Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Herkese Merhaba,

Yıllarca kendimi “Ben Bahar” diye tanıtmış olsam da 2009 Aralık ayından beri artık “Arda’nın Annesi”yim.

İnsan anne olmadan önce yıllarca edindiği tüm sıfatları annelikle birlikte ikinci sıraya geçirdiğini fark ediyor. Ne olursa olsun, önce “anne” oluyorsunuz artık.

Blogum “ardaninannesi.com” , Temmuz 2011 de doğdu.

 

Teknolojiyle profesyonel anlamda iç içe bir adamın karısı olmama rağmen blogları keşfetmem biraz geç oldu, daha doğrusu belki de daha önce hiç ihtiyacım olmamıştı. Arda doğduktan sonra her meraklı yeni anne gibi, biraz daha okuyup biraz daha araştırma isteğim beni bloglarla tanıştırdı. Sonra bir gün, zaten yazmayı, anlatmayı da sevdiğimden, ben de yazabilirim dedim ve başladım anlatmaya.

Bu güne kadar aldığım tepkiler sayesinde de hep “iyi ki yapmışım” dedim. Ayrıca blogun bana en büyük faydası da bir çok anne ile tanışma fırsatım oldu.

Arda şu an 32 aylık yani 2 yaş 8 aylık. Başlarda çok iştahlı olan Arda ile şu an tek sorunumuz yemek. Her yemek saatimiz maalesef ikimiz için de bir işkence haline gelebiliyor. Ben belki de her anne gibi, yemek seçmesin bol bol sebze meyve yesin istesem de Arda’nın tek yemek istediği şey makarna. Hele bir de işin içinde sebze sevmeyen bir baba varsa, o zaman annenin işi iki kat daha artıyor.

Arda 20 ayını doldurduktan sonra kreşe başladı. Bu yılı10 ay kreşte geçirdi. Sabah 8:30-9:00 ile 18:00-18:30 arası kreşte oluyor. Böylece sabah kahvaltısı, öğlen yemeği ve ikindi kahvaltısı olmak üzere 3 öğünü de kreşte yiyor. İlk zamanlar kreşin yemek listesini aldığımda, “pırasa, taze fasulye ve hatta kereviz” gibi sebzeleri görünce itiraf edeyim “Arda aç kalacak” diye korkmuştum.

Sonra gerek öğretmeni gerekse kreşin beslenme uzmanı ile görüştükçe ve birkaç sefer de gözümle gördükçe biraz da olsa içim rahatladı. Anladım ki, çocuklar kendi yaşıtlarıyla yemek yemeyi seviyorlar. Sanırım “sen yedin, ben bitirdim” derken ne yediklerini fark etmiyorlar bile. Yine başka annelerin bloglarını da okudukça öğrendim ki, bir dönem çocuklar yemek konusunda annelerini gerçekten zorluyorlar. Seçiyorlar, yemiyorlar.

Ben de çocukluğumda annemim bize sebze yedirmek için şekilden şekle soktuğunu hatırlıyorum. Pişirdiğim yense de henüz onun kadar iyi yemekler yapan bir anne değilim maalesef. Şimdiler de kardeşimin de benim de sebzeye etten daha düşkün olduğumuza bakılırsa demek ki gerçekten bu çocuklukta geçirilen bir dönem ama bence yemiyor diye sebze pişirmekten de vazgeçilecek bir dönem değil. Sebzeyi süslemek, sevilen yiyeceklerle harmanlamak yani sebzeyi çocuğa sunabilmek önemli galiba.

 

Mesela annemin, köfteyi simit şeklinde hazırlayıp ortasına kavrulmuş ıspanak ve üstüne de yumurta kırıp fırınladığı yemeği hala evimizin gözdesidir.

Akşamları Arda’yla eve geldikten sonra, biraz da bütün gün görüşemediğimizden yemek hazırlama kısmında beraber oluyoruz. Böylece yapım sürecinde bulunduğu yemeği de yemesi daha keyifli olabiliyor.

Özellikle çorbalar Arda tarafından sıkıntısız yenilen yemek türü olduğu için değişik çorba türleri deniyoruz. Yayla çorbası, tarhana çorbası, tavuk suyu ile yaptığımız şehriye çorbası favori çorbalarımız. Bir de geçen kış keşfettiğimiz kızılcık tarhanası ile hazırladığımız çorbayı sadece Arda değil biz de severek içiyoruz.

Geçen kış Ankara’da malum sert geçti. Okullar ara ara birer gün tatil oldu. Biz de bu tatil dönemlerinde Arda ile baş başa evde kaldık. Oyuncaklar kitaplar bir süre sonra yeterli olmayınca ve hazır böyle baş başa bir gün yakalamışken, Arda’yı da eğlendireceğini düşünerek kurabiye yapmaya karar verdim.

Acil durumlarda kullandığım, zahmetsiz, bir iki oynamayla malzemelerini değiştirip kendi zevkinizle değişik tatlar yaratabileceğiniz, yani tabir-i caizse ucu açık, kalıplarla kesilerek hazırlanan bir kurabiye tarifim var.

Biz o gün peynirlisini yapmıştık.

Yapımı da çok kolay:

Önce derince bir kaba 4 bardak un koyuyorsunuz. Ben unu elemeyi tercih ederim. Mesela küçük bir eleğiniz varsa bunu çocuğunuzun eline verin, siz unu dökün o elesin. Sonra içine bir yumurta kırıyorsunuz.
Bir yumurtanın da beyazını içine koyup, sarısını daha sonra üstüne sürmek için ayırıyorsunuz.
Yarım kalıp erimiş soğumuş tereyağı ekliyrsunuz.
Bir bardak yoğurt.
Yarım çay bardağı sıvı yağ.
Yarım kalıp peynir.
Bir çay kaşığı tuz.
Bir çay kaşığı kabartma tozu. (kabartma tozunu fazla koyarsanız, çok şişiyorlar böylece kalıpla kestiğiniz şekiller bozuluyor, ona göre.)

Anne gücüyle başlıyorsunuz hepsini yoğurmaya.

Sonra hazırladığınız hamurdan merdane ile parça parça açıp, çocuğunuzun önüne koyuyorsunuz. O da kalıplarla keserek tepsiye diziyor.

Üstüne yumurta sarısı ve susam ve hatta isterseniz biraz da kaşar peyniri koyup sonra 180 derece de 15-20 dakika pişiriyorsunuz.

İşte hepsi bu kadar.

Halen özellikle çocuk yemekleri konusunda ciddi bir eğitime ihtiyacım olduğunu düşünsem de çalışan anne olmak, Arda’yla olan maceralarımız, büyüme süreci, keyifleri ve sıkıntıları ile ilgili yaşadıklarımızı takip etmek, dertleşmek, fikir sormak, fikir vermek isterseniz www.facebook.com/ardaninannesi , @ardaninannesi on Twitter , http://followgram.me/ardaninannesi, ardaninannesi@outlook.com’dan ulaşabilirsiniz. Tanışır mutlu oluruz, tanıştığımıza çok memnun oluruz

2012-09-01
Bu yazı 1925 kere okunmuştur.

Gülşah Varol Osmanlı

Ayyy maşallah yaa ne şeker çıkmış Arda Allah nazardan korusunn inşallah. Bende blogları geç farkeden biri olarak sizi gayet iyi anlıyor ve tebrik ediyorum. Annelerin azmi, başarısı, hep daha iyiyi yapmaya çabalayışları onlara karşı hayranlığımı git gide arttırıyor... Bu güzel paylaşımdan ötürü ve tabiki tarif içinde teşekkür ederim.

Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin