Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Kış aylarında özellikle nezle, grip, ortakulak iltihabı, sinüzit, bademcik iltihabı, bronşit ve zatürre gibi üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları artmaktadır. Bu hastalıkların genellikle kış aylarında ortaya çıkması, soğuk havanın solunum yolu enfeksiyonlarını artırdığı düşüncesini doğrulamaktadır. Kış aylarında hastalıkların artma nedeni sanıldığı gibi soğuk hava değil, insanlar arası yakın temastır. Kış aylarında kötü havalandırılan ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi (alışveriş merkezleri,marketler,v.s) solunum yolu ile bulaşan hastalıkların artışında en önemli faktördür.

Solunum yolu enfeksiyonları

Solunum yolu enfeksiyonları çocukluk çağında en sık geçirilen ve en çok ölüme neden olan enfeksiyon hastalıklarıdır. Solunum yolunun sahip olduğu bölgeye göre alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları olarak ikiye ayrılabilir. Bunların çoğu üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) şeklindedir. ÜSY enfeksiyonlarının en sık etkeni virüsler olup genellikle kendiliğinden düzelirler. üst solunum yolu enfeksiyonu” denilince nezle, grip, bademcik iltihabı (tonsillit), sinüzit, kulak iltihabı (otit), krup (larenjit) anlaşılır Soluk borusu ve altındaki bölge alt solunum yolları olarak kabul edildiğinden akut bronşiyolit, akut bronşit ve zatürre alt solunum yolu enfeksiyonları olarak sayılabilir.

Ateş – Nezle - Grip

Normal vücut sıcaklığı 36 ile 37,5 C derece arasındadır ve gün içerisinde değişim gösterebilir. Koltuk altından ölçülen 38 C derece ve üstü ateş hastalık işareti olabilir. Çocuklarda görülen soğuk algınlığı yetişkinlere göre çok daha ciddiye alınmalıdır ve doktora başvurulmalıdır. Çocuğunuzun yüksek ateşini biraz olsun düşürebileceğini düşünerek üzerini fazla örtmeyin, bol miktarda sıvı içirin ve ılık duş uygulayın. Nezle etkeni virüs çocuğa anne babadan, okuldan ya da çocuğun bulunduğu kalabalık ortamlardan (kreş, anaokulu…) bulaşır. Ayrıca kalabalık alışveriş merkezleri, çocuk oyun alanları, kalabalık misafirlikler de bulaşma için uygun yerlerdir. Bulaşma hasta kişi ile yakın temas ve öksürme , hapşırma sonrası virüsün havada asılı kalarak çocuğa ulaşması ile olur. Virüs çocuğa bulaşınca önce halsizlik, huzursuzluk, iştah kaybı ve burun akıntısı arkasından ciddi burun tıkanıklığı, ateş yüksekliği ve öksürük gelişir. Hatta kusma, bulantı, ciddi beslenme reddi olabilir. Burun akıntısı, tıkanıklığı ve buna bağlı geniz akıntısı özellikle geceleri ağırlaşan öksürük krizlerine yol açabilir. Bu durumda hemen bir hekime başvurmak gerekir. En iyi tedavi bol miktarda sıvı vermek (varsa anne sütü, su, süt, mama, meyva suyu, çorba….), burunlarını yıkamak ve doktor kontrolünde ilaç kullanmaktır.Eğer gerekli destek tedavi verilmişse bulgular 3-7 günde geçer. Grip influenza virüsünün neden olduğu bir hastalıktır.

Çocuklarda Gribin Belirtileri

•Hapşırma •Burunda tıkanma ve akıntı
•Öksürük ve boğazda kızarıklık
•Yüksek veya hafif ateş
•Tüm vücutta ağrı
•Üşüme
•Halsizlik
•Boğaz ağrısı

Belirtilerin nezleye göre daha şiddetli olduğu bu çocuklarda daha sık ve kolay bir şekilde zatürre gelişebilir. Astım varsa alevlenebilir. Astım dışında kronik bir akciğer hastalığı (obliteratif bronşiolit, kistik fibrozis…) varsa bu hastalığın daha da kötüleşmesine neden olur. Aynı zamanda kalp, böbrek, şeker vs.. hastalığı olan çocuklarda hem daha ağır seyreder hem de hastalıklarını kötüleştirir. Hatta ölümlere neden olabilir. Bu nedenle her eylül-ekim ayında grip aşısı bu hastalıklar açısından riskli olan çocuklara yapılmalıdır.

Virüslerin neden olduğu ÜSYE’ larında sigara dumansız temiz bir ortamda istirahat, dengeli ve bol sıvılı (ıhlamur, bitkisel çaylar, meyve suyu, hoşaf, komposto v.b ) diyet ve su buharlı ortam, burun temizliği ve buruna serum fizyolojik damlatılması önerilir. En iyi balgam-salgı yumuşatan doğal madde sudur. Huzursuzluk ağrı ve ateş için ağrı kesici ateş düşürücü ilaçlar verilebilir. Antibiyotik kullanılmasına gerek yoktur, antibiyotikler hastalığın süresini kısaltmaz, oluşabilecek daha karmaşık hastalıkların (orta kulak iltihabı, zatürre, bronşiyolit ) oluşmasını engellemez. Bakterilerin neden olduğu ÜSYE’ larında (özellikle bademcik iltihaplarında) doktor muayenesi ve gerek görmesi halinde antibiyotik kullanılabilir.

Orta kulak iltihabı

Nezle sırasında burun tıkanıklığının şiddetli olduğu dönemde östaki borusu dediğimiz kulağın havalanmasını sağlayan tüplerde tıkanıklık oluşabilir ve orta kulak enfeksiyonu gelişebilir. Bu nedenle nezle sırasında veya sonrasında huzursuzluk, ateş, ağlama nöbetleri görülen çocuklarda akut orta kulak iltihabının gelişmiş olabileceği düşünülerek doktora gidilmelidir Orta kulak iltihabı (otitis media) , özellikle çocuklarda çok sık görülen hemen her çocuğun en az bir kez bazen defalarca geçirdiği şiddetli ve ani başlayan kulak ağrısı, ateş, ve bazen de işitme kaybı ile karakterize bir enfeksiyondur. Orta kulak iltihabına daha çok,Hemofilus İnfluenzae (Hib) ve Streptecoccus Pnomoniae adlı mikroplar neden olur. Hastalığın zamanında tanınması ve uygun antibiyotik tedavisinin verilmesi çok önemlidir. Bebeklerde huzursuzluk, kulak çekiştirme, sıklıkla görülür. Nezle esnasında burnu tıkayarak hıçkırma, hapşırma orta kulakta iltihabı başlatacak mikropların kulağa girmesine neden olabilir. Bebeklerde, östaki borusunun yatay seyretmesi , geniz eti ve sırtüstü biberonla beslenme gibi faktörler orta kulak enfeksiyonlarına zemin hazırlar

Sinüzit

Çocuklarda en sık görülen hastalıklardan biri de sinüzittir ve her yaşta görülebilir. Sadece büyük çocuklarda görülebilir diye düşünülmesi yanlıştır. Yenidoğan bebekte bile olabilir. En sık nedeni yukarıda bahsedilen nezle, grip ya da uzun süreli burun tıkanıklığı yapan bir durum varlığıdır. Çünkü bu sırada sinüslerden buruna gelen kanallar (ostium) tıkanır. Bu nedenle sinüsler hava alamaz ve içlerindeki sıvı boşalamayıp göllenir. Bu durumda burnumuzda normal de zararsız olarak duran bakteriler üreyerek orada iltihap yaparlar. Bu nedenle nezle ve grip bulguları 7-10 günden uzun sürüyorsa, burundan sarı-yeşil renkli akıntı geliyorsa, çocuğun öksürük şikayeti devam ediyorsa, hele geceleri öksürüyorsa mutlaka bu çocukta sinüzit düşünülmelidir. Göz yaşarması, göz etrafında şişlik, ateş, yüze basma ile ağrının artması sinüzitin diğer belirtileri arasındadır. Tedavisinde uzun süreli ve yeterli doz antibiyotik yanında iyi ve etkili burun açma yöntemleri kullanılmalıdır. Eğer bunlar yapılmazsa başarısızlık riski yüksektir.

Bademcik iltihabı (Tonsillit) ve Farenjit

Çocukluğunda bademcik iltihabı olmamış kimse hemen hemen yok gibidir. Yüksek ateş, boğaz ağrısı ve tükürüğünü bile yutamama ile kendini gösteren bu enfeksiyon , bazı çocuklarda çok sık görülür, her ay bir kez tonsillit olabilirler. Bademcikler, lenf dokuları olup boğazın girişinde, iki tarafa yerleşmiş küçük organlardır. Görevleri vücudun bağışıklık sistemine yardımcı olmaktır. Boğaz yoluyla gelen mikroplar bademcik üzerinde tutulur ve onlara karşı antikor denilen bağışıklık proteinleri oluşturulur. Bu görev, vücudun bağışıklık sistemi kurulana kadar yani 5-6 yaşına kadar sürer. Tonsillit, çok çeşitli mikroplarla oluşmakla beraber daha çok A-Grubu beta hemolitik streptokoklarla oluşur. Özellikle kış aylarında kapalı ortamlarda birarada bulunan insanlarda boğaz iltihaplanmalarına, yani farenjite neden olurlar. Streptokoklar, solunum yollarından havayla çıkan damlacıkların insandan insana geçmesiyle bulaşırlar. En sık 5-15 yaş arasındaki çocuklarda hastalık yaparlar.

Hastalığın belirti ve bulguları nelerdir?

Boğaz ağrısı ve ateşi olan çocukların yaklaşık %10'unda A-Grubu Beta hemolitik streptokok enfeksiyonu vardır. Boğazın (farenks) ve bademciklerin (tonsiller) iltihaplanması olan farenjit ve tonsillit nedeniyle çocuğun yutkunması ve beslenmesi güçleşir, kötü ağız kokusu olur. Streptokok farenjiti olan çocuğun ateşi genellikle 38°C'den yüksektir; titremeler, vücutta ağrılar ve iştahsızlık olur. Birlikte karın ağrısı, bulantı ve kusma gibi karın belirtileri de bulunabilir. Bakıldığında bademcikler ve boğazda kızarıklık, küçük dilde şişlik ve bademcikler üzerinde beyaz lekelenmeler görülür. Alt çene kemiğinin köşesinde ve boyunda lenf bezleri şişmiş olabilir. Bazen streptokok iltihaplarında, mikropların salgıladığı toksinler deride yaygın kırmızı bir döküntüye neden olur. Bu durumda hastalığın adı "kızıl"dır ve genellikle boğaz iltihabının 2. gününden 6. gününe kadar sürer. Tedavi edilmeyen veya yetersiz tedavi edilmiş streptokok iltihapları, nadiren ateşli romatizma adı verilen ve kalp romatizması ile eklem iltihaplarına neden olabilen bir hastalığa da yol açabilirler. A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihaplarının bir diğer nadir komplikasyonu da, hastalığın başlangıcından 2-3 hafta sonra ortaya çıkabilen böbrek iltihabıdır. Streptokoklar ayrıca sinüzite, orta kulak iltihabına, zatürreye ve deri iltihaplarına da neden olabilirler.

Beta bulaşıcı mıdır ve önlenebilir mi?

Hastalık sırasında beta mikrobu bulaşıcıdır. Bazı çocuklar streptokok mikrobunun taşıyıcısı olabilirler. Boğaz kültürlerinde beta üremesine rağmen kendilerinde hiçbir hastalık belirtisi bulunmayan okul çağındaki taşıyıcı çocukların oranı %5-15'dir. Taşıyıcılığın tedavisi için doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Streptokoklara bağlı boğaz iltihaplarını önlemenin kesin bir yöntemi yoktur. En güvenli yol, evde boğaz iltihabı olan bir kişi varsa, bu kişiyle çok yakın temasta bulunmamak ve genel hijyen kurallarına dikkat etmektir.

Beta nasıl tedavi edilir?

Çocuğunuzun boğazında A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihabından şüphelendiğinde, doktorunuz boğaz kültürü yapılmasını isteyecektir. Eğer boğaz kültüründe üreme olursa bu inceleme mikrobun türünü tayin edecek ve hangi antibiyotiklerin tercih edilebileceğini bildirecektir. Çocuğunuzda A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihabı olduğu kesinleşirse, ağızdan ya da enjeksiyon şeklinde verilebilen bir antibiyotik ile tedavi edilmesi gerekecektir. Tedavi süresi 10 gündür.

Farenjit

Farenjit bulaşıcıdır. Hafif ateşle başlar, burun tıkanıklığının yanı sıra burun arkasına akıntı, boğaz mukozasında yer yer kızarıklıklar ve iltihaplı salgılar görülür. Kulak zarı da kızarmış olarak görülebilir. Boyunda lenf bezleri ele gelir. Kendiliğinden 4-5 günde geçen farenjit, genellikle viral (virüslere bağlı) bir hastalık olduğundan antibiyotik kullanılmasına gerek yoktur, ama ateş 2 günden fazla sürerse antibiyotik verilebilir. Tedavisinde burun açıcı ilaçlar ve sprey şeklinde antibiyotikler kullanılır. Bazen farenjit bronşite de neden olur.

Krup Sendromu

Solunum yollarını kaplayan mukozada ödem oluşması sonucunda üst solunum yolu tıkanıklığı tablosuyla kendini gösteren benzer klinik tablolara krup sendromu denilmektedir. Viral krup laringotrakeal enfeksiyonların %95'inden sorumludur. Etken genellikle parainfluenza virusudur. Yaşamın ikinci yılında en fazla görülür. Önce ateş, burun akıntısı ile başlar ve sonra nefes almada güçlük, havlar tarzda öksürük ve ses kısıklığı olaya eklenir. Tedavide antibiyotikler ve solunumu rahatlatıcı ilaçlar kullanılır.

Zatürre

Çocuklarda en sık görülen alt solunum yolu enfeksiyonudur. Ayrıca çocuklarda özellikle ilk 3 yaşta olmak üzere en sık hastaneye yatış nedenidir. İyi tedavi edilmediği takdirde ölüme neden olabilir. Tüm çocuklar göz önüne alındığında % 70 etkeni virüslerdir. Ancak bu küçük çocuklarda daha çok virüs, büyük çocuklarda daha çok bakteri olarak gözlenir. Etken olan virüs veya bakteri sıklıkla çocuğa kardeşlerden, kreşden, okuldan y da kalabalık misafirliklerde erişkinlerden bulaşır. Genellikle bir ÜSYE'den birkaç gün sonra aniden yükselen ateş, artan öksürük ve solunum güçlüğü alt solunum yolu enfeksiyonunu akla getirmelidir. Zatürre, bronşiyolit-bronşit gibi alt solunum yolu hastalıklarının belirtileri ateş, (bronşiyolit ve bazı zatürrelerde olmayabilir ) öksürük, (bazı küçük bebeklerde ilk 1-2 aylarda olmayabilir ) hızlı solumadır. Alt solunum yolu hastalıkları daha ciddi hastalıklardır ve dikkatli olmayı gerektirir. Çocukta nefes darlığı varsa (dakikada 50 den fazla veya siz bir nefes alıp verinceye kadar çocuğunuz 2-3 kez veya daha fazla nefes alıp veriyorsa ), çocuğunuz nefes alıp verirken göğüs kafesi içeri doğru çöküyor zor nefes alıyorsa, nefes alıp verirken bütün gün hırıltı-ıslık gibi sesler çıkarıyorsa, dudaklarında morarma varsa, nefes alıp verirken burun delikleri açılıp kapanıyorsa, gülmüyor, oynamıyor, devamlı yatıyorsa MÜMKÜNSE BİR HEKİM TARAFINDAN HEMEN MUAYENE EDİLMELİDİR. Hafif vakalar evde, ağır vakalar hastanede yatırılarak tedavi edilir. Antibiyotikler (genellikle iğne şeklinde) , nefes açıcı ilaçlar vs. tedavide kullanılırlar. Zatürre ülkemizde beş yaş altı ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Bu enfeksiyonların erken dönemde tanınıp uygun biçimde tedavi edilmesiyle bu ölümlerin çoğu önlenebilir.

Larenjit

Larenjit her yaşta görülebilen iltihabi bir hastalıktır. Virüsler de mikroplar da gırtlak ve ses tellerini iltihaplandırabilir. Ses kısılır, ateş çok yükselmez. Farenjitin bronşite dönmesinde ara geçiş olabilir. Bazen şiddetlenip çocukları ciddi solunum güçlüğüne sokabilir. Sorumlular yine yukarıda adı geçen virüs ve mikroplardır genellikle. Tedavisinde ise antibiyotik ve solunum zorluğuna bağlı olarak kortizon kullanılır.

Bronşiolit

Akut bronşiyolit, süt çocukluğu döneminde en sık karşılaşılan alt solunum yolu enfeksiyonudur. Bunların genellikle %2-3'ü hastaneye yatırılır. Daha çok bir ile dokuz ay arasındaki bebeklerde görülür. Bir yaşından sonra ender olarak görülür. Etken %75-80 olguda respiratuvar sinsitial virüstür (RSV) ve her yıl kış aylarında salgınlara neden olur. Bronşiolit bulaşıcıdır ve salgın yapabilir. Genellikle burun akıntısı ile başlar ve daha sonra kuru ve keskin bir öksürük ortaya çıkar. Arkasından solunum sıkıntısı ve beslenme zorluğu görülür. Bronşiolit solunum yollarının en küçük dalları olan bronşiollerin enfeksiyonudur. Ani başlayan solunum zorluğu genellikle soğuk algınlığını ve öksürüğü izleyerek ortaya çıkar .

Bulgular :
•Hırlama

•Hızlı soluk alıp-verme
•Soluk alıp verme sırasında göğüs ve karında görülen çekilmeler
•Ateş
•Tırnak ve dudaklarda morarma.

(şiddetli vakalarda) Vücut direncini düşüren enfeksiyonlar, özellikle solunum yolu enfeksiyonları ve ailede alerji öyküsü olması risk faktörleri arasında sayılabilir. Hastalık genellikle bir haftada iyileşir. Bazı çalışmalar iki yaşın altında iki ya da daha fazla bronşiolit geçiren çocuklarda alerji ve astım görülebileceğini göstermiştir. Tedavi: Akut bronşiyolitte destek tedavisi uygulanır. Hastanın sıvı ve kalori gereksinimi karşılanmalıdır. Nemlendirilmiş oksijen verilir. Doktorunuz bakteriyel enfeksiyon düşünüyorsa antibiyotik verebilir veya duruma göre bronşları genişleten ilaçlar önerebilir. Çocuğun odasındaki hava, tercihen soğuk buhar veren aletlerle nemlendirilmelidir. Çocuk günde birkaç kez ve gece yatarken yirmişer dakika bu ortamda tutulur. Eğer gece hırıltı ve öksürükle uyanırsa bu işlem tekrarlanır. Çocuğa sık sık sıvı verilmelidir. Süt, solunum yolu salgılarını koyulaştırabileceği için verilmemelidir

ÖNLEMLER

Ailelerin küçük çocuklarını bu hastalıklardan korumak için dikkatli olması gerekir. Hasta olduğu bilinen insanlarla aynı ortamlarda bir arada bulunulmaması büyük önem taşır. Özellikle kreş ve okullarda hasta olan çocukların hekim tarafından muayene edilmesi sağlanmalı ve hekimin önerilerine mutlaka uyulmalıdır.. Kapalı ve kalabalık yerlerde hastalık hızla yayılır. Dolayısıyla açık havada ve havalandırması iyi olan yerlerde bulunmak enfeksiyon riskini azaltır. Virüsler, mikrobun bulaştığı yerlerde (kapı tokmağı, telefon gibi) canlı kalabildikleri için, bu yüzeylere temastan sonra virüsleri rahatlıkla burnumuza veya gözlerimize transfer edebiliriz. Bunu engellemek için ellerimizi sık sık sabunlu su ile yıkamalıyız ve mutlaka çocuklara el yıkama eğitimi vermeliyiz.

Doktorunuzu Ne Zaman Aramalısınız?

•Bulgular 24 saat içinde gerilemezse
•Ateş makattan 38,5°C’yi aştığında
•Balgamlı öksürük
•Deri, tırnak ve dudaklarda morarma olduğunda
•Çocukta çevreye ilgisizlik ve uyuşukluk ortaya çıkmışsa, Derhal doktorunuzu arayınız

Kış İshalleri

Çocukluk çağında akut gastroenterit etkenleri arasında viral gastroenteritler ve özellikle de rota virüs infeksiyonları önem taşır. Rota virüs, tüm dünyada her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen bir virüstür. Özellikle çocukluk çağındaki gastroenteritlerin en sık etkenidir. Birçok kişide rotavirus ishali selim seyrederken ölümcül sonuçlar doğurması nedeniyle önemli bir halk sağlığı problemidir. İnce barsakları etkileyip, sıvı ve elektrolit emilimini bozarak vücuttan ciddi sıvı kaybına neden olur. Bu nedenle ishale bağlı hastaneye yatışlarda ilk sırayı alır. En sık kış aylarında (Aralık-Ocak) görülmekle birlikte, yılın her döneminde ishaller görülebilir. Her yaşta görülebilmekle birlikte, en sık 4-24 ay arası çocukları etkiler. Rotavirüs, taşıyan kişinin dışkısıyla, yiyecekler ve eller aracılığıyla bulaşırken, kapı kolları, telefonlar, yuvalar, oyuncaklar da infeksiyonun yayılmasında rol oynayabilir. Hastalığın kuluçka süresi 1-3 gündür. Bu süre sonunda hafif ateş olur, beraberinde kusma olabilir veya olmayabilir. Sonrasında karın ağrısı ve çok bol su gibi ishal başlar. Çocukta şiddetli ve dirençli iştahsızlık yapar. Bu da çocuğun yeterince sıvı almasını engelleyebilir. İshal o kadar sıktır ki, çocuk kısa sürede susuz kalabilir (dehidratasyon). Ateş ve kusma çoğunlukla 2 günde geçer, ishal ise 5-8 gün sürebilir. İshal sırasında hafif üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları (öksürük, burun akıntısı) görülebilir. Rotavirüs enfeksiyonunun özel bir tedavisi yoktur. Antibiyotik kullanmanın faydası olmaz. En önemli tedavi, kaybedilen sıvının yerine konmasıdır. Anne sütü alıyorsa kesinlikle devam edilir. İshalin ağırlığına göre şeker-tuz solüsyonları (ORS) doktor tavsiyesine uygun olarak verilmesi sıvı kaybını dengelemede yardımcı olur. Az yağlı ishal diyeti uygulanabilir. Yoğurt, patates, muz, pirinç lapası (çocuğun yaşı uygun ise) verilebilir. Azar azar ve sık beslenme barsaklardan gıdaların emilimini arttıracaktır. En önemli korunma yöntemi ise ellerin sık yıkanması, özellikle yuvalarda ortam temizliğine dikkat edilmesi, hasta çocukların diğer çocuklar ile temas etmelerini engellemek olacaktır. Hastalığın aşısı yoktur.

Çocuk Hastalıkları Uzmanı Esra Dolar

www.kadikoysifa.com

2007-01-16
Bu yazı 1909 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin