Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Yerken mutlu olsun, doysun mutlu olsun!

Sevgili girişimci anne Zümrüt Özkan’la yolumuz, içinde yemek de olan www.yiyorumbuyuyorum.com isimli internet sitesi sayesinde kesişti… Bizimle yazılarını ve tariflerini paylaştı. Onun bu girişiminin içinde bir annenin hatta babanın çocuğu için ihtiyaç duyacağı her türlü bilgi var… Hal böyle olunca kendisiyle aşk, yemek ve çocuk konulu bir söyleşide buluştuk…

İmza attığınız işleri aşkla yaptığınızı biliyorum. Kitabınız, internet siteniz… İnsanın yaptığı işlere aşk katması neleri kolaylaştırıyor, neler kazandırıyor, zorlukları neler?

Aşk varsa işin içinde şevkiniz, isteğiniz hiç bitmiyor. Üzerinize afakanlar basıp “yeter” dediğiniz zamanlarda bile derin bir nefes sonrası daha iyisi için “hadi bakalım” moduna geri dönebiliyorsunuz. İşinize duyduğunuz sevgiye kendinize duydunuz saygı da eklenince “bu benim emeğim, zamanım, ismim o zaman yola devam” diyebiliyorsunuz. Bunları yapabilmek işleri ve hayatı daha kolaylaşıyor. Önce kendini tanımak; sevip, saymak lazım bence. Ancak o zaman ne, neden, nasılın doğru cevapları bulunabiliyor.

 

Uğraşılarım benim yaratıcı tarafımı fark etmemi sağlayıp, onu hep ayakta tutmak için çaba göstermeyi öğretti. Her şeye rağmen buradayım demeyi de, kendime güvenip, yaptıklarımın arkasında durmayı da... Kişiliğim adına bunlar benim için bir kazançtır.
Severek yaptığınızın işin sorumluluğu bir başka ağırdır. Bunun doğal getirisi de kaygı ve telaştır çoğunlukla. Aşk olunca hayal kırıklıkları biraz daha fazla sallar insanı, “bana ne” demek daha zorlaşır. Ancak motivasyon ve istek varsa çoğu zorluk aşılabilir minik tepelerden ibarettir aslında. Aşkla yapılan iş bu anlamda hiçbir zaman sıradan ve tekdüze olamaz. Onu seven aslanlar gibi hep arkasındadır çünkü.

Yemek de bir aşk işi… Oğlunuza duyduğunuz aşkınızla, ona en iyisini, en sağlıklısını, en lezzetlisini pişirmek için yola çıkılan bir macera aslında kitabınız ve internet siteniz. Yemek ve aşk ilişkisini bize anlatın desek?

Zorla güzellik olmaz ya, yemek yapmayı sevmeyen biri de ortaya lezzetli yemekler çıkaramaz. Mutfakta geçirilen zaman kayıp gibi gelir. İyi yemek yapmak şüphesiz emek ister; sevmeden uğraşılmaz, meraklı, ilgili, istekli ve yaratıcı olu-na-maz! İçinde matematik, fizik, kimya, felsefe olan bir eylemin içinde aşk da var tabi, olmaz mı. Bu nasıl baktığınıza bağlı. Bana deli diyenler olur belki şimdi :)

 

Sevdiğinize yemek yapınca bir başka özenip, yemeği çok yönlü ele alıyorsunuz. Lezzetin yanı sıra işin içine sunum giriyor mesela. Karşınızdakini ne kadar sevip, önemsediğinizi yaptığınız yemeklerle ispatlamaya çalışıyor, içgüdüsel olarak onu memnun etmek istiyorsunuz. “Aşıksanız mutlu ederek mutlu olmak hesapsız bir amaç olur ya”, böyle bir şey aşk ve yemek benim içinde. Sevdiği şeyi yapayım görünce mutlu olsun, o kadar lezzetli olsun ki yerken mutlu olsun, doysun mutlu olsun, o hep mutlu, çok mutlu olsun planları yaparken buluyorsunuz kendinizi.

Lezzet de, doğallık ve sağlık da, sunum da tavan yapsın istiyorsunuz. Aşk ve sevgi varsa işin içinde durum biraz böyle. Ve inanın bu kişi evladınızsa her şey bambaşka bir anlam kazanıyor. “Amann doysun yeter” değil ama yedikleri onu sağlıkla büyütsündiye kendinizi zorlu bir sınavın içine sokuyorsunuz. Öyle ki o yemeği görünce “hiii, yaşasın” gibi tepkiler vermesini diliyorsunuz. Bazen o yemeği süslemek için uzun zaman harcadığınız oluyor. Hatta o yemeği sunmak için özel tabak bile satın alabiliyorsunuz. Her şeye rağmen yemezse ağlamaklı bile olabiliyor bir anne... Evlat aşkı ve yemek böyle bir ilişki işte.

 

Sizin O’na olduğunuz kadar oğlunuz da size aşık olmalı ve tabi ki yemeklerinize… Anne ve çocuğun mutfak ve yemek macerası nasıl olmalı?
Güzel bir anne oğul ilişkimiz var. Onun gözlerinden neler düşünüp, neler hissettiğini anladığım gibi büyüdükçe o da beni duruşumdan, bakışımdan okuyabilmeye başladı. Neye üzüldün, neden heyecanlandın, kime kızdın ya da sen çoook mutlusun yorumlarını duydukça kalben ve ruhen de büyüdüğünü anlıyorum. Okul dönüşü onu karşılayan ben değilsem eve dönüş saatimde o beni koşarak karşılıyor. Onun için yapamayacağım şey olmadığını biliyor.

Şimdiye kadar verdiğim sözleri her zaman tutmaya gayret ettim, ne mutlu ki oğlum bana güveniyor. Fevkalade bir durum, hastalık yoksa onu uyutan, uyandıran ve her ihtiyacı olduğunda yanında olacak kişinin ben olduğumun farkında. Beni şüphesiz çok seviyor. “Seviyor musun beni” diye sorduğumda; sevmiyorum, çok çok seviyorum diyor. Ve yemeklerim... Evet, yemeklerimi seviyor. Her çocuk için kendi annesinin yemekleri en güzelidir zaten. Çünkü gerçekten sevgi ve itina ile pişirilirler.

 

Anne ve çocuğun mutfak macerası ise tabi ki keyifli olmalı. Dağıttın, döktün, üstünü kirlettin, tamam sen çık artık söylenmeleri olmayan neşeli aktivitelerden mümkünse. Çocuklara mutfakta fırsat verilmesini, yemek hazırlık ve yapım aşamalarına dahil edilmelerini sonuna kadar destekleyen bir anneyim. Mutfakta yaşanabilecek paylaşımların çocuğun bilgilenmesi, kendine güvenmesi, yaratıcılığı ve becerilerinin gelişmesi anlamında çok faydalı olduğuna inanıyorum. Yapımına dahil oldukları yemeği yemek için can atacak olmaları da cabası... Küçücük çocukların kek hamuru yapmak için hangi malzemeleri kullanmaları gerektiğini ya da omleti nasıl yapabileceklerini bilmeleri harika değil de ne sizce?

Çocuktur anlamaz, mutfakta ne işi var denmeden, rutin mutfak aktiviteleri yapılsın evlerde. Her Pazar yapılan bir aile tarifi mesela. İşte size çocukların gülümseyerek hatırlayacakları huzurlu ve güzel bir hatıra... O zaman vüffen mutfağa!


Bir çocuğun yemekle ilişkisinde annenin rolü çok büyük. Mutfak kültürünü, yemek pişirmeyi sevmeyi nasıl öğretiyorsunuz oğlunuza. Erkek çocuklarda bu zor oluyor mu?

Kız çocuklarında nasıl bilmiyorum ki ! Keşke bir kızım da olsaydı, o zaman karşılaştırma yapar, bu soruya belki daha iyi bir cevap verebilirdim. Ama Alex Kaan bu konuda öğrenmeye çok istekli. Algıları açık, konsantrasyonu iyi olduğu için her öğrettiğimi hemen kapıyor ve en önemlisi doğru uygulayabiliyor. Yaşına göre mutfakta harikalar yarattığını göğsüme gere gere söyleyebilirim. O neredeyse bebekliğinden beri mutfakta gözlem yapmakta...

Benim çevremde bile erkek çocuğunun mutfakla bu kadar haşır neşir olmasını garipseyenler oldu. Mentalite “erkek çocuğu paşa gibi büyür” ya... Halbuki zaman değişiyor, o zaman her şey gibi erkek çocuğun yetiştirilme tarzı da güncellenmek istiyor. Sevgisini, kazandığını, eşyalarını olduğu kadar pişirdiğini de paylaşmayı bilen, evle ilgili konularda da kadına yardım eli uzatan erkeklerin büyütülmesi için bizim gibi düşünen annelerin çoğalması lazım. Kısaca erkek çocuklarına mutfağı sevdirmekte bir sakınca yok, aksine fayda, iyilik ve medeniyet var.

Ben Kaan’ı mutfağa resmen davet ediyorum. Ona kimseye bağımlı olmadan yemek yapabilmenin de bir güç olduğunu anlayabileceği dilden anlatıyorum.

Çocuklar için yumurta kırmak, malzemeleri karıştırmak, hatta hamur yoğurmak aslında bir oyun gibi. Mesele bunları nasıl tanıttığınız. İletişimin gücüne çok inanırım ben. Güzel ve tatlı bir dille, doğru yaklaşımla çocuklara çok şeyin kolaylıkla sevdirilebileceği kanaatindeyim. Haydi birlikte hazırlayalım, bak bunu yapmak çok eğlenceli, senin yaptıkların bir başka lezzetli, sen artık büyüdün, yapabilirsin, sen çok akıllı ve beceriklisin gibi anahtar söylemler onların mutfağa karşı sempati kazanmaları adına çok gerekli... Çocuk güvenildiği, değerli olduğu ve sevildiğini bildiği müddetçe her şey hem onun, hem de ebeveynleri için daha kolay.

 

Kaan evimize gelen misafirler için annesinin nasıl hazırlık yaptığını, özendiğini gözlemledi. Yemek için sadece ellerimize değil beynimize de ihtiyacımız olduğunu anladı. Hazırlamayı, pişirmeyi, paylaşmayı ve bunların sonunda takdir sözlerini duymayı sevdi. Bu konuda yetenekli olduğunu düşünüyorum. Büyüyünce kendi işini kendi yapan, buyurmayan, eşine yardımcı, vicdani tarafı yüksek bir erkek olacağını biliyorum.
İşte bu yüzden paylaşmayı sevmeyi öğretmeye çalışıyorum senelerden beri ona. “Bana bana bana” diyen bir çocuk hiç olmadı ama buna fırsat verip ortam yaratan, “evet oğlum al hepsi sana” diyen bir annesi de olmadı. Ben hep huzurlu sofralarda büyüdüm, anne ve babamın sofrasında stres hiç olmazdı. Sonra huzursuz sofralar da gördüm. Asık suratlı insanların homur homur yemek yedikleri, elektrikli ortamlar... Bizim evin sofralarının anne ve babamın çocuklarına duyduğu kocaman sevginin sembollerinden biri olduğunu anladım...

Halbuki paylaşımın en olması gereken yerlerden biridir yemek masası. O masaya birbirini seven insanlar oturur. Servis tabakları elde ele gezerken mutlu şeyler konuşulur, çocuklar kıkırdar, anneler içinden şükreder, babalar kol kanat gerer. İsterim ki Alex Kaan’da aile sofralarının kıymetini bilsin, bu sofraları ve masa etrafında da aile olmayı sevsin. Pişirmek ve yedirmek istesin. Ona arkasında anlam olan sofraları hazırlamak, o sofralarda yan yana yemek yemek ve huzur paylaşmayı öğretmek benim en önemli görevlerimden biri. Çocukların ne yuttuğu kadar hangi ortamlarda doyduğu da çok önemli... Huzur, sevgi ve güven onların en büyük besin kaynağı.

Oğlunuzun en sevdiği yemek ve tatlı hangisi. Bu tarifleri bize de verin desek…

Bu soruları cevaplarken tam karşımda oturduğu için bildiğim halde kendisine tekrar sordum. Kibarlık yapıp senin yaptığın her şey dedi ama doğru cevap bu değildi ! Yaptığım çok şeyi severek yemesine rağmen tabi ki favorileri var. Alex Kaan ‘ın en sevdiği yemek spagetti bolonez, tatlı da krem karamel ! Bolonez sos için 1 minik soğanı rendeliyorum. Az zeytinyağında pembeleştirip, 200-250 gr. kadar kıyma ekliyorum. Ezerek karıştırıyor ve suyunu salıp çekmesini bekliyorum. Sonrasında rendelenmiş 1 büyük domates katıp 6-7 dakika tıkırdatıyorum. Tuz, az kimyon ve 1 çay kaşığı salça son dokunuşları oluyor bu sosun. (Domatesin suyu az gelirse az miktar su eklemesi yapmayı unutmuyorsunuz. )Taze haşlanmış spagetti üzerinde bol miktarda servis yapıyorum. Üzerine de peynir rendesi ile harika oluyor. Bolonez birçok sebzenin tüketimine aracılık edebildiği için bence annelerin sık sık hazırlaması gereken bir sos. Soğan ile birlikte kabak, havuç ya da kereviz rendesi (ince rendelenmiş) kullanabilirsiniz. Hatta bu sosa haşlanmış bezelyeler ekleyebilir, belki de ince şeritler halinde doğranmış yine haşlanmış taze fasulyeler ekleyebilirsiniz. Bolonezle yaratıcılık sınırlarınız sonuna kadar zorlanabilir. Sarımsak da ekleyin, süper olur.
Krem karamel için: Tıklayın.

 

www.yiyorumbuyuyorum.com yenilendi, yeni enerjisiyle annelere, babalara rehber oluyor. Bu site hayatınızda neleri değiştirdi?

Sitenin bu haline gelmek hiç de kolay değildi. Site teknik ve görsel anlamda yenilenirken o kadar çok sıkıntı çıktı ki, “bırakmak lazım artık” dediğim zamanlar bile oldu. Sonra seneler boyunca sitenin aslıda ne kadar çok büyüdüğünü fark ettim. Biriken o kadar yazı ve tariften sonra siteyi geliştirme çabasını yarıda bırakmak her şeyden önce takip eden sadık okuyucular için haksızlık olacaktı. Türkiye’de web tasarım ve programlama işini mükemmel yapan, müşteriyi üzmeyecek firmalara ne kadar çok ihtiyaç olduğunun bu vesile ile altını çizmek isterim. Bu konuda ben çok dertliyim.

 

Siz biliyorsunuz yiyorumbuyuyorum.com’un arkasında benden başka kimse yok. Ne bir ekip, ne de bir yardımcı. Her şeyiyle ben ilgilenmek zorundayım. Güncelleme zamanlarında biraz stres oluyor, çünkü bu aralar yoğunum. Özellikle söyleşi konuklarıma sorular hazırlarken onlar hakkında ciddi araştırma yapıyorum. Kendilerini cevaplarıyla iyi ifade etmeleri önemli, çünkü her bir konuk benim için çok değerli. Dikkat edin her biri girişimci, kendi ayakları üzerinde durabilen, bir yerlere gelebilmiş kadınlar. Hepsi gurur duyulacak çabalar içerisindeler. İstiyorum ki bu söyleşiler “acaba bende yapabilir miyim” diye düşünen annelere önayak ve iyi örnek olsunlar. Sanırım her bir söyleşi konuğu bu anlamda benim sitemde bir misyon daha edinmiş oluyorlar. Zümrüt için siteyi devam ettirmek için en güzel sebeplerden biri işte bu. “Kadın isterse her şeyi yapabilir, kadın ayakta ve güçlü olmalı” mesajları verebilmek...

Belirttiğiniz gibi site umarım anne babalara rehber oluyordur. Sitede anne yazıları ve besleyici anne tariflerinin dışında çok farklı uzman çocuk beslenmesi ve psikolojisi üzerine yazıyor. Hep aynı profesyonellerin okunması yerine annelerin farklı uzman görüşlerine vakıf olmasını istedim. Bu yüzden hiç birine özel köşe açmadım. Hepsi birbirinden değerli. Siteye yazan her uzmanı ve bilgiyi yazıyla ulaştırma şekillerini seviyorum.

Sonra yeni eklenen yazıları kaç kişi okumuş, yorum bırakan olmuş mu, yeni tarif var mı gibi bekleyişler var. Gelen güzel yorumları okumak, onlara cevap yazmak var. Bende faydalı bir iş yapıyorum diyebilmek var. Site sayesinde benim tanıdığım ve tanımadığım birçok anneye söyleyecek sözlerim, anlatacak hikayelerim var. Aracılık etmek, ulaştırmak, okutmak, hayal ettirmek gibi amaçlarım var. Site sayesinde hayatımda her gün bir heyecan var daha ne olsun.

Canınızın yemek yapmak istemediği zamanlar oluyor mu? Böyle zamanlarda nasıl çözümler buluyorsunuz?

Olmaz mı? Hemen anneme koşuyoruz:) Ona bir saat önceden ne yemek var diye telefon açmam yeterli, onda her zaman bizim en sevdiğimiz yemeklerden bir kaçı hazır bulunur zaten. Canımın yemek yapmak istememesi annemi mutlu eder çünkü bu onlarda yemek yeme ihtimalimiz olduğu anlamına gelir. Ona göre keşke her gün o pişirse biz yesek :) Anneliğimin mimarı canım annem benim...

Sonra bu gibi zamanlarda anne oğul en sevdiğimiz birkaç restorandan birine gidiyoruz. Karşımda küçük erkeğimle yemek yemek, onunla sohbet etmek benim için bambaşka bir keyif. Dışarıda yemek yemeyi, farklı ortamlarda davranmayı, mönüden yemek seçmeyi, sipariş vermeyi ve yemeği adam gibi beklemeyi öğretmek de önemli... Yiyorum Buyuyorum’un yazarlarından, sevgili arkadaşım Nazlım Arıca’nın bir yazısında anlattığı gibi “annelik biteviye”. Her zaman ve her yerde...http://www.yiyorumbuyuyorum.com/makaleler/annelik--biteviye/makale580.html

Söyleşi için çok teşekkür ederim. Okuyan herkese sevgi, huzur ve mutluluk diliyorum Kendinize iyi bakın anneler, ayaklarınızı sıkı basın yere, çocukların sağlıklı ve kuvvetli annelere çok ama çok ihtiyaçları var...

http://yemekevi.tv/Roportajlar/Detay.aspx?ID=2795

@ZumrutOzkan twitter da takip edin