Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Fazla söze ne hacet. Karşınızda Türkiye’nin en değerli psikiyatristlerinden Prof.Dr.Bengi Semerci var. Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı olan Bengi Semerci’yi Birlikte Büyütelim, Duyguların Şifresi adlı kitaplarından, her ay Bebeğim ve Biz dergisinde, her Cumartesi Sabah gazetesi ekinde yayınlanan yazılarından ve bir dönem hazırlayıp sunduğu Haydi Paylaşalım programından tanıyoruz. Yazılarıyla biz anneler çocuklarımızı daha iyi anlıyor, ondan çok şey öğreniyoruz. Ve onu seviyoruz… Teşekkürler Sayın Semerci.

-Bengi hanım şimdiye kadar yüzlerce, binlerce hastanız olmuştur, edindiğiniz tecrübelerinize göre Türk annelerinin çocuklarını büyütürken yaşadığı en büyük sorun nedir?

Türk anneler çok homojen bir grup değil. Sosyo-ekonomik ve kültürel düzeye göre değişiyor. Ama bence tümünde ortak olan iki önemli şey var. Biri aşırı çocuk bağımlılığı, dolayısıyla bağımlı çocuk yetiştirmek. İkincisi öğrendikleri ile ailesinin ve çevrenin öğrettikleri arasındaki bocalamaları.

-Sizde bir çocuk annesisiniz. Siz oğlunuzu büyütürken en çok hangi konuda zorlandınız?
Bir çok konuda zorlandım. Uzman olmak en büyük zorluktu. Herşeyi bilmek bazen en büyük zorluktur.

-Çocuğunuzu büyütürken hangi durumlarda mesleğinizin faydasını gördünüz?
Gördüm.En büyük yararı sorunların ne zaman gerçek sorun, ne zaman sorun olmadığını anlayabilmektir. Ve gerçek sorunlarda uzman yardımı almam gerektiğini anlamak.

-Çocuklarıyla ilgili hangi durumlar söz konusu olduğunda anneler bir psikoloğa başvurulmalıdır?

Normal gelişim dışında olduğunu fark ettikleri şeyler için. Ayrıca bazen normal gelişimi öğrenmek için. Ve çocukla ilişkilerinde zorlandıkları zamanlar.

-Anneler daha iyi anne olmakla ilgili bir psikolog desteği almalı mıdır sizce?

Mükemmel anne-baba, mükemmel çocuk…Var mıdır, olmalımıdır? Mükemmelden ne anlaşıldığı önemli. Olması gerektiği gibi olan ve sorun olduğunda çözebilen, hata yapıldığında düzeltilebilen ve gerekirse yardm alan mükemmel anne, baba ve çocuktur. Daha iyi anne olmak için psikolog yardımı almak terimi yanlış bence. Öncelikle psikolog kelimesi yalnış. Bu konuda sadece klinik psikolog olup, master ve doktorasını çocukla yapmış olan psikologlar yardımcı olabilir. Her psikolog bu eğitimi verecek donanıma ve yasal hakka sahip değildir. Bir de Çocuk psikiyatristleri yardımcı olabilir. Sorun daha iyi olmaktan çok, doğruyu yapmakktır ve bu konuda bilgi herkese gerekebilir.

-Mutlu, verimli, keyifli, bir çocukluk yaşatmak için ebeveynlerin en çok nelere değer, nelere önem vermelidir?
Mutlu, verimli ve keyifli bir çocuk yetiştirmek için önce anne baba olmaya hazır olmak, sonra da mutlu ve keyifli bir anne baba olmak gerekiyor. Çünkü onlar bizim aynalarımız. Sonra yaşına uygun sınırlar, sorumluluklar ve bilgiler vermek yeterli.Ne fazlasını ne azını,Tam yaşının gerektirdiğini

-Disiplinde ödül mü ceza mı? Çocuk psikolojisi hangisine daha çabuk yanıt veriyor? Ebeveynler olarak neler yapmalıyız?

Ödül ve ceza birbirlerinin karşıtı değildir. Gerektiği zamanlarda her ikisi de kullanılmalıdır.Hep ödül, ya da hep ceza diye bir yöntem olamaz.. Bir süre sonra ne yapacağını, ne yapmamasını öğrenen çocuk, yaptığı ve yapmadığı için ödeyeceği bedeli, kazanacağı değeri de öğrenmiş olmalıdır. Cezalar, çocuğun canını fiziksel olarak yakmayacak, çocuğun yaşına uygun ve bir çeşit bedel ödeme olara kabul edilebilecek şeylerdir.Çocuğun bir kez daha aynı şeyi yaptığında aynı yaptırımla karşılaşacağı durumlardır. Cezalar mutlaka çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun olmalıdır. Ayrıca çocuk o cezayı daha önce öğrendiği ve yapmaması gereken bir durum için aldığını bilmelidir. Duruma uygun, haklı bir ceza çocuğu üzmez. Ama cezalar tehdit halinde kalırsa, çocuk anne babasının ağzından çıkanların yapılmadığını, her hangi bir şekilde onları vaz geçirebildiğini öğrenirse cezanın anlamı kalmaz. Çocukla, aile arasında bir oyun haline dönüşür ve genellikle bu oyunu çocuk kazanır. Ödül ise genellikle yanlış kullanılan bir kavramdır.Ödül, zaten yapması gereken bir şeyi, iyi yaptığı için, çocuğa verilen şeydir.Oysa genellikle, çocuğa zaten yapacağı bir iş için önceden önerilen şeydir ve adına ödülden çok rüşvet demek gerekir.Bunun önemli sakıncaları vardır.Öncelikle, sakıncası vardır; eğer çocuğa herhangi bir şeyi rüşvet olarak öderseniz bir dahaki sefere önerdiğiniz şey yetmeyecektir.Ayrıca çocuk, bu durumda ödev yapmanın kendi sorumluluğu olmadığını düşünecektir.Ödevini annesini ya da babasını kazanmak, herhangi bir menfaat elde etmek için yaptığını düşünecektir.Bundan sonra da bu çocuğa ödev yaptırmak çok zor hale gelecektir. Çocuk sorumluluğu olan bir şeyi yerine getirmediği zaman öncelikle onu uyarmak, sonra yaşına uygun olarak bedel ödetmek gerekir.Tüm bu cezaları verirken mutlaka suçla orantılı davranılmalıdır.Bu en etkili yöntemdir.Çok büyük bir suça çok küçük bir ceza verirseniz, bunun hiçbir anlamı olmaz. Çocuğa, mutlaka cezanın neden verildiği anlatılmalıdır.Çocuk neyi yanlış yaptığını, neden yanlış yaptığını ve neden ceza gördüğünü bilmelidir.Ayrıca uygulanan cezadan vazgeçmemek gerekir.Çoğu anne baba verdikleri cezadan kolayca vazgeçerler..Ceza, bir kere söylendiğinde mutlaka sonuna kadar uygulanmalı.Çocuk özür dileyebilir, ama bu cezayı ortadan kaldıran bir sonuç doğurmaz.Sadece bir kez daha yapmayacağına dair bir sözdür. Ödül de aynı şekildedir.Çocuğa gereğinden fazla ödül vermek de sorun yaratacaktır.Çünkü böyle bir durumda ödülün hiçbir anlamı kalmaz.Ödüller de aynı cezalar gibi yerinde ve dengeli bir biçimde kullanılmalıdır.Ödül sisteminin yanlış kullanımı çocuğun yaptığı şeyin ölçüsünü anlamasını sağlayacaktır.Genel olarak bakıldığında, ödül ve ceza sistemleri ailelerimizde doğru uygulanmamaktadır. Aileler,Ceza kullanımı konusunda ya korkak, ya da aşırı davranıyorlar.Çocuklarının kişiliklerini kazanmalarını zedeleyeceklerini düşünüyorlar.Burada fark edilmeyen bir şey var. Bedel ödemeyi bilmeyen, sınırsız çocuklarla,evden kaçan, umursamaz ve öfkeli çocuklar yaratılmaktadır. Aileler, çocuklarını yetiştirmenin yanında onların sınırlarını da belirlemek zorundalar.Yoksa, ruhsal açıdan sağlıksız ve toplumla uyumsuz nesiller oluşur.

-Yemek yemeyen, çok fazla yemek seçen, takıntılı çocuklar için neler yapılmalı? Çeşitliliğe alıştırma yolları neler olmalı.
Çocuğa ilişkin beslenme sorunlarının temelinde bir kaç durum vardır. Bunlardan ilki çocuğa ilişkin tıbbi sorunlardır.Yemek borusu, sindirim sistemi sorunları olabilir. Bu durumlar tıp tarafından tedavi edilebilen durumlardır. Bir başka sorun ise besin seçiminde yapılan yalnışlıklardır ki, kolayca çözümlenebilir. Ama son sorun olan beslenmeye ilişkin uygun olmayan tutumlar hem daha sık görülen, hem de daha zor değiştirilebilen sorunlardır.Beslenme sorunlarının sonuçlarının yetersiz beslenme, şişmanlık gibi önemli sonuçları olduğu düşünülünce önemi daha iyi anlaşılır. Bebeğe yemek yedirecek olan kişinin ruhsal durumu ve bilişsel gelişimi bu ilşikide önemli rol oynayacaktır. Yemek yerme ilişkisi, yemek yedirenin davranış ve tutumlarıyla oluşacaktır. Uygun ilişkiyi sağlayamadığınız zaman, çocuk iştahsız olacaktır. Çocuğunuzun yeme sorununu çözmenin ilk adımı çocuğun sağlıklı olduğuna ikna olmanızdır. Durumun fiziksel bir sorundan değil, tutumlardan kaynaklandığına ikna olduğunuzda işiniz kolaylaşacaktır. En büyük sorun sizin endişenizdir. Bu nedenle sizin kaygınızla başetmeyi öğrenmeniz gereklidir. Zorlayarak ya da oyalayarak yemek yediren aileler bu durumu değiştirmeye dirençli olmaktadı. Çünkü böyle davranmadıkları zaman, çocuğun hiç yemeyeceğini düşünürler. Oysa, bu davranış iştahsızlığı arttırır ve çocuğa zarar verir. Çocuğun sevdiği şeylerden oluşan menülerin oluşturulması, aralarda atıştırmaların sınırlandırılması, yemek zamanlarının belirlenmesi çocuğun açlık ve tokluk hissiyle birlikte, yemek zevkini öğrenmesini de sağlayacaktır. Bunların yanısıra, yemek yediren kişini ruh sağlığını düzenlemek, çocuğu ile kurduğu yemek ilişkisinde ki yanlışları, bu yanlışların nedenlerini saptayark çözmek iştahsızlığın çözümü olabilir. Doğru beslemek için ne yapmalı: *Bebek, çocuk kim olursa olsun acıktığında beslenmelidir. *Yemek yenilirken ilgiyi dağıtacak konuşma, gürültü, oyun, Tv gibi şeylerden kaçınılmalıdır. *Bebekken besinlere dokunmasına izin verip, en kısa sürede kaşık tutmayı göstererek kendini beslemesine izin verilmelidir. *Ağzını açtırmak, kandırarak ağzına yemek koymak yanlıştır. *Yemeğini hızla yemesi için uyarılarda bulunulmamalıdır. *Herkes gibi çocuklarda midelerinin alabileceği kadar yiyebilirler. Amaç doymaktır. Annelerin akıllarına koydukları miktarı tüketmeleri için zorlanmamalıdırlar. *Dengeli beslenmesine çalışılmalı ama besin seçimlerine de saygılı olunmalıdır. Beslenmenin tüm sorumluluğu ailelerin değildir. Çocuğun bu sorumluluğu paylaşmasına izin vermek gerekir. İzin verilmelidir ki çocuk da yemeğin onun için gerekli olduğu anlayabilsin. Düzenli beslenme için öğünlerin düzenlenmesi, öğün aralarında atıştırmaların engellenmesi, öğünlerde ise seçim ve miktarda çocuğa hak tanınması gereklidir. Bunlar yapılmazsa çocukla aile arasında yanlış bir ilişki kurma biçimi oluşur ve bu sadece beslenmeyle sınırlı kalmayıp, tüm alanlara yansır.Çocuğu yemek yediğinde ödüllendirmek, yemediğinde cezalandırmak yanlış bir tutumdur.

-Anne baba çocuklara her konuda model oluyor. Çocuklarının önünde sigara içen anne babalar için neler söyleyeceksiniz.

Çocuklarının yanında yalan söyleyen, küfür eden, bağıran, kavga eden, gözlerini ayırmadan televizyon seyreden sonrada onların yapmaması gerktiğini ciddi ciddi anlatan, yaptıklarında kızan ailelere ne diyorsam onu diyorum: Çocuğunuz sizi seviyor, size güveniyor ve sizin gibi olmak istiyor.

- Küfür etmek, tükürmek, ısırmak, saç yolmak gibi istenmeyen alışkanlıklar çocuklara nasıl unutturulur?

Bunların her biri ayrı ayrı konular. Hepsi için söylenebilecek en önemli şey nedenini öğrenmek Bu davranışlara neden olan mutlaka bir sorun vardır. Bu sorun çocuğa ilişkin, aile ile ilişkisine ilişkin olabilir. Bu nedenle nedeni araştırıp ona göre tutum almak gerekir.

-Dayak, kötek, patak çocuk dünyasında ne gibi izler bırakır?

Dövmek hiçbir biçimde bir cezalandırma yöntemi değildir.Aslında şiddet çaresizliğin dışa vurumudur. Çaresiz kalan, çocuğu doğru yolla eğitemeyen ailenin çaresizliği.Sonuç olarakta, ruh sağlığı yerinde olan erişkinler, şiddet uyguladıktan sonra kendileri daha çok üzülür ve çaresizlikleri artar. Ama çocuk öğrenmesi gereken doğruyu öğrenmemiş olur. Doğruyu öğretemediğimiz, kararlı olmadığımız çocuğu, durduramadığımızı anladığımızda, yetersiz kaldığımızı hissettiğimizde, beceriksizliğimize büyük bir hata daha katar ve şiddete başvururuz. Çocuğa attığımız tokat, gücümüzün değil, güçsüzlüğümüzün en son noktasıdır. Çaresizliğimizden başvurduğumuz şiddet, bizi rahatlatacağına çaresizliğimizi arttırır. Çünkü sadece o an için duran ve ağlayan çocuk, yanlışın ne olduğunu anlamadığı için aynı şeyi tekrarlayacak, öfkelenecek, şiddeti bir iletişim şekli olarak öğrenecek, kullanacak ama bizim istediğimiz davranış değişikliği olmayacaktır. Yapamadığımız için, yetersizliğimiz için öfkelenir, sonra pişman oluruz. Hatta dövdükten sonra, çocuğa fazladan bir şeyler vermeye, böylece kendimizi affettirmeye çalışırız. Ama dayağın yanlışını, dayağın getirdiği çözümsüzlüğü gideremeyiz. Oysa biliriz, şimdiye kadar dayak hiçbirşeye çözüm olmamıştır. Üstelik şiddet öğrenmesin diye uğraştığımız, oyuncaklarını denetlediğimiz, izlediklerinden yakındığımız,kaç yaşındaolursa olsun bir başkası ona vurduğunda içimizin yandığı, çocuğumuza şiddet uygulayarak, şiddeti öğretenin kendimiz olduğunu kabullenmek zor gelir.Dayak bir eğitim ve ceza sistemi değildir.Ayrıca unutulmaması gerekir ki, çocuklarınmız bizim aynamızdır. Ne verirsek onu yansıtırlar ve onlara kaldırdığımız her el, aslında kendimize attığımız bir tokattır.

-Okullarda bile sıklıkla uygulanan mola (time-out) yöntemi hakkında ne söyleyeceksiniz?

Çok sık uygulandığında ve anlatılmadığında çok etkisi kalmıyor. Özellikle her yaş çocuğa uygulanması aynı sonucu vermez.

-Çocuğumuza duyduğumuz sonsuz sevgimizi ifade etmemizin onun için en anlaşılır yolu nedir?

Kararlı ve ne yaptığınızı ne istediğiniz bilmek, tutarlı olmak. Ondan yapabileceğinin en iyisini beklemek ama yapamayacaklarını beklememek. Mükemmel olmaya değil, doğru olmaya yönlendirmek.Aşırı eleştirmemek, aşırı öğmemek.Sevilmesi ve taktir edilmesi gerektiğinde yapmak, kızılması gerektiğinde kızmak. Yerinde ve zamanında seni seviyorum demek, sarılmak, öpmek.Yani doğru anne ve kararlı, güvenli anne baba olmak ona sevgimizi ifade etmemizin en anlaşılır yoludur.

-Çocuk için devam ettirilen başarısız evlilikler için neler diyeceksiniz. Kavga, gürültünün hakim olduğu bir evde büyüyen çocuğun psikolojisi nasıl etkilenir?
Her çocuk anne ve babasının bir arada olmasını ister. Ama her çocuğun aynı zamanda huzurlu bir eve, doğru ilişki örneğine ve mutlu bir anne babaya ihtiyacı vardır. Birbirlerini sevmeyen, kıran bir anne baba şimdi için kaygı ve sorun kaynağı, gelecek için olumsuz örnek ve güvensizlik demektir. Hele bu işi onların adına yaptıklarını söyleyerek, tüm acıların yükünü onlara taşıtmak haksızlık olmaktadır. Evliliğe de, boşanmaya da büyükler kendileri için karar verir. Çocuklar için değil, kendileri için.

-Yiyorumbuyuyorum.com’un ziyaretçilerine mesajınız ne olurdu?
Ziyarteçilere mesajımı Birlikte Büyütelim kitabımın arka kapağındaki inandığım sözlerle vermek isterim. “Hemen hepimiz kendi anne babalarımızdan, özellikle onları zora soktuğumuz zamanlarda, şu sözü duymuşuzdur: “Hele bir anne, baba ol, o zaman anlarsın”. Gerçekten de anne baba olunca, bir çocuk için karar vermenin, onu büyütmenin, korumanın ve bunları iyi yapmanın zorluğunu anlarsınız.Kendinizi en çaresiz hissttiğiniz zamanlar, sorun çıktığı zamanlardır. Nasıl davranmanız gerekir, doruyu nasıl bulacaksınız, çocuğunuzun davranışları gelişim özelliği mi yoksa bir hastalık mı? Tüm bunlarla başetmeye çalışırken, bir yandan kendinizi çaresiz hisseder, bir yandan da anne baba olmanın zorluğunu düşünürsünüz. Ama aynı zamanda en büyük mutluluktur, yeterki hazır olalım, yeterki öğrenelim...” Sitelerin, kitapların amacı da bu öğrenmeye katkı değil mi? Bir de unutmayalım, çocuklarımız yiyor ve büyüyor ama sağlıklı, dengeli, kendi başlarına, lezzeti alarak, açlığı-tokluğu anlayarak yemeleri önemli.Yoksa büyümek yerine sorunlu ya da obes olabilirler.

www.bengisemerci.com

2007-01-22
Bu yazı 1545 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin