Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Ergenliğe kadar yapılan aşılar hastalıklara karşı vücudun korunma kalkanını güçlendiriyor. Ancak bazı aileler, çocuklarının hastalığı geçirerek bağışıklık kazanması gerektiğini düşündüğünden, aşı yaptırmasına izin vermiyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sesin Kocagöz, "Çocuklar kalabalık bir ortamdalar, koşup oynuyorlar. Birçok hastalık etkeniyle karşı karşıya kalıyorken, hasta olup bağışıklık kazanır demek çok yanlış.

Çocukları aşıdan kaçırmayın" dedi. Sağlık Bakanlığı'nın Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte oluşturduğu Aşı Takvimi, düzenli aralıklarla yenileniyor. Aşı takviminin güncellenmiş son tablosunda, doğumdan 14 yaşına kadar çocukları koruyan aşılar ve doz tekrarları yazıyor. Prof. Kocagöz, Sağlık Bakanlığı'nın aşı takviminde hepatit A ve hepatit B, tüberküloz, menenjit, zatürre, çocuk felci, kızamık, kızamıkçık, difteri, boğmaca, tetanoz aşılarıyla çocukların sağlığının korunduğunu belirtiyor. Bu aşıların bedelleri Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanıyor. Sadece su çiçeği ve yeni çıkan HPV (Human Papilloma Virus) aşısının bedelini kişiler karşılamak zorunda. Bebeklerin doğar doğmaz aşılama konusunda devletin güvencesinde olduğunu söyleyen Prof. Sesin Kocagöz, bebek 1 yaşına gelene kadar hepatit B, tüberküloz, difteri, boğmaca, tetanoz ve ağızdan verilen çocuk felci (polyo) aşılarının yapıldığını söyledi. Dünya Sağlık Örgütü'nün Türkiye'nin tüberküloz yoğunluğu bakımından orta bölgede yer alması nedeniyle tüberküloz aşısına önem verildiğini belirten Prof. Kocagöz, şöyle konuştu: "Tüm bunların dışında çocuklarda tıpkı üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlayan ve menenjite yol açan bir mikrop var. Bu mikroba karşı hemafilus influenza aşısı da çocuklara yapılmaya başlandı. Ayrıca zatürreye karşı pnömokok aşısı yapılıyor. Yuvaya başlamadan su çiçeği aşısını yaptırmak gerekiyor. Su çiçeği ve kızamık aşısı yapılmadığında, çocuklarda zatürre ortaya çıkıyor." Ailelerin çocuklarını aşılatma konusunda bilinçlendirilmelerinin önemine değinen Prof. Kocagöz, "Çocukken hastalığı geçirsin sonra sağlam olur anlayışına karşıyım. Kızamık aşısı yaptırmadığınızda, çocuk kızamıktan sonra bir de zatürre oluyor. Zatürre çoçuklarda ölüme bile yol açabiliyor. Bu nedenle aşıların zamanında ve uygun dozlarda, aşı takvimine uygun olarak yapılması çok önemli" dedi.

Çocuklukta aşılanmak hastalıklara karşı gelecek yıllarda korunmayı sağlıyor. Ancak yetişkinlerin de aşı olmaları gerekiyor. Özellikle de kış ayları gelmeden grip aşısı yaptırmak, grip nedeniyle sağlık ve iş kayıplarını önlüyor. 10 yılda bir tetanoz aşısı yaptırmak gerekiyor. Çünkü tetanoz hastalığı kirli yaralanmalarla ortaya çıkıyor. Yolda giderken asfalta düşmekle, dizin yaralanması halinde bile toprakta bulunan hastalık mikrobu bulaşabiliyor. Trafik kazalarında, yaralanmalarda acil servislerde mutlaka tetanoz aşısı yapılıyor. Tetanoz aşısıyla ilgili sık sorulan bir soruyu hatırlatan Prof. Sesin Kocagöz, "İki ay önce aşı oldum, şimdi yaralandım, tekrar olsam zararı var mı diye soruyorlar. Tekrar aşılanmanın bir zararı olmaz. Vücut daha önce yaptırılan aşıyı hatırladığı için, kolda ağrı oluşabilir. Bazen de grip ve kırgınlık ortaya çıkabilir. Aşıdan yarım saat sonra ağrı kesici ve ateş düşürücü verilmesi gerekiyor" dedi.

Kadınlarda rahim ağzı kanserine yol açan HPV (Human Papilloma Virus) etkenlerinden korunmak için kısa süre önce aşı piyasaya sürüldü. Aşının 19-49 yaş arasında 3 doz olarak uygulanması öneriliyor. Prof. Kocagöz, bu aşının özellikle de üniversite çağında yapılmasının önemine değiniyor. Bu aşı tüm dünyada yeni piyasaya verildiği için henüz ücretini devlet karşılamıyor. Aşılarla ilgili bilgilerin sürekli yenilendiğine değinen Prof. Kocagöz, eskiden 5 yılda bir 3 doz yaptırılması önerilen hepatit B aşısının koruyuculuğunun arttığını söyledi. Hepatit B aşısı 3 doz uygulandıktan sonra vücutta koruyuculuk olup olmadığına bakılıyor. Antikor testinde koruyuculuk tespit edildiyse dördüncü doz yapılmıyor. Ancak Balkan ırkında görülen bazı doku tipleri var. Bu genetik yapı da aşının vücutta koruyuculuk oluşturmasını geciktiriyor. Bu nedenle çok nadir de olsa bazı kişilerde dördüncü doz uygulamasına gerek duyuluyor.

2007-04-11
Bu yazı 1348 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin