Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Gülüş Türkmen’in kurduğu Alternatif Anne her geçen gün daha çok anneye ulaşıyor. Gülüş ve ekibi annelere alternatif yollar, yazılar, cevaplar sunup kılavuzluk etmek için hakikaten çok çalışıyor. Gülüş çok sempatik, hoş sohbet ,hedefine kilitli, hem akıl, hem gönül sesi yüksek bilgili bir anne ve  canavar bir girişimci.  Son soruya verdiği cevaba özellikle dikkatinizi çekmek isterim. İşte bu diyor insan okuyunca, budur işte!

Yiyorum Büyüyorum ve Alternatif Anne bundan sonra birbirine  her zaman destek olacak.


-Gülüş’ü tanıyarak başlayalım.

Sabahın altısında kalktım. İlk iş Alternatif Anne’de yayına girecek olan Zeynep Casalini röportajının son detaylarını kontrol ettim. Hemen sonra servise yetişmesi gereken oğlumu okşayarak uyandırdım. Suratını ekşitip “bu saatte okula gitmek istemiyorum” diye ağlarken ona “keşke servis yok olup  gelmese de ,  okula gitmesek!” diye karşılık vererek yatıştırdım. Tam onu göndermek üzereyken kızım nazlanarak çıktı yatağından. Öp, kucakla, yedir, giydir, oynat ve yuvaya bırak. Spora gitmek istiyordum ama bu kadar erken kalkınca halim olmuyor. Bu yüzden bilgisayar başındayım. Tanıtabildim mi kendimi?


 

 

-Alternatif Anne’nin hikâyesi nedir?
Belçika’da yetiştiğim için her şeye olduğu gibi anneliğe de geleneksel Türk annesinden farklı bakıyorum. Yaptığım, söylediğim her şeyi “acaba bu şekilde mi yapmak istiyorum” diye sorguluyorum. Alternatif Anne’de anneler kendilerini sorguluyor, alternatiflerini görüyorlar. Ayrıca neyin alternatifimiz olamayacağını da uzmanlardan öğreniyoruz…

-”Çocuklarıyla büyüyen anneler platformu”... “Annelik tarzınız yaşam tarzınızdır”... Ben bunlara bayıldım. Açar mısın biraz. Gülüş’te neler değişti annelikle birlikte?
Ben anne oluverenlerden değil, anne olmayı seçenlerdenim. Günümüz annesinin böyle bir şansı var: Hayatını kaderin ellerine bırakmıyor. Nasıl ki bir elbise seçip giyiyorsunuz, annelik tarzınızı da artık kendiniz seçiyorsunuz. Rahat bir anne mi olacaksınız? Hayıflanan bir anne mi? Yoksa gergin, her daim çocuğunu azarlayan bir anne mi? “Benim çocuğum uyumuyor”, “benim çocuğum çok yaramaz”, “benim çocuğum laf dinlemiyor” açıklamaları geçersiz artık. Çoğu zaman anne, çocuğuyla iletişim kuramıyorsa çocuk, “zor çocuk” diye etiketleniyor. Kendimizde bir şeyi değiştirdiğimizde, sorunun çoğunu çözüyoruz. Bunu bilen anneler Alternatif Anne okuyor ve büyüyorlar…

-En çok hangi bölümler dikkat çekiyor.
“Bir Anne Yetişiyor”, “Özel İlgi”ler ve eğitimlerimiz. Ama her bölümün bir editörü olduğundan her bölümün takipçisi de farklı olabiliyor.


 

-Yakın zamanda site yenilendi, neler değişti, neler gelişti?
Artık her üye siteye yazı girebilecek. Tabii yazının onaylanması gerekiyor yayınlanması için. Ama elimizden geldiğince annelerin fikirlerini, kendi düşüncelerini değerlendirmek istiyoruz. Bir de eski tasarımla ilgili bazı sıkıntılar vardı, onları gidermeye çalıştık.

-Nedir Alternatif Anne olmak?
Okuduğuna hemen inanmamak, moda annelik yaklaşımlarına körü körüne bağlanmamak. Kendi hayatına ve çocuğuna uygun olanı seçerken uzmanların uyarılarını görmezden gelmemek (bunu özellikle söylüyorum çünkü “her çocuk farklıdır” diyerek doktorlara kulak tıkayan anneler azımsanacak sayıda değiller).

-Dijital medyanın annelerin hayatına getirdiği güzellikleri nasıl özetlersin. Yine de... diyeceğin bir şey olabilir mi?
Özellikle anneliğin ilk ayları hatta yıllarında yalnızlaşabiliyor kadınlar. Blog tutarak, birbirlerini okuyarak arkadaşlık kuran çok anne var. Sosyal medyalar bu konuda çok yardımcı oluyor annelere. Bunun tehlikeleri de var, çarpıtılmış bilgileri doğru kabul etmek, sağlıksız seçimleri gruplaşarak meşrulaştırmak gibi. Bir bilgiyi birkaç kaynaktan teyit etmek önem kazanıyor burada.


 

-Anne-baba- çocuk ilişkileri üzerinde dersler veriyorsun. Bu atölyelerden de bahsedelim.
Benim bildiğim en etkili iletişim atölyeleri bunlar. Ankara ve İstanbul’dayız şimdilik. 7 haftada ailelerin çocuklarıyla yaşam kalitelerini yükseltiyoruz. Çoğu zaman bıçak kemiğe dayanınca gelmek istiyor anneler. Dilerim ki annelik ehliyetlerini çocukları çok büyümeden almaya gelsinler ☺

-Gülüş’ün müzisyen tarafını anlatmadan olmaz. Dinledim ve çok beğendim, bu tarafın için özellikle tebrik ederim. Anlatır mısın müziğin hayatındaki yerini...
Hayatım boyunca müziği kendim için dinledim, tercihan kulaklıkla. Bu yüzden bestelerimi de önce kendim için yaptım. İki albümüm var, Türk damak tadına pek uygun değiller ama saygı duyduğum pek çok müzisyenden tebrik aldım, çok mutluyum bu yüzden. Anlayacağın, gençlik yıllarımda egomu müzikle tatmin ettim. Şimdi Alternatif Anne ile topluma hizmet ediyorum!

-Sence günümüz anneliği nasıl olmalı. Bizim annelerimizden farkımız ne olmalı?
Her yeni nesil bir öncekinden farklı oluyor doğal olarak. Nesilden nesile hep aynı tehlike var: Bir hatayı yapmamak adına bir başka hata yapmak. Neden? Her şeyi siyah ya da beyaz görme eğilimimiz yüzünden. İşin sırrı dengeyi tutturmak. Bir örnek vereyim: “Ben çocuğumun beynini din ile yıkamayacağım” diye debelenirseniz, onu ya aşırı dindar yaparsınız, ya din düşmanı. Amacınız huzurlu, dingin bir birey yaratmak ise çocuğunuzu din ile ne zaman, nasıl tanıştıracağınızı öğrenmenizdir, yapmanız gereken.

-Anneliğin en zor tarafı nedir? Anneler en çok hangi konularda zorlanıyor, yardıma ihtiyaç duyuyor.
Muhtemelen her zaman! İlk aylarda uykusuz kalmak en büyük dert gibi görünüyor. Zamanla eğer anne kendi iç dengesini kuramıyorsa (çocukla bağı nerede başlıyor, nerede bitiyor göremiyorsa) kişilik çatışmaları kuvvetleniyor. “Bu çocuk niye böyle oldu”lara geliniyor. Annelerin en yumuşak karakterli ve açık oldukları zamanlar hamilelik dönemi ve bebeğin ilk ayları. “Annelik tarzınız yaşam tarzınızdır” diyerek onları seçim yapmaya teşvik etmek istiyorum. Örneğin evham yapan bir kadının, bu şekilde devam etmek isteyip istemediğini düşünmesini sağlamak istiyorum. Taze anneyken istemediğimiz davranışlarımızdan kurtulmak çok daha kolay.

 

-Seni besleyen, hayata, anneliğine, kadınlığına katkıda buluna olmazsa olmazların neler?
Önce çocuklarım! Onlar benim hayatıma anlam ve renk getirdiler. Kendimi bıraksam başka hiçbir şeyle ilgilenmeyip etraflarında fır dönebilirim, istemeden onlara hayatı dar ederim! Ama bir taraftan da çok üretken bir yapım var. Kendime vakit ayırıp bir şeyler yazmazsam, çizmezsem, şarkı söylemezsem, ara sıra sokaklarda gezmezsem daralırım. Hepsini bir dengeye oturtmam gerekiyor.

-Annelikte iletişim teknikleri yazılarında, söyleşilerinde altını çizdiğin bir konu. Özetler misin.
Her ne kadar sanatçı ruhlu olsam da, her ne kadar duygusallığım ağır bassa da her şeyin bir tekniği olduğunu öğrendim bu hayatta. Piyanoyu sadece duygularınla çalamazsın. Bir rolü sadece duygularına dayanarak oynayamazsın. Anneliği çalakalem yaparsan anne, öğrenerek yaparsan “iyi anne” olursun. İletişimin de bir tekniği var. Bir şeyi söylemenin farklı şekilleri var.

-Mükemmel annelik diye bir şey var mı sence?
Hayır yok. Ne mükemmel anne var ne de mükemmel çocuk. Hepimizin yorgun, sinirli olduğu zamanlarımız var. Böyle zamanlarda birbirimizi incitebiliyoruz. Bunun dozunu kontrol edebilmek, özür dilemeyi bilmek ya da hasar büyümeden kendi kendimizi kontrol altına almak ise öğrenilen şeyler.

-Çocuk ve yemek... Neler söylemek istersin bu konuda
Bugüne dek üzerine eğilip araştırmadığım bir konu bu. Belki kendi çocuklarım yemek sorunu yaşamadıkları içindir. Ama hem bir anne, hem de anneler için hazırlanan bir e-derginin yönetmeni olarak şunu iyi biliyorum: Yeme sorunları genellikle annenin yemekle ilişkisine, ısrarcılığına, yemek meselesini bir potansiyel problem olarak görmesine bağlı. Aslında bu konuda benim sizinle röportaj yapmam gerek?

-Söyleşi konuklarımızdan hatıra tarif rica ediyoruz. Gülüş bizim için hangi tarifini vermek ister?
Çocuğunuzun eline 2 yumurta verin ve kaba kırmasını isteyin. Yedekte birkaç yumurta bulundurun, malum yumurtalar evyeye ya da kabın dışına düşebilir. Kaba düşen kırık kabukları çıkarıp almasını isteyin. Beş dakikalık mücadeleden sonra bir bardak şeker ya da elma püresini kaba boca edin. Mikseri küçük canavara verin ve ona etrafı batırmadan, tehlikesizce karıştırmayı öğretin. Bırakın kirli ellerini üzerine sürsün, siz kendinizi koruyun! Yarım bardak zeytinyağı, bir paket kabartma tozu, vanilya ve biraz tarçın ekleyip karıştırın. Çocuğunuz parmağını batırıp karışımın tadına baksın. O yemeye devam ederken siz bir buçuk bardak un, bir çorba kaşığı yoğurt ve biraz süt ekleyin, yine karıştırın. İki elmayı küp küp doğrayın. Birini beraber yiyin, diğerini kek karışımına döküp bu kez kaşıkla karıştırın. 180 derece ısıya getirilmiş fırında pişirin. Pişmiş keki çocuğunuza verip, paramparça etmesini izleyin. Ve emin olun, bunu birkaç kez yaptıktan sonra hem bir şef gibi kek yapmayı, hem de hiç dökmeden yemeyi öğrenecek!

 

Faber-Mazlish seminerleri

Basında Faber-Mazlish 

 

2012-03-27
Bu yazı 3411 kere okunmuştur.
Adınız :
Yorumunuz :
 * 
@ZumrutOzkan twitter da takip edin