Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Baş ağrısı çocuklarda oldukça yaygındır. Baş ağrısı, basit bir üst solunum yolu enfeksiyonunun belirtisi olabileceği gibi kafa içinde yer kaplayan bir kitlenin habercisi de olabilir. Birçok nedeni olan baş ağrısında tanı doğru olarak saptanırsa, çocuk uygun tedavi şansına sahip olacaktır. Baş ağrısının genel olarak görülme sıklığı yaşla birlikte artar. Yaş gruplarına göre sıklığı ise 6-15 yaş grubunda %40, 15 yaş sonrasında ise %75 oranındadır.

Baş ağrısının ortaya çıkış şekli ve tekrarlama özellikleri göz önüne alındığında oluşumunun bir çok farklı faktörden kaynaklandığı görülür. Hastanın daha önce hiçbir şikayeti yokken ağrı aniden ortaya çıkıyor, şiddetli baş ağrısında ateş de görülüyorsa, bunun sistemik bir enfeksiyon olması ihtimali vardır. Menenjit gibi ciddi bir enfeksiyon hastalığı, böyle bir problemin nedeni olarak karşımıza çıkabilir. Hipertansiyon, epileptik bir nöbet sonrası beyin damarlarında ani tıkanmalar (vasküler tromboz), sinüzit, diş enfeksiyonları, kulak enfeksiyonları ve göze ait sorunlar diğer nedenler olarak sıralanabilir.

Ağrı, belirli aralıklarla tekrarlıyorsa yani ağrılı ve ağrısız dönemler birbirini izliyorsa, özellikle çocukluk çağı migrenini düşünmek gerekir. Migren damarsal baş ağrısıdır. Damarlardaki genişleme ve daralmalar, migrenin zonklama tarzındaki ağrılarını tetiklemektedir. Migren öykü ve klinik gözleme dayalı bir tanıdır. Ağrılar genellikle zonklayıcı ve tekrarlayıcı olup, aralarda ağrısız dönemler vardır. Ağrı başlamadan önce bu rahatsızlığın başlayacağını gösteren belirtilerin olduğu “aura” adı verilen bir dönem olabilir. Aura esnasında çocuk kırık çizgiler, parlak ışıklar, karanlık noktalar görebilir. Karın ağrısı, kusma, bulantı oluşabilir. Baş dönmesi, görme bulanıklığı ile iştah artması veya azalması da bunlara eşlik edebilir. Ağrı duyan çocuklar, istirahat ve uykudan yarar görebilir. Migren 7 yaşın altında %2-5, 7-15 yaş arasında ise %5-8 oranında görülür. Ergenlik sonrası dönemdeki kızlarda migren 2 kat daha fazladır. Ebeveynlerde migren tanısı varsa çocuklarında görülme sıklığı %40-70 arasında değişir. Kaygılar, kafa travması, açlık, kızlarda menstürasyon (adet kanamaları) ve bazı çevresel faktörlerle migren tetiklenebilir. Nadir olarak da aşırı yorulma ve çok fazla güneş ışığı, migrende tetikleyici faktör olarak rol oynayabilir. Gıdalar ile migren arasında bir ilişki bulunup bulunmadığı henüz kanıtlanmamış olmakla beraber, koruyucu katkı maddeleri içeren gıdaların migreni tetiklediği bilinmektedir.

Çocuklarda sıklıkla görülebilen baş ağrısının bir başka çeşidi de “gerilim”e bağlı olanıdır. Bu tanım hem emosyonel hem de kafa, boyun ve çene kaslarındaki gerilimi tanımlamak için kullanılır. Bu tip baş ağrıları, ataklar halinde gelebildiği gibi yılda en az 6 ayı aşan sürede (kronik tip) görülebilir. Ağrı genellikle başın iki yan tarafında veya tüm başı saran sıkıştırıcı özellikte görülür. Baş ağrısı, devamlı şikâyet nedeni olmakla birlikte artabilir veya azalabilir. Oyun oynarken, yemek yerken ya da istirahat ederken baş ağrısı görülmez. Gerilim tipi baş ağrılarında bazen kaygı, depresyon ve davranış değişiklikleri de gözlenebilir. Araştırıldığında bu sorunun temelinde aile ve/veya okulla ilgili sorunlar olduğu saptanmıştır. Postür bozuklukları, göz bozuklukları gibi “bedensel gerilime” neden olan problemler, çocuklarda gerilim tipi baş ağrılarına sebep olabilmektedir. Çocuklarda görülen gerilim tipi baş ağrıları, bazen açlık gibi basit nedenlerle oluşabilmektedir. Uzun bir gece uykusundan sonra kahvaltı edilmeden okula gidilmesi veya öğün atlanması buna sebep olabilir.

Çocukluk baş ağrılarında yakınmanın şiddeti ve sıklığı zaman içinde artıyorsa; kafa içinde yer kaplayan tümörler, hidrosefali gibi nedenler düşünülmelidir. Tümörün hacmi arttıkça, çevresindeki dokulara yaptığı baskı ile kafa içindeki basıncı artırmakta ve baş ağrısına neden olmaktadır. Beyin tümörleri baş ağrısı olan çocukların %1’inden azında görülür. Kafa travmalarından sonra baş ağrıları görülebilir. Bu durumun bir beyin hasarı ile ilgili olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır.

Obezite, anemi (kansızlık), fazla dozda alınan vitaminler (özellikle A Vitamini) ve kortizon tedavisi de baş ağrısı nedeni olabilir. Bazen yalnızca “analjezik”in sık kullanılması, kronik baş ağrısına yol açabilir ya da var olan migreni şiddetlendirebilir. Hastaların baş ağrısı için bu ilaçları gelişigüzel kullanmaları kesinlikle önlenmelidir. Çünkü, doktor kontrolünde kullanılmayan ilaçların ciddi birtakım komplikasyonlara yol açma riski olduğundan tedaviyi güçleştirebilmektedir. Baş ağrıları, bazen ciddi bir hastalığın ilk hatta tek belirtisi olabileceği için belirtilere yönelik tedavi ancak dikkatli bir muayeneden ve bunu izleyecek uygun incelemelerden sonra yapılmalıdır.

“Baş ağrısı” dediğimiz ağrının oluşum biçiminin açıklanması, hem tamamen aydınlatılamamış yönleri, hem de nedenlerin çeşitliliği gibi faktörlerden ötürü kolay değildir. Bazen hastalardaki ağrı tipi oldukça karmaşıktır. Örneğin hastada hem migren hem de gerilim tipindeki baş ağrısı içiçe olabilir. Ani ya da yineleyen baş ağrıları olan hastaların ve ailelerin temel endişesi, yaşamlarının tehdit altında (beyin tümörü ya da kanaması gibi) olup olmadığıdır. Şikayetler ve muayeneden sonra muhtemel tanılar düşünülmeli ve ayırıcı tanı yapılmalıdır.

Laboratuar testlerinin bu işlemlerden sonra seçimi, gerek tanı gerekse ayırıcı tanıyı rahat yapmak için gereklidir. Yapılacak laboratuar testleri şikayetlere göre düzenlenmelidir. Her testin değeri, hastanın klinik bulgularıyla uyum içerisinde olup olmamasına, ayırıcı tanıdaki katkısına göre değişmektedir. Yeni ve şiddetli bir baş ağrısı varsa, ağrı giderek kötüleşiyorsa, beraberinde açıklanamayan başka belirti ve bulgular saptanmışsa, mutlaka ilgili branşın doktoru ile hasta konsülte edilmelidir.

Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı
Hastalıkları Uzmanı ve Çocuk Nörolojisi Uzmanı
Prof. Dr. Serap Uysal

2007-05-07
Bu yazı 1541 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin