Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Yemekle ilgili bir siteye veya bloğa girdiğimde orada vakit geçirme veya hemen kaçma kararını ilk 10 saniyede veriyorum. Yerli sitelerden sıklıkla ziyaret ettiğim çok az adres var. E haliyle bilgisayarımın favori listesine kayıtlı link sayısı da az... Dokuzuncubulut favori listeme kayıtlı olmakla kalmayan, sık sık da ziyaret ettiğim; sadece tariflerini değil, bilgi aktarımını da beğendiğim bir site oldu uzun zamandır. Aslı Hanım’ın her tarifi sağlıklı beslenmeye örnek teşkil edecek nitelik ve lezzette. Ben çok beğeniyorum, sizleri de haberdar etmek istedim.

1-Aslı Balakin’i tanıyarak başlayalım mı?

Yirmibeş yıl çok zevkli ama bir o kadar da temposu ve stresi yüksek yoğun bir iş hayatı yaşadıktan sonra 4-5 yıldır hobileriyle vakit geçiren, iki yetişkin çocuk sahibi bir anneyim... Şu anda devamlılık sağlayamadığım için (böyle kurumlarda gönüllü çalışmalar yapıyorsanız devamlılık çocukların size güvenmesi açısından çok önemlidir) gidemesem de uzun zaman Çocuk Esirgeme Kurumu’nda gönüllü annelik, Kız Yetiştirme Yurdu’nda gönüllü ablalık yaptım. Amatör olarak seramik yapıyor, porselen boyuyor, dikiş dikiyorum. Bunlardan kalan vakitlerde de bir sosyal sorumluluk projesi içinde; Adım Adım ile, yeni başladığım koşu sayesinde maratonlara katılıyor (koşarak TOFD için bağış topluyorum) ve en çok sahip olmayı istediğim şey olan ekip biçebileceğim bir bahçeyi düzenlemenin keyfini yaşıyorum. Bu aralar bundan sonra eşimle birlikte İstanbul dışında yaşamaya başlayacağımız yeni evimize taşınma, yarışmalar için antrenmanlar ve bahçe derken size konuk olmama vesile olan internet sitem Dokuzuncubulut’u biraz ihmal etsem de kalan zamanımda da onu güncellemeye çalışıyorum. Anlayacağınız keyifli bir koşuşturmaca içindeyim şu sıralar.

2-Sanırım bu söyleşiyi okuyan herkes bloğunuzun hikayesini ve ilginç ismini de merak ediyor.

Evet dokuzuncubulut bir yemek bloğu için ilginç bir isim. Aslında hikayesi de öyle sayılır. Birkaç yıl önce Milliyet Blog’da yazmaya karar verdiğimde televizyonda Dokuzuncubulut’la ilgili bir uzmandan dinleyip çok etkilendiğim dokuzuncubulut ismini kullanarak yazmaya başladım. Dokuzuncubulut en son bulunan ve bulut tabakasının en üstünde yer alan bulut kümesi. Çok şiddetli, gök gürültülü, bol şimşekli bahar yağmurlarını yağdıran, bereket bulutları. Bu bağlantıyla, siteyi açmaya karar verdiğimde bu isimde hiç tereddüt etmedim. Siteyi yayına açtıktan sonra yaklaşık 6-7 ay çok yakın bir arkadaşım ve kızkardeşim dışında hiçbir yakınımla paylaşmadım. İstedim ki bir şekilde birileri tesadüfen siteye ulaşsın ve okusun. Böyle yapmakla da çok iyi etmişim. Yaklaşık 2,5 yıldır yayında olmasına rağmen arkadaş çevremden daha yeni öğrenenler var. Bu da siteyi ziyaret edenlerin arkadaşlarımdan çok, gerçekten arama motorlarından bulup gelen kişiler olduğunu gösterir ki benim istediğim de buydu. Şimdi tahminlerimin çok çok üstünde üye sayısı ve site sayesinde edindiğim dostlar sayesinde kocaman bir aile olduk “dokuzuncubulut.com” olarak.

3-Sağlıklı tarifler ve pişirme yöntemleri diye karşılıyorsunuz blog ziyaretçilerinizi. Sizin için nedir sağlıklı tarif ve pişirme yöntemleri?

Eğer güzel ve keyifli bir yemek sonrası kendinizi tok ama hiç yemek yememişsiniz gibi hafif hissediyorsanız bu sağlıklı bir sofradan kalktığınızı gösterir. Yemeklerimi daha çok fırında ya da buharda pişirmeye özen gösteririm. Bir de her öğünde tahıl, sebze ve et üçlüsünü bir arada kullanmaya dikkat ederim. Evde yaptığım yoğurt ise sabah kahvaltısı dahil her öğünde masada yerini alır. Tabii en önemlisi evde yapılabilecek hiçbir şey biz de hazır alınmaz. Çocuklarım yirmili yaşlarda daha cipsin tadını bilmezler. Çok yoğun çalıştığım dönemlerde ki bu gecenin geç saatleri ya da bayram gibi özel günlerde çalışmak da dahil çocuklarımın yiyeceği her şeyi evde hazırlamışımdır. Benim yaptığım mantıdan başkasını yemeyecek kadar ev yemeklerine düşkündür çocuklarım.

4-Tariflerinizi birçok kategori altında toplamışsınız. En çok hangi yemekleri yapmaktan hoşlanıyorsunuz. Hem pişirirken, hem de yerken Aslı Hanım’ın kişisel tercihlerinden bahseder misiniz.

En çok turşu ve içecek hazırlamayı severim. Hemen her çeşit sebzeden küçük kavanozlara taze taze turşular hazırlamak, baharat ve meyvelerle lezzetlendirilmiş ev yapımı gazozlar ve likörler hazırlamayı çok seviyorum. Bundan dolayı sitemde de oldukça değişik içecek ve turşu tarifi bulabilirsiniz. Kendimi bildim bileli tatlıyla, şekerli yiyeceklerle aram yoktur. Şöyle söyleyeyim hani bebekler için muhallebi yapılır ya annem benim muhallebimi tatlı yemediğim için tuzlu yaparmış. Hiç yemek seçmem, sebzeyi de et yemeklerini de balığı da çok severim. Haftada üç gün balık muhakkak yerim. Onun dışında iki gün bakliyat ve kalan günlerde tavuk ve kırmızı etli yemekler olarak değişir. Salata ve yoğurt söylediğim gibi her öğünde soframızdan eksik olmaz. Bir de yulaf evde en çok tükettiğimiz tahıldır. Son iki yıldır buna kinoa da eklendi. Her ne kadar sevmesem de tatlı yapmayı severim. Bir de balık ve meze hazırlamayı da, yemeyi de çok severim.

5-Hormonlar, katkılar, GDO’lar derken iç huzuru ile alışveriş yapamaz hale geldik hepimiz. Özellikle de anneler bu konulardan çok rahatsız. Gıda güvenliği ve evde alınabilecek önlemler konusunda neler söylemek istersiniz.

GDO ve sağlıklı beslenme kavramı son yıllarda ciddi biçimde gündemde. Ama çocuklarım doğduğu günden itibaren evime yoğurt, kek, gofret vs. gibi hazır yiyecekleri hiç kullanmadığım için içim rahat. Bu konuda alınabilecek en güzel önlem yapılabilecek her şeyi evde yapmaktır. Bazı anneler vaktim yok diyecek ama, gece yatarken mayalanacak bir yoğurt, televizyonda bir dizi ya da film seyredilirken yapılacak bir kek için özel vakit ayırmaya hiç gerek yok. Mutfakta hayatı kolaylaştıran teknolojik aletlerden sonra bir bardak taze portakal ya da sebze suyu sıkıp hazırlamak, bir kutu meyve suyunu açmak kadar kolay. Ya da mevsiminde pazardan alıp rondoda sadece 10 dakikanızı ayırıp hazırlayacağınız domates sosunu yapmamak için bir bahaneye gerek yok diye düşünüyorum. Bir de et, balık, tavuk için kendinize güvenilir bir kasap ve balıkçı buldunuz mu işiniz epeyce kolaylaşıyor. Bir de mevsimi olmayan sebze ve meyve yememeli, eğer kullanmak gerekiyorsa da güvendiğiniz markaların donmuş ürünlerini tercih etmelisiniz diyebilirim.



6-  Peki çocuk beslenmesi? Sağlıklı beslenme ile yakından ilgilenip, teşvik eden bir blog yazarı ve tecrübeli bir anne olarak bu önemli konuda hangi önerilerde bulunursunuz... Siz çocuklarınızı büyütürken nasıl bir yöntem izlemiştiniz.

Şimdi yirmili yaşlarda olan iki çocuk büyüttüm. Her ikisini de bir yaşına kadar sadece anne sütü ile besledim. Yavaş yavaş diğer gıdalara geçerken herşeylerini hergün taze taze yapıp yedirdim. Su bardağında yoğurt mayalamak, sebze çorbasını sadece bir öğünlük hazırlamak gibi. Bu biraz yorucu gibi görünse de rutine koyduğunuz zaman pratik çözümler bulup zorlanmıyorsunuz. Mesela yumurta ve peynirle hazırlanan bir bebek kahvaltısı vardır. İçine genellikle bebe bisküvisi konularak hazırlanır. Ben bunu bisküvi yerine yulafla hazırlardım. Tuz ve şeker hala evimizde çok az kullanılan iki beyazdır. Bir de yemek düzeni en dikkat ettiğim konulardan biri diyebilirim. Anne sütü dışında beslenmeye geçtikleri ilk günden beri mama sandalyeleri ile masada yemek yemeğe alıştırıp, doydum dedikleri zaman sofradan kalkmalarına çok dikkat etmişimdir. Bu sayede elimde tabak asla çocuk peşinde koşan annelerden olmadım. Bir de sabah kahvaltısı en önemli öğündür benim için. Hiçbir şartta ve saate sabah kahvaltısı yapmadan hiçbirimiz evden çıkmayız. Çocuklar böyle bir yemek disiplini alınca hem düzenli yemeye, hem de ne yediklerine dikkat etmeye alışıyorlar.

7-Toprak ve yetiştirme ile de ilgilisiniz... Balkonunuzda neler yetiştiriyor, onları nasıl kullanıyorsunuz?

Bu seneye kadar balkonumda minik domatesler ve maydanoz, fesleğen, kekik, biberiye gibi baharatlar ile çeşitli süs biberi ve arnavut biberi yetiştiyordum ancak. Bu sene artık birkaç ay sonra devamlı yaşamaya başlayacağımız Ege’deki evimizin bahçesine yerli fidelerini bulup diktiğim sebzelerde eklendi. Birkaç gün önce İstanbul’a gelmeden çekirdekten ektiğim fasulyelerim ve kabaklarımın yapraklanmasını görmek inanılmazdı. Onların her gün büyüdüklerini görmek harika bir duygu. İnşallah seneye bir dönüme yakın diğer bahçemizde dostlarıma da göndereceğim kadar bolca sebze yetiştirmeyi düşünüyorum.

8-Mutfak, yemek söz konusu olduğunda sizin “her zaman” ve “asla”larınız neler?

Balık, salata, her çeşit baharat ve meyve “her zaman” mutfağımın baş tacıysa , bol unlu, şekerli ve kızarmış yiyecekler ile her türlü hazır gıda ve plastik kaplar “asla” sınıfında yer olanlardır.

9-Kinoayı ben de ilk defa bloğunuz sayesinde öğrendim. Bu tahılı bizlere tanıtıp, anneler olarak neden ve nasıl kullanmamız konusunda aydınlatabilir misiniz.

Evet, elimde olmayan gelişmelerle kinoa tahılının gönüllü tanıtım elçisi oldum sanırım. Kinoayı tanıtabilmeye bir katkım olduysa bundan büyük mutluluk duyarım. Kinoa aynı anda, hem protein, hem kalsiyum hem de bolca lif içeriyor. Tabii gluten içermemesi de önemli bir özelliği. Bir de kahvaltılar için hazırladığım granola da kullandığım gibi, dolma içinde de kullanmak ya da salatalara eklemek de mümkün olduğu için benim için çok amaçlı bir tahıl gibi. Ne zaman nerede kullanmak istersem kullanabiliyorum. Eşim ve çocuklarımın da severek yemesi işimi çok kolaylaştırıyor. İsterim ki herkes bulgur ve buğday yanında kinoayı da yemeklerinde kullansın. Özellikle yoğun spor yaptığım dönemlerde çok daha fazla tüketmeye dikkat ediyorum. Hem gerekli protein ve kalsiyum ve lifi alıyor, hem de bunları almak için beni ağırlaştıracak şeyler yemekten kaçınmış oluyorum.

10-Kendi kitabım için “Sevgiyle Hazırlanan Sağlıklı Çocuk Yemekleri” sloganını seçmiştim, siz de bloğunuzun hakkımda sayfanızda “... Unutmayın, ne yaparsanız yapın eğer sevginizi kattıysanız , zaten güzel olur.” diyorsunuz. Yemek ve sevgi ilişkisine sizin pencerenizden bakacak olursak neler görürüz?

“Sevgi” yaptığınız her işi, her ilişkiyi iyi yönde geliştiren bir kavramdır benim için. Sevgiyle yaptığınız her şey, yaptığınız şeyin acemisi bile olsanız inanın ki çok iyi olur. Bazı arkadaşlarım var ki yemek yapmayı bir görev gibi görüyorlar ve bundan bir keyif almıyorlar. Bu ben de tam tersi. Yaklaşık on iki saat çalıştığım günün sonunda bile mutfakta olmak beni dinlendiriyor. Ailem ve arkadaşlarım için için sağlıklı ve lezzetli şeyler hazırlamak ve sonrasında “harika olmuş, eline sağlık” denmesi beni çok mutlu eder. Bence yemek yaparken sevdiklerinizi düşünerek yaparsınız o yemek çok ama çok lezzetli olur.

11- Her söyleşi konuğumuzdan hatıra bir çocuk yemeği tarifi alıyoruz. Sizden sağlıklı, besleyici ve lezzetli bir Dokuzuncu Bulut tarifi rica ediyoruz.

AVOKADOLU PUDİNG

Sizlerle, katı gıdaya geçtikten sonra çocuklarınıza gönül rahatlığıyla yedireceğiniz, üstelik bütün ailenin de favorisi olacak içinde yağ, şeker, un olmayan çok sağlıklı ve bir o kadar lezzetli bir tarif paylaşacağım. Bu puding için evimizde en çok hazırlanan tatlıdır da diyebilirim.

Malzemeler:

• 1 adet olgun avokado
• 2 adet olgun muz
• 1 adet portakalın suyu
• 1 yemek kaşığı bal (istenirse)
• 1 çay kaşığı vanilya özütü (istenirse)

Hazırlanışı:

• Muzları küçük parçalara kesin. Avokadonun içini kaşıkla çıkarın.
• Blender ya da el mikserinde avokado, muz, vanilya özütü ve portakal suyunu püre haline gelene kadar karıştırın.
• Hazırladığınız pudinge, arzuya göre tatlandırmak için 1 ya da 2 kaşık bal ekleyin. Bir kez daha karıştırın. Eğer meyvelerin tadı yeterli derseniz (bana göre fazla bile) hiç bal eklemeyin.
• Karışımı puding kaplarına koyun ve dilimlenmiş muz ile süsleyerek hiç bekletmeden servis edin.

Böyle bir vesile ile sizinle tanışıp, bu güzel siteye konuk olmak çok keyifliydi. Size ve bu söyleşiyi okuyan site konuklarınıza sağlıklı ve mutlu günler dilerim...

2012-05-21
Bu yazı 4177 kere okunmuştur.

love and smile

9. bulutu takip etmeyi seviyorum. Kendisi dopdolu bir insan. Bir gün inşallah yüzyüze muhabbet etmek istiyorum.

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin