Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Pınar Büyükgüral, ya da netteki adıyla Pinomino çok başarılı bir tasarımcı, çizer ve iki erkek çocuk annesi. Onun çizimlerine bakıp pozitif elektrik almamak mümkün değil. Hepsi canlı, neşeli ve hayat dolu. Çizmek onun için hayatın anlamı olmuş. Eserlerini bloğuna taşıyarak yaşamını renklendiren Pınar çalışmalarına son hız devam ediyor. Muhteşem çizimleri ve samimi yazılarıyla Pinomino bence bloglar aleminin en sempatik ev sahibi. Sevgili Pınar'a ailesiyle birlikte mutluluklar ve nice başarılar diliyoruz.

-Pınar Büyükgüral  gerçekten çizimlerinizdeki gibi kırmızı, uzun, kabarık saçlı mı? Bir de kiraz küpeleriniz var mı 

Aslında son bir haftaya kadar kumral saçlıydım. Fakat biraz değişiklik olsun, biraz renk gelsin diyerek kızıl renge boyandı saçlarım..Ama doğal olarak kıvırcık ve kiraz küpeler de gerçekten var:)

-Bize Pınar’ı anlatır mısınız biraz.

1975 yılının Eylül ayında başlayan bir yaşamım var. Hayatım boyunca değişmeyen tek şey çizime olan tutkum oldu. Üniversitede İstatistik eğitimi almama rağmen ideallerimden vazgeçmedim ve meslek olarak tasarımı seçtim. Daha profesyonel bir eğitim almak amacıyla Odtü Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünde yüksek lisans yaptım. Tüm bunları yaparken evlendim ve 2 dünya tatlısı oğlum oldu. Yani yaşamım her zaman için tempolu ve eğlenceliydi. Sanırım bu da çizimlerime fazlasıyla yansıyor.

-Birbirine yakın yaşlarda iki oğlunuz var. Zorlukları ve avantajları neler?

Arda 3, Deniz ise 2 yaşında. Zorlukları çok, güzellikleri de öyle. Öncelikle hiçbir zaman yalnızlık çekmiyorlar. Oyun oynuyorlar, kavga ediyorlar, paylaşmayı öğreniyorlar. Kıskançlık oluyor tabi ama bu da çok doğal. Dengeyi sağladıktan sonra fazla bir sorun yaşanmıyor. Zorluk genelde akşam saatlerinde oluyor. Tüm günün yorgunluğu ufaklıkların yaramazlıkları ile birleşince sınırlar biraz zorlanıyor:) Onu da annemin yardımı ile atlatıyoruz.

-Arda ve Deniz’in hayatlarında neler var? Karakterleri çok farklı mı?

Ak ve kara birbirine ne kadar yakın ise Arda ve Deniz’de öyle:) Hem fiziksel hem de huy olarak birbirlerinden o kadar farklılar ki. Arda beyaz tenli ve kumral, çok duygusal, biraz içine kapanık. Oldukça sakin yapılı, müziğe çok yatkın. Deniz esmer ve siyah saçlı. Aşırı hareketli, meraklı, tuttuğunu koparan ve hedefinden asla vazgeçmeyen bir yapısı var. Spora daha yatkın ve evdeki minik basket potasına oldukça başarılı atışlar yapıyor:) Yemek alışkanlıkları da birbirinden çok farklı. Arda çok iştahsız, hayatı köfte ve makarna üzerine kurulu. Sütü ise kakaosuz asla içmez. Deniz ise önüne koyulan herşeyi yer. Ama ona da sütü sade ve soğuk hazırlamalısınız, yoksa asla içiremezsiniz:)

-Çizim yapmaya nasıl başladınız? Bu yetenek kim tarafından, nasıl keşfedildi?

Elim kalem tutmaya başladığından beri. Hiç sıkılmadan saatlerce çizdiğimi hatırlıyorum. İlkokulda tüm resimlerim sergiye asılıp, birkaç yarışmada da ödül aldığımda anlamıştı ailem çizime olan yatkınlığımı.

-Resim, çizmek, kalemler, boyalar bir çocuğun hayatında ne gibi etkilere sahiptir?

Aslına bakarsanız 80li yıllarda büyümüş bir çocuk olarak öyle fazla sayıda boya kalemlerim ya da malzemelerim yoktu. İlk doğru düzgün pastel boya takımımı annem ortaokul hazırlık sınıfında almıştı. Sevinçten ne yapacağımı ve onları nereye koyacağımı şaşırmıştım. Aslında yetenek olduktan sonra ve de istekte varsa çocuk bir şekilde kendi malzemesini kendi yaratıyor. Mesela ilk kolaj çalışmamı elişi kağıtlarım olmadığı için annemin Burda dergilerindeki kumaş desenlerini keserek yapmıştım. Gerçi sonuçta sıkı bir azar işitmiştim ama sınıfın en özgün çalışmasını çıkartmıştım.

-Çizimlerde konu ne olursa olsun hep bir canlılık var. Sanki hepsi “hayat çok güzel” mesajı veriyor. Bunlar sizi yansıtıyor mu? Pınar’da hayat dolu, canlı- kanlı, hareketli ve pozitif bir insan mı?

Aslında tabi ki herşey güllük gülistanlık değil. Çoğu zaman beni çok üzen şeyleri de çiziyorum ama yapım gereği içine farkında olmadan gerek renk, gerek desen olsun bir neşe sızması oluyor..Yaşama bakışım neşeli ve hayat dolu ama çıldırdığım ve gözümün birşey görmediği anlar da yok değil. Sonuçta gerçek yaşam çizimlerdeki kadar canlı ve heyecanlı olamıyor. Ama çizdiğim dünya, bu monotonluktan sıyrılmam için bir acil çıkış kapısı niteliğinde. Çizmeye başladığımda gerçek dünyadan kopuyorum ve kesinlikle çalışırken rahatsız edilmek istemiyorum. O nedenle genelde geceleri çalışıyorum.

-Çizimlerinize bayılan biri olarak soruyorum, bir gün bu güzellikleri satın alma, bu vesileyle evlerimize neşe katma şansımız olacak mı?

Bu son 1 aya kadar bir çocuk firmasında moda tasarımcısı olarak çalışıyordum. Şimdi ise kendi yarattığım marka ile yoluma devam etme kararı aldım. Şu an ev tekstili üzerine tasarımlar yapıyorum ve yakın zamanda üretime başlatacağım. Bunun yanı sıra fırsat buldukça kedi resimleri yapıyorum. Neşeli komik kediler. Bunları da ileride web sayfamda sergileyeceğim.

-Oğullarınız da sizin yeteneğinizi şimdiden görüyor musunuz? Neler çiziyorlar? 

Duvarlarda, halılarda ve koltuklarda uzun zamandır görüyoruz :) Ama Arda’nın müziğe, Deniz’in ise spora şu an daha fazla yatkınlıkları var. Ben de onları hiçbir konuda zorlamıyorum. Sadece yetenekleri neye varsa o konuda desteklemeyi düşünüyorum.

-Arda ve Deniz çizim ve boya malzemelerinize sulanmıyorlar mı?

Deniz çok meraklı yapıda olduğundan dolayı çok sulanıyor, Arda daha çok bilgisayarı kurcalamak istiyor:) O nedenle onlar uyumadan çalışmak pek mümkün olmuyor. Bazen izin veriyorum boyalarımla oynamalarına ama çoğu zaman kendi boyalarını koyuyorum önlerine, çünkü kalemlerim, boyalarım ve eşyalarım konusunda biraz titizim.

- Siz aynı zamanda bebek, çocuk kıyafetleri ve diğer ürünlerinin (battanite, önlük, perde etc.) tasarımları yapıyorsunuz. Bunları tasarlarken neleri ön planda tutuyorsunuz? Kreasyonlarınızı nerelerde bulabiliriz?

Uzun zamandır bebek ve çocuklar için tasarım yapıyorum. Kıyafetleri tasarlarken sağlıklarını tehlikeye atacak, yutabilecekleri küçük aksesuarlardan kaçınıyoruz. Baskılı ürünlerin boya kalitesi çok önemli, ve bebekler için direk cilde temas eden nakışlardan kaçınıyoruz. (cilt tahrişini önlemek amacı ile) Desenleri basit ama hareketli renkleri ise canlı tercih ediyoruz. Kreasyonları Ankara Karum Alışveriş Merkezinde ve Antalya Laura Alışveriş Merkezlerindeki “Karamela” mağazalarından bulabilirsiniz.

-Biraz da blogunuzdan bahsedelim... pinomino.blogspot.com gerçekten insana mutluluk veriyor. Çizimler canlı, renkli, yazılar çok samimi. Siz bloğunuza start verirken neler düşündünüz, kimlere, neden ulaşmak istediniz?

İlk açtığım zaman yabancı sitelerde sürdürülen çizim etkinliklerine katılmayı amaçlamıştım. O nedenle fazla yazı yoktu, belli konular dahilinde çizimler vardı. Daha sonra Türk bloglardaki yemek etkinliklerinden ilk birkaçında çizim ve tariflerimi paylaştım. Sonrasında yazmanın ve çizmenin çok eğlenceli olduğunu keşfettim. Blog kendiliğinden gelişti diyebilirim. Kısa zamanda ziyaretçi sayısı arttı ve hayatımı çok olumlu yönde değiştirdi. Şu an Tübitak’ın çıkaracağı Türkiye’nin ilk 3-6 yaş grubu için hazırlanan bilim teknik dergisinde çizimlerimle katkıda bulunacağım. Ve de her hafta Hürriye Ankara ekinde Pino’nun şehir maceralarını karikatürize ediyorum. Bunun dışında özel çizim siparişleri alıyorum. Yani blogum sayesinde artık evden çalışabiliyorum.

-Bloğunuzda “hayatım ikiye ayrılırsa yarısı ailem ( 2 minik bebiş Arda ve Deniz + 1 eş Bülocum ) diğer yarısı ise çizim yapmak…” diyorsunuz…Aileniz ve çizim dışında neler var hayatınızda?

Aslında çok fazla bir zaman kalmıyor. Tüm gün çocukların bakımı ve ev işi ile geçiyor, geceleri ise çalışarak. Ancak hafta sonları dostlarımızla vakit geçiriyoruz. Tabi çoğu zaman çocuklar yanımızda oluyor. Dolayısıyla gidilen mekanlar hep çocukların keyif alabilecekleri yerlerden seçiliyor.

-Tasarımcı, çizer, anne, eş Pınar ilerisi için neler hedefliyor?

Anne olarak tek isteğim çocuklarımın sağlıklı olmaları ve hayattan keyif aldıkları işlerle uğraşmaları. Onların ilgi alanlarını keşfetmek ve bu konuda eğer istekleri varsa desteklemek çok keyifli olur eminim ki. Eş olarak ilerisi için bir sahil kasabası hayal ediyorum. Eşimle birlikte Kaş’a hayranız..Yaşamımızı burada geçirmeyi çok isterdik. Tasarımcı olarak, mesleğim konusunda aşırı hırslı değilim. Beni o an ne mutlu ediyorsa onu yapıyorum. O nedenle bu yıl çalıştığım işimi bırakıp serbest çalışmayı tercih ettim. Keyif aldığım işlerle uğraşmak zaten başarıyı beraberinde getiriyor. Belirli kalıplar ve saatler arasında sıkışıp kalmayı sevmiyorum.

-Son olarak Yiyorumbuyuyorum.com’un ziyaretçilerine hangi mesajları vermek istersiniz?

Yaşamdan keyif alsınlar, olaylara pozitif baksınlar ve hobilerini ihmal etmesinler. Çünkü yaşam yarattıkça güzel:)



pinomino.blogspot.com

www.pinomino.com

2006-12-01
Bu yazı 1982 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin