Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Hamilelikte beslenmenin önemi toplum tarafından bilinir. Sağlıklı bir gebelik dönemi yaşamanın önemli kriterlerinden birisi de uygun ve düzenli şekilde beslenmektir. Uygun beslenmeden kastedilen ise gebelik sırasında gereksinim duyulan tüm maddeleri yeterli ve uygun miktarlarda almaktır.

Karnınızda gelişmekte olan bebeğiniz gelişmesi için gerek duyduğu tüm vitaminler, mineraller ve enerji yani kalori için size bağımlıdır. Gebelikte iyi beslenmeden kastedilen uygun diyet bebeğinizin tüm bu gereksinimlerini karşılayan dengeli bir beslenmeyi gerektirir. Bebeğinizin hem fiziksel hem de zihinsel gelişimi için gerek duyduğu besin maddelerinden birisi de Omega 3 ve Omega 6 adı verilen yağ asitleridir. Bu yağ asitleri aynı zamanda sizin de kendi sağlınız içinde gereklidir.

Omega 3 ve omega 6 adı verilen maddeler biyokimyada çok zincirli doymamış yağ asitleri olarak adlandırılan bileşiklerdir. Bu yağ asitleri aynı zamanda hücrelerin yapısında yer alırlar. Bunlar aynı zamanda esansiyel besin maddeleri sınıfındadırlar. Yani insan vücudunda üretilmedikleri, buna karşın fiziksel ve zihinsel gelişim için varlıkları elzem olduğu için dışarıdan besinler yolu ile alınmaları şarttır.

Omega 3 ler açısından en zengin besin maddeleri balıklardır. Bunlar arasında en fazla Omega 3 içerenler ise,

• Uskumru

• Ringa balığı

• Sardalya

• Hamsi

• Somon

• Ton balığıdır

Ülkemiz açısından bakıldığında hamsi ve sardalya çok önemli ve değerli besin maddeleri olarak öne çıkmaktadır.

Omega 3 belirli bir grup yağ asidine verilen genel bir isimdir. Üç ana tip omega 3 yağ asidi vardır. Bu 3 değişik türün de vücutta değişik görevlerde rol aldığı düşünülmektedir.

• Eicosapentaenoic acid (EPA): EPA temel olarak balık ve balık yağında bulunur.

• Docosahexanoic Acid (DHA): DHA vücut fonksiyonları için en önemli olan yağ asididir ve temel olarak balıkta bulunur.

Alpha-Linolenic Acid (ALA): ALA en çok koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunur ve vücutta önce EPA'ya daha sonra ise DHA'ya dönüştürülür.

 

Omega 6 yağ asitleri ise ağırlıklı olarak bitkisel sıvı yağlarda bulunurlar.

Omega 3 ve omega 6 yağ asitleri vücutta farklı işlevleri yerine getiriler.

Omega-3, retina, beyin ve sperm hücrelerinin işlevlerini hatasız olarak yerine getirmeleri açısından gereklidir. Eksikliği, retinada görme fonksiyonunun azalmasına yol açabilir. Ayrıca, ruh hali, konsantrasyon, bellek, dikkat ve davranış bozukluklarına neden olabilir.

Omega-3 doğanın en harika çok yönlü ilaçlarından biridir. Kolesterol düşürücü ilaçlar kadar etkilidir. Yüksek trigliseridler için bilinen en iyi ilaçdır. Ayrıca damar sertliği ve tıkanıklılığı, enfeksiyon hastalıkları ve davranış bozuklukları üzerinde olumlu etkilere sahiptir.

Gerek Omega-3 gerekse Omega-6 yağ asitlerinin dengeli alınması gerekir Ayrıca beynin gelişimine, sağlıklı büyümeye ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Cildin nemini koruyarak, genç görünmesine ve tüm cilt hücrelerinin işlevlerini düzenlenmesine yardımcı olur.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilen ideal denge, her 5-10 gram Omega-6 yağ asidine karşılık 1 gram Omega-3 yağ asidi şeklindedir. Aşırı Omega-6 yağ asiti alımı Omega-3 yağ asitlerinin yararını azaltabilir.

Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleri vücutta görevleri gereği kendi aralarında sürekli rekabet halindedirler. Omega-3, kanın akışkanlığını sağlarken, Omega-6 pıhtılaşmayı artırır. Omega-6, büyüme ve cilt için gerekli, Omega-3 ise sağlıklı ve uzun bir ömrün anahtarıdır. Aşırı Omega-6 alımı kanı pıhtılaştırmanın yanı sıra kolesterol plaklarının oluşumunu kolaylaştırıp, alerji ve iltihaba bağlı hastalıkların gelişimine yol açar.

Omega-3 ise tam tersini yani kanın pıhtılaşmasını, kolesterolün yükselmesini ve iltihabi hastalıkların oluşumunu engeller.

Yapılan çalışmalar Omega 3 yağ asitlerinin anne karnındaki bebeğin

• beyin oluşumu ve gelişimi,

• Görmeyi sağlayan retina'nın gelişimi,

• Sinir sisteminin gelişimi

aşamalarında önemli rol oynadığını göstermiştir.

Öte yandan anne açısından bakıldığında ise

gebelik zehirlenmesi olarak adlandırılan preeklampsi, erken doğum ve doğum sonrası depresyon risklerini azalttığı düşünülmektedir. .

Omega 3 yağ asitlerinin aynı zamanda bebeğin büyümesine ve kilo almasına da yardımcı olduğu bu sayede düşük doğum ağırlığının önüne geçebildiği kabul edilmektedir.

Gebelik sırasında yeterli miktarda Omega 3 alan annelerin bebeklerinin uzun dönemde dikkat toplama yeteneklerinin daha fazla olduğu ve benzer şekilde görme gelişimlerinin omega 3 almayan annelerin bebeklerine göre daha iyi olduğu da ileri sürülmektedir. Ayrıca Omega 3 alan annelerin bebeklerinin ileri dönemde daha az davranış problemi gösterdiği ve meme ile prostat kanserine yakalanma şanslarının daha azaldığı da ileri sürülmektedir.

Yapılan araştırmalar Omega 3 yağının yetersiz alımıyla kandaki serotonin seviyesinin düşük olması arasında bağlantı olduğunu gösteriyor. Mutluluk duygusu üzerinde etkili olan serotoninin düşük olması ise depresyon nedeni olarak biliniyor.

Yapılan bir çalışmada 9 aylık bebeklerin problemle karşılaştığında çözme yetenekleri incelenmiş ve anneleri gebelik sırasında omega 3 alan bebeklerin bu konuda almayanlara göre anlamlı oranda daha başarılı olduğu gösterilmiştir.

Gebelikte beslenme önerisi:

Hamileler ve süt veren anneler haftada 4-5 kez balık yemelidir. Balık yenemediği günler Omega-3 yağ asitlerini içeren besinleri almalıdır. Balıkları kızartma olarak değilde ızgara ya da buğulama olarak yemek tercih edilmelidir. Her sabah kahvaltıda 2-3 ceviz yemek gerekir. . Gebelikte bu besinleri tüketemeyen gebeler özellikle gebeliklerinin ikinci yarısından itibaren omega yağ asidi içeren ilaçlar kullanabilirler. Burada önemli olan balık karaçiğerinden hazırlanmış ürünleri kullanmamaktır. Bunlar yüksek dozda A vitamini içerdiğinden bebek üzerinde olumsuz etkilere neden olabilirler.

Biz de bir kıyı şehri olan İzmir’de toplumumuzun balık tüketim davranışını belirlemek amacıyla Kent Hastanesi Kadın doğum bölümünde çalışma yaptık. Mart- Eylül 2007 tarihleri arasında takipleri yapılan 12 ile 40. gebelik haftası arasında olan 250 gebenin, balık tüketim davranışları anket yöntemi ile değerlendirildi.. Ankete katılan gebelerin yaş ortalaması 30 (18–43) idi. Ankete katılanların % 41’i haftada bir kez balık tüketmekteyken, % 20’si bazen balık tüketmekte, % 12’si haftada iki kez balık tüketirken, % 12’si nadiren balık tüketmekte, % 4’ü hiç balık tüketmemekte, % 3’ü ise haftada üç kez balık tüketmekteydi. Gebelerin % 78’i beyaz etli balıkları, % 19’u siyah etli balıkları, % 3’ü ise kabuklu deniz canlılarını tüketmekteydi. Gebelerin % 46’sı balığı ızgara olarak tüketirken, % 32’si kızartılmış olarak yemeği fırında veya buğulama olarak yemeğe tercih etmekteydi. Balık tüketmeyen % 46’lık grup bunun nedenini balık yemeği sevmemek olarak belirtmiştir. Katılımcıların % 91’i Omega 3 yağ asitleri hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtmiş, % 86’sı Omega 3’ün beyin gelişimine etkisini bildiklerini belirtmişler ve yine % 85’lik bir kesim Omega 3 için ana besin kaynağının balık olduğunu bildiklerini doğrulamışlardır.

Deniz Ürünleri, beyin gelişimi için esansiyel ( vücut tarafından üretilemeyen ve dışarıdan alınması gerekli olan) olan Omega 3 yağ asitlerinin ana kaynağıdır. Yapılan çalışmalar, gebelik sırasında haftada 340 gram ve üzeri balık tüketiminin doğum sonrası bebeğin motor-mental gelişim, IQ skorları ve sosyal gelişimde daha iyi sonuçlar sağladığı belirlenmiştir. Bizim yaptığımız çalışmaya katılan gebelerin çoğu Omega 3 yağ asitleri ve beyin gelişimi üzerine olan etkilerini bilmekle birlikte, çalışmaya katılanların ancak yarısı haftada bir kez balık tüketmektedir, bu durum balık bulmanın kolay olduğu, İzmir gibi deniz kenarı bir şehir için yüksek bir oran değildir.

2008-10-08
Bu yazı 1584 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin