Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Merhaba,

Bizim hikâyemiz hayalleri peşinde koşan ve bu hayallerini sırasıyla gerçekleştiren iki çocukluk arkadaşı, anne ve girişimci kadının hikâyesi. İlkokulu bitirdikten sonra tanıştık, 7 sene beraber okuduk ve bu sene dostluğumuzun 20. yılını doldurduk. Beraber büyürken aynı okul sırasını, tatilleri, sınavları ve hayalleri paylaştık. Beyaz gömlek ve keten rengi pantolonlarımızla sırt sırta poz vererek çekilmiş fotoğrafımız ile kendi işinin sahibi kadınlar olacaktık. Üniversite için şehirlerimiz bir süre ayrılsa da kopmadık ve okullar bitti, iş hayatı başladı, tabii aşk hayatı da paralel... Baktık ki aynı sene, 2 ay arayla sevdiğimiz adamlarla evlendik. Bu bambaşka dünyalarda birbirimizi yalnız bırakmadık, 2 ay arayla bebek beklediğimizi müjdeledik birbirimize ve yine 2 ay arayla kızlarımızı kucağımıza aldık.

 

Artık yepyeni bir dünya açılmıştı önümüzde. Pembe hayaller içerisinde puset markalarını, biberon çeşitlerini tartışırken anne tecrübesinin ne kadar önemli olduğunu anladık. Çevremizdekilere sorduk, araştırdık. Tüm hazırlıklar yapılınca, eşyalar tamamlanınca sandık ki biz de hazırız “anne olmaya”. Ama hiç de öyle kolay olmadı bu. Küçücük bir bebeği kucağınıza alınca endişe, korku, yetersizlik duyguları da beraberinde geliyor. Hele bir de ilk bebeğinizse... “Sütüm gelecek mi?”, “yeterli süt alıyor mu?”, “bunu yesem gaz yapar mı?” gibi sorular, çevreden gelebilecek bazı gereksiz yorumlar (ki bunlar genelde süt hakkındadır), kafamızın içinde dönüp duruyordu. Emzirmekse başlı başına bir olaydı. Hiç de öyle fabrika ayarlarına yüklenmiş bir yeti gibi vahiyle inmedi. Sabırla, zamanla öğrenmek gerekti. “Biberon nasıl steril edilmeli?”, “donmuş süt hangi yöntemle ılıtılmalı?”, “hangi göğüs pedi kullanılmalı?”, göğüs kalkanı (kalkan bir savaş terimi değil mi ama?!?), pompa çeşitleri vs... En komiği de o garip görünümlü emzirme sutyenleriyle baş başa kaldığımız andı. Fakat maalesef konu emzirme ve bebek olunca taze anneler pek de “kendi başlarına” kalamıyor! En mahrem yerleriniz resmen halka arz oluyor, bir de çevrenizde meraklı kişiler varsa dışarıda emzirmek iyice zor bir işe dönüşüyor.

Bir taraftan bebek sahibi olmanın keyfi ile birlikte getirdiği zorluklar, diğer taraftan da inişli çıkışlı duygu durumlarımızla boğuşurken yine birbirimizin dert ortağı olduk. Özellikle emzirme konusunda yaşadığımız ortak sıkıntılardan birisi de “hiç bir kıyafetim emzirmeye uygun değil!”di. Tişörtleri sıyırarak, görünmeye hiç de hazır olmayan belimiz ve karnımızı saklamaya uğraşarak emzirmeye çalışmak oldukça zordu. “Belimiz üşümesin”, “aman gaz olmasın, soğuk almayalım” diye kat kat giyinirken bir yanda da boncuk boncuk terlemek nasıl bir çelişkidir öyle.... Tüm bu süreci yönetmeye çalışırken bir anda kendimizi “neden rahat emzirmeye yönelik kıyafetler yok?” diye sorarken bulduk. Konuştukça bu kıyafetlerle ilgili beklentilerimiz de şekillenmeye başladı: öyle her tarafımız olur olmadık yerde açılmasın, mahremiyet sağlasın, şık ve rahat olsun, bir de yaşadığımız duyguları eğlenceli bir şekilde anlatsın…

Baktık ki böyle ürünler ile ilgili konuşmak bizi çok heyecanlandırıyor, konuştukça yeni fikirler çıkıyor, “O zaman neden biz yapmıyoruz?” u düşünmeye başladık. Böylelikle yavaş yavaş iş fikrimiz oluştu. “Girişimci anne” ile başlayan çok hikaye var ama bu iki kelimenin yan yana gelmesi hakikaten zor aslında. Çünkü burada bahsettiğimiz süreç aslında paha biçilemez bir sermaye yani annelik ve çocuklarla başlıyor. İşimize koyduğumuz her bir detayı, 3,5 senedir her gün anneliğimizden öğreniyoruz. İnsan anne olunca daha detaycı, kılı kırk yaran bir şekilde yaklaşıyor. Üstelik maddi, manevi ve fiziksel olarak çok şeyden feragat ediyorsunuz. Emzirirken çektiğimiz acıları, “doydu mu, yetti mi?” ikilemlerini, sevinç gözyaşlarını, diğer şeylere harcayabileceğimiz parayı şirketimize sermaye olarak yatırmamızı ve daha bir sürü şeyi üst üste koyun.. Bu nedenle, girişimci ve/veya anne olabilmiş insanları okuyoruz, takip ediyoruz, destekliyoruz ve aklında böyle bir fikir yeşerten herkesi şimdiden tebrik ediyoruz. İşin içine girdikten sonra gördük ki “madem yok, biz yapalım” demek çok da kolay olmuyor. Evet, kendi işimizi yapmak istiyorduk ama girişimci olmak hakikaten bazen deli cesareti istiyor. Buna yeteri derecede haiz olan Ezgi’nin de kurumsal hayata “elveda” diyerek istifa etmesiyle resmi olarak kurduk şirketimizi; Anne ve Anne Ltd Şti’yi.

 

2011 yazında en büyük hayalimiz olan kendi markamızı yaratmak için çalışmalara başladık ki bu bizim için her anlamda bambaşka bir doğum hikâyesiydi. Bu arada Duygu sayesinde 3. hamilelik sürecimizi de markamızı yaratırken yaşadık. Böylelikle ürünlerimizi üretirken her ayrıntıyı hem tecrübeli anne hem de direk ihtiyaç sahibi hamile gözüyle tekrar tekrar kontrol etme fırsatımız oldu. Hem oğlumuzu, hem de Happy Milk markasını dünyaya getirmek için çok ama çok çalıştık. Kurumsal kariyerlerimiz öncesinde bankacılık, sonrasında kurumsal eğitim (Ezgi) ve marka yönetimi (Duygu) olarak birleşince güzel bir sinerji oluştu. Tabii yaratıcı ajans, finansçı, metin yazarı, art direktör ve lojistik birimleri sadece iki kişiden oluşunca ilk ürünümüzü elimize almamız 9 ay sürdü! (Tam bir hamilelik süreci kadar ) Duygu : “Dikimden çıkmış ilk ürünümüzü doğum yaptığım gün Ezgi’nin hastaneye getirmesi inanılmaz bir mutluluktu.”

Tüm ürünlerin deneği ve mankeni bizzat biz olduk. Daha önce sadece tüketicisi olduğumuz bir sektörü öğrendik, işin her kısmında mutlaka bulunduk, hatta bazı işleri (ürünlere baskı yapılması, kalite kontrol süreci, yeri geldiğinde kolilerin taşınması vs…) bizzat kendimiz yaptık, tekstil atölyesinde diğer çalışanlarla birlikte mesai harcadık, çok farklı kültürlerle tanıştık, arabesk müziğin tekstil sektöründeki etkisini bizzat gözlemledik. Üretimde bulunup, tekstil atölyesinde süt sağmak için köşe aramak sadece girişimci annelere has bir durumdur herhalde.

 

Temmuz 2012’nin başında www.happymilk.com.tr yayına geçtiğinde çocuklarımızı kucağımıza aldığımız andaki gibi sevinç gözyaşları döktük. Artık bebeğimiz doğmuştu. Şimdi onu da diğer çocuklarımız gibi sevgiyle ve titizlikle büyütüyoruz.

Sloganımız “keyifli emzirme halleri.” Tüm annelerin bildiği gibi lohusalık ve emzirmek hiç de dışarıdan göründüğü gibi değil, başlarda hem fiziksel hem de ruhsal olarak çok zor bir dönem. Bir yandan can acısı, bir yandan merakla izleyen ve sürekli tavsiye veren “bilirkişiler”. Diğer yandan taze annenin ani evrimi; çok kısa bir süre öncesine kadar stil sahibi ve her konuda kararlı, hatta mükemmeliyetçi bir kadınken, bir anda inişli çıkışlı bir ruh haline sahip, gezici süt istasyonuna dönüşmüş, kendini bakımsız hisseden ve hiçbir şey bilmediğini düşünen... İdare etmesi çok zor bir kombinasyon. İşte bu nedenle lohusalık dönemindeki emzirme hallerine komik göndermeler yapan ürünler ile annelerin hayatlarına bir parça eğlence katmak istedik. Yaptığımız tasarımlarla kendini bir kurbağa kadar çirkin hissedenler, dengesiz lohusa durumlarıyla evde tehlike uyarısı gibi gezenler, bu sütlü durumların sonsuza dek süreceğini zannedenlerin sesi olmak istedik. Ürünlerimizi kullanan annelerden çok güzel tepkiler alıyoruz, “kendimi anlatmakla uğraşmıyorum, tişörtümü giymem yetiyor” diyorlar. Bu da doğru bir yolda ilerlediğimizi gösteriyor.

Happy Milk markası 3 farklı emzirme kıyafetini modeline sahip şu anda: Cırt-Juke; omuzlardan açılan atlet tarzında (ismi seslerden geliyor, tek “cırt”la açılıyor ve sonrasında “cukcukcuk”), Overlappy; yarıdan açılan süper pratik bir emzirme kıyafeti ve Criss-Cross; dekolteyi çok hoş gösteren, şık iş takımlarıyla da emzirmek veya süt sağmak isteyen anneler için. Üstelik bebeklerin anneleriyle takım olarak giyilebilecekleri organik bebek bodylerimiz de var. 2012’nin son ayları içinse piyasada olmayan yepyeni bir ürün lanse etmeyi planlıyoruz. Tamamen Happy Milk icadı, çok pratik bir şey. Duygu ve oğlu kullanmaya başladı bile.

Biz emzirmenin zor, çok alıştırma ve sabır gerektiren aynı zamanda çok ama çok güzel bir duygu olduğuna inanıyoruz. Bir anne için en güzel anlardan birisidir herhalde bebeğinin bir yandan emerken bir yandan da boncuk boncuk gözlerle annesinin gözlerine bakması. Annelerin emzirirken sadece bu keyifli kısmına odaklanmasını istiyoruz. Pratik emzirme kıyafetlerimizle beli, karnı açılmasın, üşümesin bir de meraklı gözlerden koruyalım anne ve bebeğini. Rahat rahat istediği yerde emziren anne ve bebeğine fazladan bir damla sütünde katkımız olabilmişse çok mutlu oluyoruz, güzel yorumları okuyunca gözlerimiz doluyor. Facebook ve twitter’dan ya da direk cep telefonlarımızdan herkes bize ulaşabilir, istediği her konuyu (süt, bakıcı, kıyafet, güneş kremi markası...) sorabilir, sadece dertleşmek için bile.. evet bu sadece bizim fikrimiz ama en değerlisi anne tecrübesi diye düşünüyoruz.

Geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki; sadece anne tecrübesi ile yola çıktığımız bir yolda bir marka yaratmak çok da kolay olmadı, yepyeni insanlar ile tanışıp, hiç bilmediğimiz bir sektör öğrendik ama insan sevdiği işi yapınca hiçbir şey zor gelmiyor. Happy Milk markası ve ürün çeşitlerimiz için çok şey var aklımızda. Amacımız taze annelerin, babaların ve mutlu bebeklerin hayatlarına rahatlık, konfor ve eğlenceli dokunuşlar getirmek. Daha gidilecek çok yer var. Sevdiğimiz insanların ve ürünlerimizi kullanan taze annelerin güzel duyguları ile çok güzel şeyler yapacağımıza inanıyoruz. Heyecanla büyüyoruz biz de çocuğumuzla beraber.

Sevgilerimizle,

Ezgi & Duygu

www.happymilk.com.tr
facebook.com/HappyMilkTR
twitter.com/HappyMilkTR

2012-08-18
Bu yazı 2380 kere okunmuştur.

esra ertuğrul

merhabalar ne kadar güzel bir hikayeniz var. ben de annelerin bebeklerini emzirebilmeleri için emzirme danışmanı olarak destek vermeye çalışıyorum.bebeimgeliyor adlı bir bloğumun üzerinden anneler ulaşıp, gönüllülük çerçevesinde destek vermeye çalışıyorum. Sizin girişiminize de bayıldım. tebrik ederim.. sevgilerimle

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin