Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Ayşe Acar... Vatan Gazetesinde iki yüze yakın röportajı yayımlanmış başarılı bir gazeteci, Annee Anne Oluyorum adlı kitabıyla  binlerce anne adayına tüp bebek konusunda bilgi aktarıp, ümit taşımış samimi bir yazar, Defne ile Ege’nin sevgili annesi... “Ben mutlu olursam, çocuklarım da mutlu olur”, “bazen hayata çocukların gözüyle bakmak, onlar gibi düşünmek lazım” diyebilen örnek bir kadın. Ben kendisini severek takip ediyorum.

Sorularıma öyle  güzel yanıtlar  verdi ki, yaptığım en güzel söyleşilerden biri oldu ... Teşekkürler Ayşe! Çocukların, ailen, dostların ve Mişka ile çok mutlu olmanı dilerim.


İkiz annesi olacağınızı öğrendiğinizde neler hissettiniz. Yaşasın, eyvah ??? Hamilelik süreci nasıl geçti?
Yaşasın! Onları içimde iki nokta olarak gördüğüm andan itibaren, ikisinin de içimde yaşam bulması için dua ettim. İki kalp atışını duyduğum gün ise hayata şükrettim. Doktorum hep “Çoğul gebelik, riskli gebeliktir.” derdi. Ben de “erken doğum tehlikesi” nedeniyle hamileliğimin son aylarını, gerek hastanede, gerek evde yatarak geçirdim. İlk aylarımda ise aşırı bir mide bulantısı yaşadım. Bunun da nedeni hamilelik hormonu B-Hcg’nin ikiyle çarpılmış olmasıydı. Her şeye rağmen çok mutlu, hep olumlu düşünen bir gebeydim.

Sevginizi gösterme, paylaşmayı yönetme, ahengi sağlama, eğitme, besleme, uyutma ve annelikle ilgili her şey... Tek çocukla bile zorlanılan konu başlıkları bunlar. Farklı karakterleri olan iki çocuk söz konusu olduğunda işler biraz daha zorlaşıyordur muhakkak. Daha mı çok kaygı giriyor kadının hayatına ikiz annesi olunca. Bu anlamda zorluklarından bahsedebilir misiniz?
İkiz anneliğinin ilk ayları müthiş zor. İkisi aynı anda acıkıyor, aynı anda ağlıyor, aynı anda uyutmak gerekiyor. Ve siz yetişemiyorsunuz. Müthiş bir başarısızlık duygusu çöküyor üstünüze... Hamileliğiniz boyunca toz pembe bulutların üstünde uçarken, bir anda yere çakılıyorsunuz. Sonra formüller buluyorsunuz. Bazısını kendiniz keşfediyorsunuz, bazısını okuyarak öğreniyorsunuz., bazen doktorunuza veya pedagogunuza danışıyorsunuz, bazen de ailenizi arayıp yardım istiyorsunuz. Sonuçta hepsi hallediliyor. “Allah dağına göre kar verirmiş” lafının doğru olduğunu bu süreçte anladım.

İki çocuğun aynı anda annesi olmanın verdiği mutluluk da çok büyüktür. Nedir kolaylıklar, güzellikler ve bu kimliğe ait söylenebilecek tüm olumlu saptamalar.
O mutluluğu dorukta yaşadığım an doğum sonrasında birini sağ omzuma, diğerini sol omzuma kondurdukları andı. İnanamıyorsun “Bunları ben mi yaptım?” diyorsun. Sanki insanlar yüzyıllardır anne olmuyormuş gibi, kendini büyük bir iş başarmış sanıyorsun. Hala da öyle... En son üçümüz dört günlük bir Eurodisney seyahati gerçekleştirdik ve birlikte çok eğlendik. Önümüzdeki yıllarda arkadaş olacağımız, gezip tozacağımız, dertleşeceğimiz fikri beni ayrıca heyecanlandırıyor. Aynı anda iki çocuk sahibi olmanın en büyük kolaylığı ise birbirlerine yetmeleri... Bazen bütün gün odada sesleri çıkmadan oynuyorlar. Kavga ettikleri de oluyor elbette ama daha az. Bir de tek hamilelikte iki çocuk sahibi olmak, elbette bir avantaj.

 

İkiz anne adayları duygusal, psikolojik ve fiziksel olarak nelere hazırlıklı olmalı?
Zor soru! Her hamilenin ruh hali farklıdır. Ama ikiz anne adaylarının her sıkıntıyı iki kat yaşadıkları da bir gerçek. Bunun nedeni az önce bahsettiğim B-Hcg hormonun, iki bebek nedeniyle çok yüksek olması... B-Hcg ne kadar yüksek, siz fiziksel olarak o kadar diptesiniz. İkiz anneleri fiziksel olarak rahmin erken büyümesinden kaynaklanan kas sancılarına, ağır mide bulantılarına, aşırı yorgunluğa, sırt ağrılarına, kabızlığa, mide ekşimesine, uykusuzluğa hazırlıklı olmalılar. Psikolojik olarak ise aşırı duygusal olabilir ve olur olmaz her şeye ağlayabilirler.

İkiz annelerinin hayatlarını kolaylaştırmak adına tecrübeli bir ikiz annesi olarak nasıl tavsiyelerde bulunursunuz?
İkizlerin dünyaya geldiği ilk haftalarda şunu düşündüğümü çok iyi hatırlıyorum: “Keşke ikizlerin bir kullanma kılavuzu olsa, mesela “aynı anda acıktıklarında” sayfasını çevirsem ve ne yapacağım orada yazsa...” Böyle bir kılavuz maalesef yok. Ama ben zamanla en çok zorlandığım ilk 3 ay ile ilgili bazı pratik bilgileri hem okuyarak, hem mecburiyetten keşfederek öğrendim.   İkiz bakarken sistematik düşünmeli, hayatınızı kolaylaştıracak taktikler geliştirmelisiniz. Hatta bir kısım ayarlamaları hamileyken yapmalısınız. 

Bebeğe bakacak kişiler: İmkanınız varsa yatılı bir bakıcı ile anlaşın ya da aile fertlerinden birinin, belki annenizin bir süre sizinle kalmasını rica edin. İki bebek demek, evde en az iki “yetişkin” olması gerek, demek. Gündüz saatlerinde bir üçüncü kişden daha yardım isteyin. Aksi takdirde, ikisi birden ağladığı zamanlarda saatlerce yemek yiyemeyip, tuvalete bile gidemeyeceksiniz. Hatta sütünüzü bile sağamayıp, ateşlenmenin eşiğine gelebilirsiniz. Evde yalnız olmak, tek bebekle bile zor bir durumdur.  Süt miktarınızın iyi gelmesi için, vaktinde beslenmeniz ve stres olmamanız çok önemli. Bu yüzden evde üç kişi olmaya çalışın. Baba eve geldiğinde, yakınınız da eve döner.

Gece Beslenmesi: İki kişi aynı anda bebekleri beslemek en iyi yöntem. Böylece tek bebeğiniz varmış gibi zaman kazanabiliyorsunuz. “Sırayla uykusuz kalalım” diyorsanız şu taktiği öneririm: Dadımızın izinli olduğu günlerde 00:00- 06:00 arası beslenmeler bana ait, 06:00-12:00 arası beslenmeler ise babalarına aitti. Bu şekilde babaları da, ben de 6 saat deliksiz uyku uyumuş oluyorduk. Aynı anda kalkarlarsa, yan yana ana kucağına yatırıp aynı anda biberonlarını veriyor, ara verip sırayla gazlarını çıkartıyordum. Yemeklerinin bölünmesine tahammül edemedikleri ve çığlığı bastıkları zaman, oyuncak kaplumbağalarını biberonun altına sıkıştırıyordum. Böylece beslenmeye devam etmek için birbirlerinin gazlarının çıkmasını beklemek zorunda kalmıyorlardı.
Bu kaplumbağa yöntemi, birini beslerken diğeri yatağından bağırdığı zaman da işe yarıyor. İkinci bebeği yatağından alıp, sütünü hazırlayana kadar, birinci bebek kendi kendine beslenmeye devam ediyor. Şimdi bunu okuyanlar, “Bu nasıl yöntem, bebek boğulur ayol...” diyeceklerdir. Vallahi, ikiz annesiyseniz işinizi kolaylaştıran her yöntem mubahtır. Dikkatli olmak kaydıyla!

Yatak değiştirme: Gece beslenmesi sırasında yatağa çiş kaçırma ve kusma da sık sık başıme gelen bir durumdu. Zaten zamanla yarışırken ve uyku çok kıymetliyken, yatak değiştirmek çok zor iş. Bu, yine pratik bir yöntem keşfetmeme neden oldu. Yatağa bir kat yatak koruyucusu, bir kat çarşaf, üstüne bir kat daha yatak koruyucusu ve çarşaf seriyordum. Pislenme durumunda üstteki katı attığım zaman, yeni yatak hazır oluyordu

Oda düzeni: Şifonyerinizin üst çekmecesine mutlaka alt bezlerini, kusmuk bezlerini koyun. En sık kullandığınız şeyler, en kolay ulaşılır yerde olsun.
Emzirme: İşin en zor kısmı iki bebeğin aynı anda emzirilmesi. En çok benimsenen yöntem, bebekleri başlarından tutarak göğsünüze alıp, vücutlarını her iki yanınızdan sarkıtmanız. Becerebilene bravo! Sırayla emzireceksiniz ise bir memeyi bir bebeğe, diğerini öbürüne saklayın. Aksi takdirde obur olan bebeğiniz sütlerin çoğunu içer ve diğer bebeği aç bırakabilir. Biberon kullanırsanız, bir bebeğin gereğinden fazla içip, öbür bebeğin hakkını kusmasına engel olursunuz. Unutmayın siz ikiz annesisiniz. Sütünüzün bir damlası bile çok kıymetli.

Pompayla ilgili bilinen yanlışlar: Sonuna kadar sağarsanız, asla sütünüz kesilmez. “Artık pompaya geçiyorsunuz, sütünüz kesilir” diyen ve direkt bebeğe mamayı veren doktorlar var. Pompalamayı deneyin. Yetmezse, mamaya her zaman geçebilirsiniz.

Sütün ve mamanın hazırlanması:
Bir biberon ısıtıcısı hayatınızı kurtarır. Buzdolabından çıkarttığınız sütünüzü 5 dakika ısıtıp, bebekleriniz arasında paylaştırırsınız. Geceleri hız kazanmak ve bebeklerinizi bağırtmamak için taze sağdığınız sütünüzü termosa koyup, uyandıkları zaman hemen verebilirsiniz. Termosta sütünüz 6 saat bozulmadan kalır. Ben öyle yapıyordum.Gece mama vereceksiniz, ılık suyu (yaklaşık 37 derece) bir termosa koyun. Mamaları gerektiği ölçek kadar, biberonlara boşaltın. Böylece gece uyandıkları zaman, suyu biberona döküp çalkalarsınız ve mama hazır olur. Uyku sersemiyken ve bebek aç aç bağırıyorken, suyun ısısını ayarlayamayıp bebeğinizin ağzını yakabilir, mamanın ölçüsünü yanlış koyabilirsiniz.

Banyo yaptırmak: Üç kişi gerektiren bir iş. Birinci bebeği biri sabunlayıp, diğeri su dökerken, üçüncü kişi ikinci bebeği oyalar. Temizlenmiş ve giydirilmiş bebek, sütüyle beraber üçüncü kişiye verilir. O beslenirken ikinci bebek yıkanır. Eğer iki kişiyseniz, ve bebekler sakinse, yıkanan bebeği ana kucağında biraz bekletebilirsiniz, yok eğer değilse bir bebeğe bir elinizle su dökerken, diğerini kucağınıza almak zorunda kalacaksınız ve her ikisi de temizlendikten sonra aynı anda yedireceksiniz.

Uyutmak: İkiz annesi olarak bebekleri aynı uyku düzenine alıştırmanız şart. Yoksa her ikisi de günde 15 saat uyurken, siz hiç uyuyamayabilirsiniz. Bunun için beslenme saatlerini, banyo saatlerini akşam vaktine sabitleyin. Genelde banyo yapmış ve karnı tok bebekler, bütün gün yorulduktan sonra huzurlu ve nispeten uzun bir uykuya dalıyorlar. Bir bebek uyuduktan sonra, diğeri ağlarsa onu koşarak yatağından alıp, başka bir odada tekrar uyutun. Birbirlerini uyandırmalarına izin vermeyin. Bebekleri asla ayağınızda sallamayın. Mümkünse sallamaya hiç alıştırmayın.

Kendi yatağında uyutun: Defne ve Ege hiçbir zaman gece bizim yatağımıza gelmedi veya gece uykusunu gürültülü restoranlarda uyumadı. Çocukların kendi yataklarında uyumaya alışması önemli.

Sokağa çıkmak: Bebeklerinizi giydirmeden önce siz montunuzu ve ayakkabılarınızı giymiş, arabaya konulacak herşeyi önceden koymuş olun. Montu giydirilen, kafasına şapka takılan bebek, oda sıcaklığında sıkılıp anında bağırmaya başlıyor. Giyinmiş bebeği hemen kucaklayıp, kendinizi sokağa atın ve diğer kişinin ikinci bebekle gelmesini bekleyin.

1-2 yaş döneminde ise en zorlandığım konu paylaşmayı öğretmek oldu.İkizler paylaşmayı bilerek doğmazlar, yıllar içinde öğrenirler. İkizleriniz büyüdükçe paylaşma konusunda kurallar koyun. Bu kurallar yaşlarına uygun olmalı. Mesela 2 yaşındaki ikiziniz sevdiği oyuncağı 30 dakika bekleyemez. En sevdikleri oyuncağı paylaşmaları için saatinizin alarmını 5 dakikaya ayarlayın. Zil çaldığında oyuncağı diğer ikize verin. Bu bile onlar için başlı başına eğlenceli bir oyundur. Tabii, sizi de paylaşamayacaklardır. Siz, biriyle ilgilenirken, diğerine mutlu olabileceği başka bir alternatif sunun. Mesela siz birini yıkarken, diğeri babasının kucağında hikaye dinlesin. Büyüdükçe paylaşma konusunda attıkları önemli adımları ödüllendirin

Bir bakıyorsunuz, bütün zorluklar bitiyor. İlk aylarda taktik üstüne taktik geliştirirken, bir bakmışsınız ki, kendileri yatıyor, yiyor, tuvalete gidiyor. Beraber oynuyor, gülüyor ve sohbet ediyorlar. Ve siz iki bebeği de aradan çıkartmış oluyorsunuz ve işin keyifli kısımlarını yaşamaya başlıyorsunuz.
 




Anne olmakla ilgili neler söylemek istersiniz. Anne olduktan sonra Ayşe değişti mi? Annelik Ayşe’ye neler kattı?
Gururla söyleyebilirim ki “Ben değişmedim” Anne olduktan sonra değiştiğini söyleyenleri de yadırgıyorum. Elbette gençlikte yaptığınız bazı şeyleri yapmaya çekiniyorsunuz. Eskiden küt diye 40 metreye dalardım, artık yapmıyorum. Hayatım benim için olmasa da onlar için kıymetli. Ama bunu bir değişim olarak görmüyorum. Doğal bir süreç. Doğumdan sonra arkadaşlarıma, eşime ya da işime olan ilgim hiç azalmadı. Çocuk sahibi oldum diye, beni ben yapan şeylerden hiç vazgeçmedim. “Ben mutlu olursam, çocuklarım da mutlu olur” diye düşündüm hep... Çocuklarımla geçirdiğim zaman ise benim için yeni bir bilgi kapısı oldu. Onların saflığından, temizliğinden, hayata bakışlarından çok şey öğreniyorum. Biz hep çocukları yetişkin gibi düşünmeye zorlarız ya... Bazen tam tersini yapmak lazım. Çocuk gibi düşünmek... Hayata onların gözlüğüyle bakmak... Başarabildiğiniz zaman inanın çok mutlu oluyorsunuz. Tabii durumu çok idealize etmeyeyim. Arada sırada beni delirttikleri de oluyor : ) “Çocuğun mu var, derdin var.” lafını da çok doğru buluyorum.

Vatan gazetesinde yazı ve röportajlarınız yayımlanıyor. Bunların içinde sizi en çok etkileyen hangileri olmuştu. Neden?
Ayşe’nin İkizleri köşesi Vatan Gazetesi’nde tam altı yıl yayınlanarak, neredeyse bir rekor kırdı. Fakat bir gün geldi Ayşe’nin de, ikizlerinin de anlatacakları bitti. Bana işimde yeni bir heyecan gerekiyordu. İki buçuk sene evvel “Röportaj yap.” dediler. “E iyi, yapayım” dedim. İş böyle başladı. İlk aylar çok bocaladım. Kontak bulmak, kişilere ulaşmak, kendimi kabul ettirmek zor oldu. Ama sanırım artık başardım. Yaptığım işten, insanların hayatının içine girmekten, onları hayranlarıyla buluşturmaktan çok keyif alıyorum. İki buçuk senede iki yüze yakın röportaj yapmışımdır. En etkisi altında kaldığım isim tutuklanmadan önce Ankara’da buluşma şansına eriştiğim “Hanefi Avcı”ydı. Başına gelecekleri bile bile, Türkiye’nin yeni düzenine yüksek sesle itiraz etme cesaretini göstermesine hayranlık duymuştum hala da duyuyorum.
 



“Annneee Anne Oluyorum” kitabınızdan bahsedelim. Öğreten, güldüren ve düşündüren bir kitap olduğunu biliyorum. Bu kitabı kaleme almak nasıl bir süreçti sizin için.
Kafamda senelerce kurguladım. Tarzını, içeriğini... Sonra bir gün bilgisayarın başına oturdum ve yazmaya başladım. İki ay oturduğum koltuktan neredeyse kalkmadan yazdım. Kalkarsam, yarım bırakmaktan ya da bitirememekten korktum. Duygusal bir süreçti elbette... Başa döndüm, hamileliğimi, yaşadıklarımı hatırladım. Bazen göz yaşı döktüm, bazen halimize güldüm.

Okuyanlar kitabı “hem bilgi, hem de umut dolu ” olarak tanımlıyorlar. Bebek sahibi olmak isteyen ailelerin hayatlarına dokunmak nasıl bir duygu. Geri dönüşlerden bahsedebilir misiniz.
Ah işte bu anlatılmaz, yaşanır! Hiç tanımadığım insanlar bana en mahrem sırlarını açtılar. Çözüm üretmek için elimden geleni yaptım. Çoğunu doktorumun önerdiği merkezlere yönlendirdim. Tüp bebek yöntemiyle hamile kalanların sevincini, bebek düşürenlerin acısını paylaştım. Kitabımı okuyan baba adaylarının da sayısı hayli fazlaydı. Onlara hamile eşlerine nasıl yardımcı olabileceklerini yazdım. Anneannelerin, babaannelerin sorularını cevaplandırmaya çalıştım. Tüp bebek yasası değiştiğinde, okurlarla birlikte konuya itiraz ettik. Yasanın değişmesi için avukata başvurduk. Bir işe yaramadı ama denedik. Bir insanın hayatına değmek ve faydalı olmak kadar insanı tatmin eden bir duygu yok, sanırım. Kitabın bana yaşattığı en büyük mutluluk bu oldu.

Peki niye kitabın devamı gelmedi? Okurlarınız ikizlerle İlk bir yılı anlatacağınız kitabınızı merakla bekliyordu. “Ayşe’nin İkizleri” isimli sitenizi de kapattınız.
Geçen kış eşimden ayrıldım. Kitabın baş kahramanlarından biri oydu. Yazamadım. Çocuklarımıza sahip olduğumuz o en mutlu günleri anlatmaya elim gitmedi. Siteyi de aynı nedenle kapattım. İnsan, kendi ailesini ayakta tutmakta başarısız olduğunu hissettiği zaman, başkalarına akıl veremiyor. Komik geliyor. En azından ben öyle hissettim.
 



Çocuklarına yemek yedirmekte zorlanan birçok anne var. Sizin evde bu konu problem oluyor mu? Ayşe’nin yemek konusuna getirdiği çözümler var mı?
Çok şükür yok! İki çocuğumun da yemekle arası iyi oldu. Bizim evde “çocuk yemeği” diye ayrı bir yemek pişmez. O nedenle Defne ve Ege zeytinyağlı biber dolması, enginar gibi yiyeceklerle büyüdü. Bir tek Defne dokuz aylıkken yediklerini püskürtme oyunu çıkartmıştı. Hepimizin yüzünü gözünü mama yapıp, durumla eğleniyordu. Böyle yaptığı zamanlar yemeği önünden kaldırıyordum. Ege afiyetle yerken, o karşısında yalanıyordu. Bir süre sonra bu huyundan vazgeçti.

Son olarak konuklarımızdan tarif rica ediyoruz. Siz hangi tarifinizi bizimle paylaşmak istersiniz?
Enginar demişken, çocukların seveceği bir enginar yemeği tarifi paylaşayım.
Enginarları, yarım fincan zeytinyağı ve yarım limon eklediğiniz suda haşlayın. Çatal batacak kıvama geldiği zaman ocağın altını kapatın ve suyunu süzün.
Tencerede küp küp kestiğiniz soğanla, bir demet ıspanağı kavurun. Pişince onun da suyunu süzün ve kenara alın. Enginarları fırın tepsisine yerleştirin. Ispanakları kaşıkla üstüne dağıtın. Son olarak rendelediğiniz kaşar peyniri ile ıspanakların üstünü kapatın.
Yemeği fırına verin. Malzemeler pişmiş olduğu için, tek kriteriniz kaşar peynirin kızarması, yer yer kahveleşmesi olacaktır. Sonra da afiyetle yiyin!

Anneee Anne Oluyorum

Ayşe Acar Röportajları
 

2011-11-27
Bu yazı 8024 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin