Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Çalışma odamın camına astığım kuş ailesi ve bereket balıklarımın bana uğur getirdiğine inanıyorum, el boyaması ahşap aksesuarlarıma baktıkça gerçekten mutlu oluyorum... Onları Ayşe tasarladı, Ayşe boyadı, Ayşe kurdele, boncuk ve diğer malzemelerle süsleyip son hallerine getirdi.  Kendisi o kadar zarif ki, ortaya çıkardığı her ürün de kendisi gibi. Her birinin içinde yaşamın güzel renkleri ve tatlı mesajları var bana göre.  "Art by Ayşe" markası için söylenecek çok şey var, ama ben bırakacağım fotoğraflar anlatsın bu sefer... Etsy'de ki Türk kadınlarının çalışmaları, çabaları gerçekten dikkate değer. Girişimci Türk kadınlarını bu uluslararası platformda da takip etmenizi şiddetle öneririm.

Ayşe'ciğim o güzel çalışmalarının birçok kişiye ulaşmasını ve çabalarının da yetenekli kadınlara örnek olmasını dilerim. İyi ki buradasın!

**************************

Merhaba,

Zümrüt Hanım'ın faydalı ve faydalı olduğu kadarda zevkli ve neşeli Yiyorum Büyüyorum sitesine bir bahar günü bende yaptıklarımla katılmaktan mutluluk duyuyorum.

1971 İstanbul doğumluyum. 1992'de Yıldız Teknik Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Restorasyon bölümünü bitirdim. Aynı yıl evlenip ABD'ye gittim. University of Florida Sanat Tarihi bölümünü birincilikle bitirdim. 1998 yılında Türkiye'ye döndüm. Babamın uzun süren felç rahatsızlığı ve kardeşimin zihinsel engelli olması nedeniyle çalışmayıp, anneme yardımcı olmayı tercih ettim.



Annem ve ben her zaman sanatın çeşitli dallarına ilgi duyarız. Babamın uzun süren rahatsızlığından kendimizi meşgul etmek için önce modellerden örnek çıkararak goblenler yaptık. Bu konuda ilerleyince evimizin koltuklarını goblenden kendimiz işledik.


 

 


 



Anne tarafım Sapanca'nın Yanık köyü eşrafındandır. Yılın bazı zamanlarını orada geçiririz. Köyümüze hem akrabamız hem de aydın bir hanım olan Sibel Baykal muhtar olunca biz de onunla beraber köyü kalkındırmak amacı ile ona yardımcı olmaya karar verdik. Annem tavuk, horoz ve kuş motifleri tasarladı ve bunları marangoza kestirdik. Bu objeleri boyadık ve cilaladık. Bahçe ve ev dekorasyonunda kullanılabinilir güzel objeler meydana çıktı. Bunları yaparken köydeki yetenekli hanımlarda bize yardımcı oldular. Talebin çok olduğunu fark edince, muhtar ile beraber Yanık köy festivali düzenlendi. 2009 yılında düzenlenen bu festivalde eski okulun kütüphanesini kuracak ve okulun tekrar Köy Enstitülerini anımsatacak hale gelmesini sağlayacak para kazanıldı. Tabii bu kazancın içinde bir Çerkez köyü olan köyümüzün hanımlarının Çerkez yemeği satışları büyük rol oynadı. Bu festival 2009 yılından beri her yıl Haziran'ın ilk haftasında tekrarlanıyor.



2009 yılının sonuna doğru babamın 6,5 ay komadaki yoğun bakım sürecinde çok büyük üzüntü yaşadık. Bu aşamada kendimizi oyalamamız gerekiyordu. Annem ile tasarımları bize ait olan tavuk, horoz ve kuşları boyamaya başladık. İşçiliğin kalitesi giderek gelişti. Önce yakın dost ve akrabalarımız bizden satın almayı talep ettiler. Dolayısıyla tasarım çeşitlerimiz artmaya başladı. Evde bir iş sahibi olduk. Her şerden bir iyilik doğar denir. Bizim ki de öyle oldu. Geçirdiğimiz zor zamanlar bize çok zevk aldığımız bir iş yapma fırsatı doğurdu.


Çevremi genişletmek ve daha fazla insana ulaşmak için kermeslere ve festivallere katılmaya başladım. Aynı zamanda Etsy'de bir satış sayfası yaptım.
2011'in sonunda daha büyük çapta iki organizasyona katıldım. Bunlardan biri International Women of Istanbul'un (IWI) Hilton Otel'inde düzenlediği Christmas Bazaar idi. Orada ürünlerim çok beğenildi ve en güzel dekore edilmiş stant ödülü aldım.



İkinci katıldığım büyük organizasyon ise Harbiye Askeri Müze'de 16. sı düzenlenen Yılbaşı Hediye Fuarı idi. Burada da çok ilgi gördüm. ATV, ShowTV ve TV8 gibi önemli kanalların ana haberlerinde yer aldım. Ayrıca bu fuarda Zümrüt Hanım'ın oğlu Kaan ile beraber beni ziyaret etmesi beni çok mutlu eden ve heyecanlandıran anlardan biriydi. Şimdi ise Bebek'te her sene düzenlenen Bebek Şenliği'ne hazırlanıyorum.

Annem ile tasarladığımız ortalama 50 çeşit ürünümüz var. Bunların en çok sevilenleri tavuk, horoz, baykuş, kedi ve kuşlardır. Bu objelerin bir kısmı sadece dekoratif amaçlıdır. Mesela uçları zilli rüzgarda çınlayan kuşlar, bahçe ve saksılarda kullanılan sopalı kuş, baykuş, tavuk ve horozlar ve kapı süsleri.
Bir kısmı da fonksiyonel olan ürünlerdir. Mesela askılık, peçetelik, ayna ve kağıt havluluk.



Çocukluğumdan beri peri, prenses ve deniz kızlarına özel bir merakım vardı. Çok beğendiğim iki Kanada'lı ressamın tablolarında kullandığı bu tip figürlerden esinlenerek ahşap objelerde hazırlıyorum.
 

 



Annem bana yardımcı olmasının yanında boş zamanlarında kum boncuklarından tasarımları tamamen kendisine ait olan broşlar yapıyor. Katıldığım organizasyonlarda annemin broşları da yoğun ilgi görüyor. Down Sendromlu kız kardeşim Çiçek de çok güzel resimler yapıyor. İki kere kişisel sergi açtı. Yaptığı resimler kartpostal olarak basıldı ve okuluna gelir sağladı. Kızım Zümrüt ise okulunun en güzel resim yapan öğrencilerinden biri. Anlaşılan o ki annemin güzel sanatlara olan yeteneği hepimize sirayet etmiş.

Galiba insanlar zorda kalmadıkça ortaya güzel ve yaratıcı sonuçlar çıkmıyor. Herkese tavsiyem; hayatta karşılaştığımız sıkıntıları sevince, mutluluğa ve başarıya dönüştürmek elimizde. Hiç gayret sarfetmeden ve denemeden o işi yapamayacağımızı düşünmeyelim. Denemekten yılmayalım. Hiçbirimiz içimizdeki potansiyeli küçümsemeyelim.

 

Ben de sizinle bu sohbeti bitirirken yakın zamanda kaybettiğim Mehlika teyzemin kurabiye tarifini sizinle paylaşmak istiyorum. Bu kurabiye hem çocuklar hem yetişkinler için leziz olmasının yanında çok da faydalı bir tariftir.

MEHLİKA TEYZE'NİN KAYISILI KURABİYESİ:

•1 su bardağı toz fındık (bazen de badem tozu kullanıyorum)

•1 su bardağı hindistan cevizi

•1 su bardağı toz çeker (ben esmer şeker tercih ediyorum)

•1,5 su bardağı minik doğranmış kuru kayısı

• 1 portakal kabuğu rendesi

•2 yumurta akı

Fındık tozu, hindistan cevizi, şeker, kayısı ve portakal kabuğu karıştırılacak. Yumurta akları ayrı bir kapta kar haline getirilecek.
Diğer karışmış malzemeler kar halindeki yumurtaya katılıp karıştırılacak. Bu karışım eliniz ıslatılarak ceviz büyüklüğünde toplar haline getirilip biribirinden biraz uzak olarak yağlı kağıt konulmuş fırın tepsisi üzerine dizilecek. (Tarifi 2 ölçüden yapmanızı tavsiye ederim, bir ölçüden yapınca az oluyor.)
170 derece önceden ısıtılmış fırında 15-20 dakika pişirilecek.
Afiyet olsun.


 
www.etsy.com/shop/artbyayse
Art Ayşe (facebook)

artbyayse (at) hotmail.com

 

 

2012-03-06
Bu yazı 5313 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin