Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

-Kilolu çocuk daha sağlıklı, daha dayanıklıdır denmesin artık değil mi?

Bu söylem artık kesinlikle halk arasında bile söylenmemesi gereken bir cümle. Artık çağımızın hastalığı obezite ve obezite çocukluk yaşlara kadar inmiş durumda. Şu anda bilgisayar çağında çocuk büyütmeye çalışan anne babalarız. Ve çocuklar oldukça inaktif. Eskiden sokaklarda koşan, bisiklete binen, oyunlarını sokaklara taşıyan çocuklar artık evde televizyon, bilgisayar veya sanal oyunlar başındalar. Okullarda bile hareket etmelerini gerektirmeyecek birçok teknolojik sistemlerle eğitim görmeye başladılar ve bu çevresel etkenlerin hepsi de çocuklarda kilo problemine hatta obeziteye yol açtı. Kilolu çocuk dayanıklı çocuk değil, kilolu çocuk mutsuz çocuk olmaya başladı. Arkadaşları tarafından dışlanan çocuk olmaya başladı ve bu durumda çocukların psikolojisi üzerinde derin yaralar açmaya neden olabiliyor.

-Çocuklarda obezite ne gibi gelişme bozukluklarına sebep olur?

Çocukluk çağı obezitesi boy uzamasında durma veya boy kısalığına neden olabiliyor. Duruş bozukluklarına ve bu nedenle kamburluğa davetiye çıkarabiliyor. Ayrıca bedenini sevmeme, kendini diğer arkadaşlarından farklı görme ve buna bağlı bazı psikolojik sorunları da beraberinde getirebiliyor.

-Peki obezitenin kapı açabileceği hastalıklar?

Obezitenin kendisi zaten başlı başına bir hastalıktır. Obezite çocuk ve ergenlerde çeşitli organ ve sistemleri etkilemektedir ve fazla kilolara bağlı olarak obez çocukların %10-30’unda hipertansiyon görülebilmekte. Kolesterol yüksekliği, koruyucu olan iyi huylu kolesterol dediğimiz (HDL) kolesterol de düşüklük, insülin direnci ve buna bağlı gelişen Tip 2 diyabet obezitenin neden olduğu komplikasyonlar arasındadır.

Ayrıca obez çocuklarda ergenlik normalden erken gerçekleşebilir. Erken ergenlik dediğimiz bu durum da kızlarda erken kemik gelişimine bağlı erken adet görme ortaya çıkabilir.
Tüm bu fiziksel hastalık risklerinin yanı sıra kilolu çocukta psikolojik bir durum bozukluğu da ortaya çıkabilir. Kendini yalnız ve farklı hissetme, diyet yaptığında aç kalma korkusu, aile bireyleriyle çatışma, kontrolsüz yeme, bir yiyeceği ya aşırı yeme ya da reddetme en çok gördüğümüz durumlardır.

 

-Obeziteyi tetikleyen çevresel faktörleri nasıl özetlersiniz.

Son yıllarda sıklıkla kullanmaya başladığımız bir kavram var. Obezojenik Çevre. Yiyecek içecek sektöründeki yükselen tüketim ivmesi ve gıda sanayinin gelişmesiyle tüm yiyecekler artık çok hızlı bir şekilde bizlere sunuluyor. Fast food beslenme alışkanlığı, paketli ürünlerde yüksek kalorili ve yüksek yağlı cezbedici gıdaların olması, besin tanıtım ve reklamlarının çocukları hedef alması ve tüm bunlara eklenen hareketsiz yaşam ve teknolojinin hızla ilerlemesi. İşte tüm bunlar obezojenik çevreyi oluşturarak çocukları bu çevrenin içine itmeye başladı. Ve sonucunda obezite hızlı bir şekilde artmaya obeziteyle önlem mücadeleleri için tonlarca para akıtılmaya başlandı. Aslında bu durum bir kısır döngü haline gelerek çocuklar ve gençler için tehdit oluşturuyor. Obeziteyle mücadele çalışmalarında obezonejik çevreyle de mücadele etmenin yolları mutlaka aranmalıdır.

-Ailede şişmanlık olması (özellikle anne, baba) çocuğun obez olma riskini arttırıyor değil mi?

Kesinlikle arttırıyor. Aslında bunun iki nedeni var. Birincisi anne babadan gelen genetik özelliklerin çocuğa da aktarılması ve bu nedenle ortaya çıkan obezite, diğeri ise ailenin yeme davranışları. Örnek vermek gerekirse, sebze pişmeyen bir evde büyüyen çocuktan sebzeyi sevmesini bekleyemezsiniz hatta peynir yemeyi reddeden ve hiç yemeyen bir annenin çocuğu da peyniri sevmeyebilir. Çocuklar kendilerine ya anneyi ya da babayı rol model olarak alıyorlar. Takip ettiğim danışanlarımda da aynen bu durumu görebiliyorum. Kimi örnek alıyorsa o ebeveynin beslenme alışkanlıklarını da kendine örnek ediniyorlar.

 

-Obezite için nasıl bir tedavi programı uygulanıyor?

Öncelikle kilo fazlalığı olan çocuğun bir endokrin doktorunun muayenesinden geçmesi şarttır. Bunun sonucunda kilo alımına neden olan bir endokrin durum varsa tedavisine başlandıktan sonra diyetisyen tarafından değerlendirilmesi yapılmalıdır. Biz diyetisyenler çocukların yaşına boyuna ve vücut ağırlıklarına uygun aynı zamanda eşlik eden sağlık problemleri varsa bunları da değerlendirerek sağlıklı beslenme planları oluşturuyoruz. Amacımız sadece bugün değil hayatları boyu yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarını kazandırmak. Bu esnada da fazla kilolardan kurtularak sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmelerini hedefliyoruz.

-Obez bir çocuğu tedavi ederken kilo kontrolünü programlarının uygulanması hem çocuk, hem anne için güç olmalı. Bu süreci kolaylaştırmak adına neler yapıyorsunuz?

Haklısınız bu süreç gerçekten zorlu bir süreç. Çünkü kilo kontrolünü sağlamaya çalıştığınız çocuğunuz zamanının büyük bir kısmını okulda geçiriyor. Ailelerin bu süre içerisinde çocuğu takip etme olanakları sınırlı. Ayrıca bir de arkadaş faktörü eklenince durum içinden çıkılmaz bir hal gibi gözükse de bu durumu başarıyla yönetebilirsiniz. Bu konuda gerekli olan bir diyetisyenden profesyonel destek almaktır. Size faklı alternatifler ile farklı öğün seçenekleri hazırlayarak, daha düşük kalorili ancak lezzetli yemek yapmanızı sağlıyoruz. Çocuklarınızın sevmediğini sandığınız besinleri aslında farklı formlarda sevdirmeye çalışmakta sizlere yardımcı oluyoruz.


-Anne sütü ve hamilelikte iyi beslenmenin obezite riskini düşürdüğünü okuyoruz. Biraz açabilir misiniz.

Hamilelik boyunca annenin sağlıklı beslenmesi bebeğin gelecekteki sağlık durumunu da belirliyor aslında. Bu nedenle gebelikte anne ne kadar doğru beslenirse bebeği de o kadar sağlıklı bir bebek olarak dünya ya geliyor. Kısacası bebeğiniz anne karnındayken beslenmeye başlıyor. Sağlıklı bir gebelik geçirip gebelikte alması gereken kadar kilo alan annelerin bebekleri fazla kilo alan annelerin bebeklerine göre obeziteye yakalanma riskini azaltmış oluyor. Anne sütüyle beslenmenin obeziteye karşı koruyucu etkisi olduğu bazı bilimsel çalışmalarla da desteklenmekte. Bu nedenle bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesini tavsiye ediyoruz.

-Bir de uyku kalitesi ve obezite arasında ilişki var. İyi uyuyan çocuk neden fazla kilo almıyor?

Evet uyku kilo kontrolü açısından çok önemli. Öncelikle büyüme hormonu çocuklar gece uykudayken salgılanmaya başlıyor. Bu nedenle sağlıklı bir uyku büyüme gelişme açısından çok önemli. Ayrıca uyku düzeni bozuk olan çocuklarda geç uyanma ve buna bağlı özellikle kahvaltı öğününü atlama görülebilmekte. Tabii bu durumda kahvaltı yerine güne öğlen yemeğiyle başlayan vücut yavaşlamaya başlamakta, bunun devamı ise zincirleme gelen birçok beslenme hatasına ve buna bağlı kilo almaya davetiye çıkartmaktadır. Az uyuyan çocuklarda obez olma riskinin daha fazla olduğuna dair çalışmalarda mevcuttur.

-Bu konu ile ilgili annelere “mutlaka yapın” ve “çok dikkat edin” diyecek olsanız...

Mutlaka çocuklara beslenme bilincini kazandırın. Sağlıklı ve sağlıksız besinleri küçük yaşlarda ayırt edebilmesini sağlayın. Bu konu hakkında onunla karşınızda bir yetişkin varmış gibi konuşmayı deneyin. Besinlere karşı farkındalığını arttırın ve beslenmenin tek yönlü olmadığını anlamasına izin verin. Çocuğunuzun yememesini istediğiniz bir besini siz de yemeyin. Spor yapabileceği alanlar yaratın ve sporu hayatının odak noktasında seveceği bir şekilde yapmasını sağlayın. Tüm bunları yaptığınızda inanın başarı kaçınılmaz olacaktır. Sağlıklı ve formda nesiller için, sizin yaşam şekliniz çocuğunuzun anahtarı olsun.

Teşekkürler

Ben teşekkür ederim.

Zeynep Budakoğlu Subaşı

www.zeynepsubasi.com
www.ankaraendomer.com

2012-09-13
Bu yazı 2364 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin