayın ve tavaya ilave edin. Her bir tarafını 5 dakika kadar yüksek ateşte kızartın. Tavadan aldığınız tavuk göğüslerini bir tabağa yerleştirin ve üzerini folyo ile kaplayıp beklemeye alın.

Aynı tavaya tavuk suyu, elma ve nar suyunu ilave edin. Arzuya göre 1 tane tarçın çubuğu da ilave edebilirsiniz. 1 tatlı kaşığı tuz ilave edin. Sonrasında yaklaşık 30 dakika kadar karışımınızı orta ateşte pişirin. Sosun yoğunlaşması ve koyulaşması gerekiyor unutmayın. Elmaları, yaban mersini ve 2 yemek kaşığı tereyağını da sosunuza ekleyin. Tavuk göğüslerinizi de ekleyip, 9 dakika daha pişirin. Ocaktan aldıktan sonra etinizin üzerine maydanozları ekleyin.

Fırında patates veya patates püresi ile yemeğinizi çok daha fazla lezzetlendirebilirsiniz. Afiyet olsun.

www.zeytinbiber.com

2011-11-01
Bu yazı 4297 kere okunmuştur.

ltugayltugay

Makalenizde yer verdiginiz kisi benim canim dostum Serenimi cok tebrik ediyorum yolunun daima acik olmasini diliyorum, ve insallah yeni yetisen neslimize guzel bir ornek olmasini diliyorum. Gercekten yemekleri ,becerisi anlattigi kadar. Yemeklerini tatmis bir kisi olarak soyluyorum Tekrar tebrik ediyorum ve basarilarinin devamini diliyorum. Sevgiler Leyla Tugayoglu

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin