Turkish Journal - Röportaj
Ipek Karadeniz
M. Zümrüt Özkan Anjuere, Türkiye’de “anne ve çocuk” konusunda ses getiren projelere imza atan isimlerden biri. Dergi ve kitap yazarlığının dışında, sahibi olduğu siteler sayesinde her gün binlerce anneye ulaşıyor. Anjuere’nin ilk kitabı “Yiyorum Büyüyorum” altıncı baskısını yapmak üzere. Kitaba olan ilgi, annelerin çocuk beslenmesi konusunda aydınlamaya ihtiyaç duyduklarını ve bu alanda Türkiye’de büyük bir boşluk olduğunu gösteriyor. Kitabın ardından gelen www.yiyorumbuyuyorum.com ve Türkiye’nin ilk çocuk yemekleri video posdcast sitesi www.yiyoruzbuyuyoruz.biz de Anjuere’nin başarısının haklı kanıtları olsa gerek.
Anjuere, TED Ankara Koleji’nin ardından Ankara Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirmiş. Daha sonra St. Louis Maryville Üniversitesi’nde İş İdaresi üzerine yüksek lisans eğitimini tamamlamış. Eşi ile Amerika'da tanışmış. Oğlu Alex Kaan doğduktan sonra aile şirketlerindeki işini bırakıp çocuk, yemek ve yazı yazmak üzerine yoğunlaşmış.
Yazar Zümrüt Özkan Anjuere ile Turkish Journal için görüştüm.
İlham anlamında nelerle beslendiğini merak ettim…Şöyle açıkladı: “En başta oğlum…Küçücük bir çocuğun kocaman penceresinden bakıldığında hayat çok güzel. Oğlum farkında olmadan bana sevme, koruma, öğretme ve öğrenme kapasitesinin enginliğini anlatıyor. Anne olduktan sonra katmerlenen kadın kimliğimle kim olduğumu, amacımı, yapabileceklerimi daha net bilebiliyorum. Oğlum sayesinde etrafı daha az, kendimi daha çok umursuyorum; o beni zorluklar karşısında şarj edip, duruşumu dikleştiriyor. Böyle bir kaynaktan nasıl ilham alınmaz, değil mi?Annelik yazılarım böyle ortaya çıkıyor işte.
Etrafımdaki hemcinslerimin yaşadıklarını, yaşayamadıklarını, farklı kişiliklerini, mücadelelerini ve başardıklarını gözlemleyerek kadın yazılarımı kaleme alıyorum. “Herşeye rağmen yapabiliriz” odaklı yazılarımla kadına kendi gücünü bazen hüzünlendirip, bazen de güldürerek fark ettirebilmeyi hedefliyorum. Çoğu geri dönüş, “Hah tam beni anlatan bir yazı olmuş” şeklinde geliyor. Anlıyorum ki, aslında herkes benzer şeyler yaşıyor.
Yemek yazılarım ise tamamen anneannem ve annemden bana bulaşan yemek tutkumdan çıkıyor. Mutfağım benim labaratuvarım, burada olup bitenleri, ortaya neler çıktığını anlatmak büyük keyif benim için.
Anneler kitabınıza büyük bir ilgi gösteriyor. Sizce bu kitabı özel kılan ne?
Ben bu kitabın hem anne, hem de çocuğun kitabı omasını istedim. Anneler için içerikle bilgilendirici, çocuklar içinde çizimlerle eğlendirici olmasıydı amaç. Kitap ilk basıldığında gelen tepkiler, özellikle okul öncesi çocukların kitabın sayfalarını karıştırmaktan çok keyif aldığı ile ilgiliydi. Yapmak istediğim de tam buydu. Hedef kitlemi hem anne, hem de çocuk olarak belirlemem birçok hoşluklar kattı kitaba.
Peki, tarifler…
Çoğu sade ve hafif.Öyle karman çorman, sos içinde kaybolmuş yemekler yok. Dolayısıyla çocukların içerik tanımlaması yapabileceği yemekler bunlar. Sonra tariflerde; çocuk beslenmesinde yeri olmaması gereken transyağlar, şarküteri, mayonez gibi hiç bir malzemeyi kullanmayarak, miktarlara, besinlerin birbirine uyumlarına ve sağlıklı pişirme yöntemleri kullanmaya dikkat ederek ve her besin grubundan tariflere yer vererek anneleri bir anlamda uzmanlar tarafından salık verilmiş doğruları uygulamaya teşvik etmeye çalıştım.
İkinci kitabınız üzerinde çalıştığınızı duydum. “Yiyorum Büyüyorum”un devamı gibi mi olacak?
Evet; yine sağlıklı çocuk yemekleri, yine tiolar ve çizimler. Bu sefer yemek fotoğrafları da kullanacağız. Tarif elemesi yapmakta çok zorlanıyorum. Son hazırlıklar bitmek üzere.
Siteleriniz, dergi yazılarınız ve kitabınız sayesinde Türkiye’deki annelerle interaktif bir iletişim içindesiniz. Gözlemlerinize dayanarak, sizce Türkiye’deki anneler “çocuk ve yemek” konusunda ne kadar bilinçliler?
Bizim annelerimiz daha bilinçliymiş bence. Ortada yedirecek şimdiki gibi zarar ziyan alternatifler olmadığı ve çoğu ev hanımı olduğu için doğal, anne yemekleri merkezli bir besleme şekli varmış. Benim en büyük sıkıntım çocukların fast food tüketimine çok erken alıştırılmaları. Fast food restoranlarında doyurulmalarına hiç anlam veremiyorum. En büyük bilinçsizlik bence burada başlıyor. Sonra annelerin çeşitli yemekler sunmakta zayıf kaldıklarını gözlemliyorum. Seçiyor ya da bir yemeği en çok seviyor diye sınırlı sayıdaki yemekler etrafında dönüp durduklarını görüyorum. Halbuki Türk mutfağı o kadar zengin ki…
Peki, bu konuda annelere tavsiyeniz nedir?
Annelerin çocuklara çeşitliliği, özellikle sebze yemeklerini sunmakta daha teşvik edici dolayısıyla daha yaratıcı olmalarını arzu ediyorum. Bir de burada kıyamamaktan kaynaklanan bir zaman mefhumsuzluğu var. Çocuk her acıktım dediğinde, sofra açılıyor. Halbuki öğün saatlerinin fikslenmesinin açlık mekanizması dolayısıyla doğru ve yeterli beslenmede büyük etkisi var. Avrupalıların disiplinini gözlemlemiş bir kişi olarak ilk başta rigid bulduğum çoğu şeyi şimdi ben uyguluyorum. Çünkü her yaptıklarının bir sebebi var, belki bu disiplinli tarzları nedeniyle daha uzun yaşıyorlar. Yine de araştırmacı, konuya meraklı anne saysının artmakta olduğunu söyleyebilirim.
“Verdiğim tarifler arasında en beğendiğim budur” dediğiniz bir yemek var mı?
Seçmek gerçekten çok zor. Benim için Kaan hangi tarifimi daha çok severek yiyorsa en beğendiğim tarif o oluyor. Bizim evde sürekli yenilik olduğu için en sevilen de değişiklik gösteriyor. Yeni kitaptan mercimek püreli ve tavuklu tortilla dürüm bence hem lezzet hem de besleyicilik anlamında bir hit olma adayı, ilk kitaptan ise sebze suyunda peynirli makarna başarılı bir tarifti. Diğerleri süpriz olsun.
Anne olmadan önce de tariflere ve yemek yapmaya ilginiz var mıydı?
Evet hep vardı. Hergün yemek telaşı yaşanan, sık sık misafir ağırlanan bir evde büyüdüm ben. En lezzetli yemeklerin keyifle paylaşıldığı sofralar, çocukluk hatıralarımda çok belirgindir. Etrafımda mutfakta becerikli ve yaratıcı o kadar çok kadın vardı ki, yemek yapmaya meraklı olmama hiç şaşırmıyorum. Ben galiba en çok yaptıklarımı paylaşmayı seviyorum. Konu çocuklar hele kendi çocuğum olunca binlerce tarif daha oluşturabilecek kadar yetenekli hissediyorum kendimi.

Annelik size ne kattı? Anne olunca hayatınızda neler değişti?
Kesinlikle daha pozitif, mutlu ve yaratıcı bir kadın oldum. Kabiliyetlerimin farkına varıp, hayatta yapılabileceklerin sınırının olmadığını öğrendim. Manen büyüdüm. Oğlum için tek başıma bile birçok şeyin altından kalkabilir, güçlü olabilirim inancını kazandım. Annelik kadına böyle kanatlar takıyor işte. Ben kanatlandım, onunla uçuyorum; onun da kocaman kanatlarının olmasını istiyorum.
Bir insan yetiştiriyor olmak büyük bir sorumluluk. Doğru ve iyi bir insan olsun ama ruhu özgür kalsın, hayatına değer katacakları kendi seçmeyi bilsin gibi tatlı kaygılarım var. Onun iyiliği, sağlığı için araştırmacı, yapıcı, yol gösterici bir anne olma gayretim sanırım daha yıllarca devam edecek. Onun en iyi arkadaşı, sırdaşı olayım istiyorum. Anne olmadan önce de evcimen bir yapım vardı, mutfağı severdim. Anne olduktan sonra evin ve mutfağın anlamı çok daha fazla derinleşti benim için.
Bildiğim kadarıyla eşiniz Fransız. Oğlunuz Alexander Kaan iki dili öğrenerek mi büyüdü?
Bizim aile dilimiz İngilizce. Alex Kaan bu dili duyarak büyüdü. Ben İngilizce ve Türkçe, baba Fransızca ve İngilizce konuştuk. İngilizce ve Türkçeyi sorunsuz öğrendi ve iki yaşından itibaren aynı akıcılıkta konuşmaya başladı. İlkokulda Fransızca eğitim veren bir okulu seçerek bu dili de sorunsuz hayatımıza soktuk. Benim ona her gece İngilizce ve Türkçe kitapları dönüşümlü okumamın dil gelişiminde büyük etkisi oldu. Bu alışkanlığımız halen devam eder. Aileler dil konusunda da akılcı bir rutin takip edip, kitap ve CDlerden yardım alarak multilingual çocuklar yetiştirmeyi kolaylıkla başarabilirler. Çocukların hayatı için kocaman bir artı olacağı kesin.
Eminim tarifini verdiğiniz yemekleri ilk önce oğlunuz tadıyor. Peki, küçük eleştirmen sizi ne kadar yönlendiriyor?
Anne çocuk yemekleri kitabı yazmış olunca herkes Alex Kaan’ın mükemmel yemek yediğini zannediyor. Halbuki oğlumun halen çok seçici davrandığı besinler var. İşte bu yüzden ben durmadan tarif oluşturmaya devam ediyorum. Evet, çabalarım sayesinde gayet sağlıklı ve dengeli besleniyor, fast food’un tadını halen bilmiyor, birçok gereksiz malzemeden uzak bir beslenme alışkanlığı oluştu ama damak tadı çok snob ve itiraf edeyim, bu beni zorluyor. Sayesinde sebzeler şekilden şekile girip, farklı tariflerin içinde görünmez bile olabiliyorlar. Dolayısıyla beni yaratıcılık anlamında metazori bir yönlendirme içine sokmuş oluyor. İşin ilginç yanı değerlendirmeleri çok gerçekçi, mutfağa karşı da çok kabiliyetli. Yedi buçuk yaşında bir küçük erkeğin, “Hmmm, şekeri az olmuş, buna çikolata sosu daha iyi giderdi” gibi yorumlar yapması beni hem mutlu ediyor, hem de gururlandırıyor. Sert ama çok tatlı bir eleştirmen o.
Hedefleriniz… Hayalleriniz…
Hedefim, çocuk beslenmesi odaklı web sitemi konunun en iyisi bir portal haline getirmek ve bu platformda anneleri uzman yazıları ile bilgilendirip, bilinçlendirmeye devam etmek. Yanı sıra, sağlıklı çocuk yemekleri arşivini genişleterek annelere doğru ve dengeli yemek yedirebilmek için alternatiflerinin ne kadar çok olabileceğini göstererek onları mutfakta daha aktif ve yaratıcı olmaya teşvik etmek.
Kısa bir süre öncesine kadar bir gazetede köşe sahibi olup, sesimi daha geniş kitlelere duyurabilmeyi hayal ediyordum, ancak tanıdığınız yoksa medyadan, “Gel sende iyi işler yapıyorsun, buradan sesini duyur” demiyorlar. Artık mahsuru yok! Annelik ve mutfak konusunda yeni annelere ışık tutmaya mevcut kaynaklarımdan devam edebiliyor olabilmek bile yetecek bana.
Başarınızın sırrı nedir?
Başarı varsa ortada, inandıklarımın peşinden koşmakla ilgili olabilir. İnsan sevdiği şeyleri işi olarak yapınca ortaya iyi şeyler çıkarabiliyor. Çocuklar, yazmak ve pişirmek… Nasıl güzel başlıklar…Dileğim oğlumun büyüdüğünde, “Annem de güzel şeyler yapmaya çalışmış, aferin ona!” demesi. Benimle gurur duysun istiyorum, e ozaman daha çok çalışmalıyım.
Dünyada, özellikle Amerika’da, çocuk obezitesi giderek artış göstermekte. Bir anne ve yemek kitabı yazarı olarak, çocuklarımızı obeziteden korumak için neler tavsiye edersiniz?
Sanırım artık bilinçli annelerin hiçbiri “şişman çocuk daha sağlıklıdır” inanışına katılmıyor, böyle birşeyin doğru olmadığını biliyor! Çocuklara yemek servisi yaparken onların yiyebileceği kadar servis yapmak, tabağındakini bitirsin diye aşırı baskıcı davranmamaya, onların doyma noktasına saygı göstermeye, niteliktense niceliğe önem vermeye dikkat etsin anneler!
Sabah kahvaltısından ödün vermeyip, öğün asla atlamasınlar. Böylece çocuğun yemek saatlerinde acıkıp, sofrada yeteri kadar yemesini destekleyerek yemek aralarındaki abur cubur tüketiminin önüne geçmiş olacaklar. Ara öğünlerde meyve ve çiğ tüketilebilecek sebzeler versinler.
Çocuk besenmesinde asla yeri olmaması gereken fast food ve gazlı içecek içecekler için ne yazsam az. Artık her anne bunların zararları içinde kilo bindirmesinin de olduğunu biliyor. Hazır meyve suları da dahil olmak üzere şeker, yağ yüklü hiçbir yiyecek ve içeceğe çocukların çılgınlar gibi alışıp sevmesine fırsat verilmemesi gerektiğini de düşünüyorum. Bu konuda kontrollü tüketimi anne babalar kontrollü satın almayla sağlayabilirler ancak.“Aman yer yer bıkar” gibi rahat bir bakış açısına sahip olmasınlar. Anne bir zahmet evde limonatasını da yapacak portakal suyunu da sıkacak. Marketten hazır atıştırmalıklar yerine yağı, şekeri kontrollü kekler, cookiler pişirilecek ki çocuk katkılı, boyalı, yağlı, tuzlu besinimsi şeylerdense halis mulis anne mamüllerine alışsın. Sonra çocuk hem doysun, hem sevinsin diye sofraya sıklıkla makarna, pilav, mantı getirmesinler, çocukların sağlıkla büyümeleri için tüm besin gruplarından tüketmeleri gerektiğini unutmasınlar.
Son olarak anneler yağ seçimlerine çok dikkat edip, miktarlarını sınırlı kullansınlar. Pişirme yöntemi olarak da ocak üstü ve fırın yemeklerini tercih etsinler. Bol soslu, ağır, karmaşık yemekler değil sade yemekler yapmaya çaba göstersinler. Unutmamak lazım çocuklar evde ne görürlerse onu uyguluyor, neye alıştırılırlarsa öyle devam ediyorlar!
Bir süre burada yaşadığınızı biliyoruz. Amerika’da yaşam nasıldı?
Çevre edinmekle ilgili bir sorunum olmadığı için adaptasyon benim için çok çabuk olmuştu. Amerika’da ilk dikkatimi çeken şey kampüste tanıdık tanımadık herkesin yanyana geçerken birbirine “Hi” demesiydi. O gün bugün bende göz kontağı kurduğum herkesle selamlaşmaktan çekinmem. Sonra orada Türkiye’dekinin tersine muhtelif konularda fazla yardım alamayacağımı anladığımda, herşeyi kendi çabamla yapmam gerektiğini anlamış ve gerçekten de bir başıma olabilmeye alışmıştım. Bugünkü özgüvenimin büyük bir bölümü Amerika kaynaklıdır.
Oradayken anlamıştım ki, Türk ebeveynler aşırı korumacı ve ülkemizdeki ailenin duygusal baskılarının abartılı boyutlarda olması çocuklarda bağımlı olma sendromlarına kadar gidebiliyor. Kısaca Amerika da yaşam keyifliydi benim için, belki geçici bir süre orada bulunuyor olmamın rahatlığı, dönecek olmamın güvencesini vardı üzerimde. Yine de orada kısa süreli de olsa yaşamakla “yapabilirim” hissine daha çok vakıf oldum.Bir de eğitimim süresince araştırma ve sunum yapmayı öğrenip, sevdim. Bakın bugün işim için ikisine de çok ihtiyaç duyuyorum. Umarım buradaki eğitim sistemi de birgün ezbercilikten çıkarak proje hazırlamalar üzerine kurulur.
Orada insan ilişkileri medeni olduğu kadar mesafeliydi, buradaki gibi herkes birbirinin hayatının orta yerine konumlanma çabasında değildi. Oradaki arkadaşlıkların dostluğa dönüşmesi daha zor tabi. Çat kapı “kahveye geldim” diyen komşulukları,“birşeye ihtiyacın var mı?” diye soran arkadaşlarımı ve tabi ailemi çok özlediğimi hatırlıyorum. Atlantik geçme ve bir dolu aktarma olmasa daha sık gider gelirdik eminim.
İki ülkenin yemeklerini kıyaslamanızı istesem…
Konuşma dersinde Amerikalı bir hocamız da bizlerden kendi yemeklerimizle Amerikan yemeklerini karşılaştıran bir kompoziyon istemiş, ben de, “Hangi Amerikan yemekleri?” diye sormuştum. Tepkisi çok alıngan olup, dakikasına beş on tane yemek saymıştı. O tepkiden anlamıştım ki, herkese kendi ülkesinin yemekleri en lezzetli geliyor.
Bana kalırsa Türk mutfağı çeşit zenginliği ve lezzet açısından mükemmel dengelere sahip çok özel bir mutfak, çünkü içinde farklı kültürlerin etkileşimleri ve bunların muhteşem kombinasyonlarını barındırıyor. Evet, belki biraz daha zaman ve emek gerektiriyor ama sonuç olarak harika tariflerimizi bırakın Amerikan yemekleri ile diğer başka hiçbir ülke ile kıyaslayamıyorum. Tek sorun bence kullanılan yağ çeşidinin seçimi ve miktarları ile alakalı olabilir.
Amerika’da “çocuk ve yemek” denince aklıma Jennifer Seinfeld geliyor. “Deceptively Delicious” adlı kitabını okudunuz mu?
Evet, kitabı Amazondan getittirdim.Sayfalarını karıştırırken “Hiii, ben bunu nasıl düşünemedim” dediğim hiçbir tarif olmadı. Hemen hepsi benim zaten bildiğim, ve daha sağlıklı yapabilmek adına biraz değiştirerek uyguladığım yemekler. Ancak ben çocuk yemeklerinde minimum kızartma, minimum şarküteri sıfır mayonez ve maksimum sebzeli sağlıklı çeşitlilik tercih ettiğim için kitaptan çok etkilendiğimi söyleyemeyeceğim. Kitabın içinde “Woow super fikirmiş” dedirtecek farklı tarifler görmeyi ümid ederdim. Ben çocuklar için tencere yemeklerini tercih ediyorum. Yine de mutfak konusunda tecrübesiz anneler için, basic tarif daarcığını oluşturmak için iyi bir kaynak.
Alanınızla alakalı, Amerika’dan da takip ettiğiniz bir çok dergi, kitap ve site vardır diye düşünüyorum. Beğendiklerinizden örnek verebilir misiniz?
Martha Stewart’ın sitesini rutin olarak takip ederim. İçerik ve tasarım olarak “Yiyorum Büyüyorum” için hayal ettiğim gibi bir site.Epicurious.com, allfood.com, kidshealth.com, annabelkarmel.com yine ara ara ziyaret ettiğim sitelerden. Amerikadan olmasa da BBC Good Food dergisini her ay alırım, sitelerine de ara sıra giriyorum. Jamie Olivier’ın pratikliğini, Nigella’nın az malzeme ile lezzetli sunumunu çok beğeniyorum.Bunun dışında evimde birçok yabancı kaynak var tabi.
Son olarak, Amerika’da yaşayan Türk annelere söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Bir Türk için vatanından, sevdiklerinden uzak yaşamak zor. Bizler toprağına, ailesine, kültürüne gönülden bağlı insanlarız. Amerikadaki Türk annelerinin çocuklarını adet ve anenelerimize uygun, ama içindeki bulundukları topluma uyumlu yetiştirebilmek için çok çaba sarf ettiklerini biliyorum. Bizleri oralarda en iyi şekilde temsil eden ve Amerika'da başı dik Türk neslini yetiştiren annelerin hepsini elim kalbimde selamlıyor ve onlarla gurur duyduğumun altını çizmek istiyorum.
Çocuk yemekleri tariflerine ilgi duyan tüm okuyucularınızı Yiyorum Büyüyorum’un facebook grubuna, web sitesine ve yiyoruzbuyuyoruz.biz adlı video siteme bekliyorum. Başkentten sevgi ve saygılarımla…