Yiyorum Büyüyorum Kitap Sayfası

Ayda Bir - Bir Annenin Mutfağı: Zümrüt Özkan Anjuere

Ayda Bir’in Mayıs sayısında ” Yiyorum Büyüyorum” kitabının yazarı ve www. yiyorumbuyuyorum.com sitesinin yöneticisi Zümrüt Özkan Anjuere‘yi konuk ettik. Söyleşi için buluşmadan önce internette kısa bir araştırma yapmak istedim. Sitesindeki yazılarını doğal ve içten buldum… Kendisinin Ankara Üniversitesi Gazetecilik ve Hakla İlişkiler mezunu olduğunu okuduğum zaman iletişimimizin kolay olacağını düşündüm. Söyleşi yapacağımız gün Aydeniz Grubu ofisimize geldiğinde, tahmin ettiğim gibi sıcak, samimi ve içten bir hanımla karşılaştım. Çocuk kulübümüzün etkinliğinde çekilmiş fotoğrafları gösterirken, servis tabağındaki makarnayı kitabındaki tariflerinden seçtiğimizi duyunca mutlu oldu. Kendisini oğluna adamış, eğitimli, insani değerlere ve manevi duygulara sahip, iyi bir anne olan Zümrüt Hanım’la yaptığımız söyleşi çok keyifliydi…

Günümüzde medyada, yazılan kitaplarda, filmlerde 70 ‘li yıllar gündemde. Sizin de internette yayınlanmış “70’lerde çocuk olmak” isimli bir köşe yazınız var. Çocukluğunuzu anlatır mısınız?
Geriye döndüğümde hakikaten mutlu ve huzurlu bir çocukluk görüyorum. Çocukluğumu düşünmek bana aile değerlerinin önemini hatırlatıyor. Aile sıcaklığının yaşandığı, sevginin her şeyden çok hissedildiği bir çocukluk yaşadım. Çok çalışan, çok seyahat eden ama eve koşa koşa dönen bir baba, kendini çocuklarına adamış bir anne ve benimle çok ilgili harika iki abla var çocukluğumun içinde. Bu yaşanmışlıkların benim ebeveynliğimin üzerindeki etkisi tartışılmaz. Annem çok misafirperverdi, onu anneannemle hep yemek yaparken hatırlıyorum. Bakın bugün bende aynı durumdayım, ne güzel ... Babanın, annenin, kardeşlerin, anneanne ve babaannenin birlikte olduğu kalabalık ve keyif dolu sofralarımız vardı. Bugün benim de oğluma sofra hazırlarken özenmemin arkasında yatan sebep ona aile sofrasının ayrıcalığını hissettirmek istememdendir. Benim için sofrada sadece yemek yenmez, aile maneviyatı ve huzur da paylaşılır. Aile birliğine güven duyulur, o birlik sevilir, benimsenir. Bunlar çocuk için o kadar önemli ki.. Umarım oğlum da bu paylaşımı kendi ailesine, dostlarına yaşatmak isteyecektir, çünkü bu gerçekten çok önemli bir gelenek...

Geleneklerimizi oğlunuza tanıtmak mı istiyorsunuz?
Çok istiyorum hem de. Bir kere Türk olmayı çok seviyorum. Yabancı bir kültürün içine girdiğinizde, yabancı biriyle evlendiğinizde, yabancılarla iş yaptığınızda bu duyguyu daha bir coşkuyla yaşıyor insan. Türkler olarak bizim çocuklarımıza olan sevgimiz gerçekten tutku halinde. Aile kültürümüzde sevgi ve paylaşım var. Bu maneviyat çocuklarımıza bırakacağımız en önemli miras olmalı diye düşünüyorum.

“Torun baldan tatlı” diyen bir toplumda yaşıyoruz. Siz torununuz için beslenme konusunda neler planlıyorsunuz.
Hayatımda hiç bu kadar uzun vadeli soru duymamıştım. Çok enteresan oldu benim için. Gözümün önüne annemin Kaan’a daha çok yedirip, içirebilmek için yaptığı ısrarlı çabaları geliyor ve Kaan’ın bu çabaları nasıl görmezden geldiği... Çocukların iyiliği için bile olsa fazla ısrarlı davranmanın tersi davranışlara yol açabileceğini gördüğüm için, tecrübeyle sabit olarak kendi torunuma daha farklı yaklaşırım sanırım. Kaan “hayır” diyerek tepkisini dile getiriyor, şimdiki çocuklar farklı, daha kararlı diyelim...Torunuma da Kaan’a yaptığım meyveli muhallebilerden yaparım herhalde ☺

Günümüzde dondurulmuş gıdalara rağbet var, gelecek neslin vazgeçilmezi olur mu?
Dondurulmuş gıdanın gelecek neslin vazgeçilmezi olur bence. Ben bunu yine kadına bağlayacağım. Kadınlar artık ekonomik yönden bağımsızlar ve birey olarak etkinlikleri artıyor. Yaşam tarzları değiştikçe kadının vakti daha da az olacak. Sizin gibi firmalar donmuş gıdaların kalitesini, pratikliğini daha çok dile getirirse, mutfağa zaman ayırmakta zorlanan çalışan kadınlar şüphesiz daha çok tercih edeceklerdir. İsveçli bir anne buzluktan donmuş gıdasını alıp akşam yemeği hazırlamakta tereddüt etmezken, Türk anne üstlendiği “anne ve kadın kimliğine” bunu yakıştıramaz. Bence bunlar zamanla aşılacaktır. Akıllı, temiz ve becerikli olan Türk kadını dondurulmuş gıdayı tanıdıkça benimseyecek ve daha sık kullanmaya başlayacaktır. Onun için tanıtım, tanıtım daha çok  tanıtım diyorum ben!



Annelerin çocuklarının beslenme alışkanlığına etkileri hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Anneler çocuklarına çok çeşitli yemekler pişirsinler ki, çocuklar küçük yaşta farklı yemekleri tanıyıp, tatma fırsatını bulsunlar. Her şeyi kabul edip sevmeyeceklerdir ama önemli olan anne tarafından doğru zamanlı sunumların yapılması. Maalesef çoğu evde çocuklar sevmiyor diye az çeşit yemek pişiyor, halbuki ne kadar zengin bir mutfak kültürümüz var... Çocuklarımız çok akıllı; anneler çocukların anlama, algılama kapasitelerine güvenerek onlara besinlerin faydaları konusunda sıkıcı olmayan konuşmalar yapsınlar, inanın akıllarında tutup bir gün hiç yemedikleri bir yemeği denemeye karar veriyorlar. Ve olumlu örnekleme! Önce kendileri sağlıklı beslenip çocuklarına iyi örnek olsunlar. Çocuklarla birlikte mutfakta zaman geçirip, onları yemek pişirme aşamalarına dahil etmeyi de ihmal etmemelerini öneriyorum. Bu tür faaliyetler çocukların üretken olmalarını, kendilerine güvenmelerini ve yemeğe karşı sempati duymalarını sağlıyor. Anneler çocuklarının beden ve beyin gelişimlerinin en önemli sorumlularıdır bence. Bunun için beslenme söz konusu olduğunda mevsime uygun çeşitlilik esasını göz ardı etmemeleri şart. Konuyu gerçekten önemsemek gerek.


Hamile hanımlar için balık ne kadar önemli? Dondurulmuş balık için neler söyleyebilirsiniz.
Omega 3 yağ asitlerinin vücut tarafından üretilmeyip dışardan alınması gerektiğini hamileyken biliyordum. Balıkta bulunan Omega 3 ‘ün beyin gelişimi için ne kadar önemli olduğunu yapılan araştırmalar gösteriyor. Ama bu tür bilgiler medyada yeterince yer almadığı için ülkemizde hamile bayanlar ancak süt çoğalsın odaklı besleniyor. Ben hamileliğim boyunca hem bebeğimin, hem de kendimin sağlığı için balık ve taze meyve tüketmeye çok özen göstermiştim. Ancak denizler her geçen gün daha çok kirleniyor ve artık hepimiz yediğimiz balıktaki civa oranını düşünüyoruz. Bu nedenle, gerekli analizleri yaparak üretim gerçekleştirdiğini bildiğim, güvendiğim bir dondurulmuş gıda firmasının balıklarını tüketmek benim için daha mantıklı. Ayfrost’un kaliteli, doğal ürünleri de bu anlamda güvenle tüketilebilir kanaatindeyim. Satın aldığım donmuş gıdanın katkı maddesi içermiyor olduğunu bilmek bilinçli tüketici olarak beni bu çeşitlerden daha çok kullanmaya teşvik edecektir. Balık içinse bu konu gün geçtikçe daha da önem kazanacaktır.

Uzun yıllar yurt dışında yaşadınız annenizin yemeklerini özlediniz mi? En çok özlediğiniz yemek hangisiydi?
Özlemez miyim! Yaprak sarması en çok özlediğim yemeğiydi. Bu özlem beni sarmayı deneme konusunda teşvik etmiştir. Telefonda tarifini alıp, Amerika’da ilk denediğim günü unutamam. Kavanozda satılan Yunan yapraklarını kullanarak yaptığım etli yaprak sarmam çok güzel olmuş, yemeği oradaki yabancı dostlarımla paylaşmıştım. Yemek serüvenimde kendime güvenmemi sağlayan önemli bir denemedir yaprak sarması ☺

Dünyada dondurulmuş gıda beslenme alışkanlarını etkilemekte. Ayfrost çalışanları olarak yaptığımız araştırmalara göre doktorlar ve diyetisyenler hastalarına dondurulmuş gıda tavsiye ediyorlar. Titiz ve bilinçli bir anne olarak bu konu hakkında düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Son teknoloji ile donanmış bir tesisten çıkan donmuş gıdanın neden sağlıklı olduğunu biliyorum. Tarladan taze taze toplanmış meyve ve sebzelerin o tesise nasıl yetiştirildiğini, orada ne kadar titiz işlemlerden geçirilip, ondan sonra en olması gereken şekilde, şoklanarak dondurulduğunu da biliyorum. Keza o besinleri evde pişirdiğimizde tazesi kadar faydalı olduğunu da... Evlerimizdeki dondurma sistemleri profesyonel sitemlerle mukayese edilemez. Bu zamanda pazarlarda satılan besinlerin bile doğallığından şüphe ederken anneler olarak bir kaynağa güven duyma ihtiyacı içindeyiz. Ama şu mesajında altını birkaç kere çizmek lazım… Donmuş gıdadan maksimum fayda sağlayabilmek için satın alma sonrası saklanması, çözdürülmesi, pişirilmesi gibi detayların bilinmesi gerekiyor. Kısaca dondurulmuş gıdadan maksimum fayda sağlayabilmek için bilinçli kullanım şart.  Bir anne olarak ben mevsiminde toplanan doğal ürünlerin özenle dondurulmuş hallerini çekinmeden kullanırım. Ama bu sektör kendini daha çok tanıtmalı, avantajlarını daha çok anlatmalı ...

Bir röportajınızda “Çocuklarımızın sağlığına yapılabilecek en güzel yatırımın beslenme olduğunu unutmayalım ve onların yediğini önemseyelim” demişsiniz. Türkiye’de çocuklarımız için neler yapılabilir? Neleri değiştirebiliriz?
Muhteşem bir mutfak kültürümüz, yüzlerce çeşit yemeğimiz var. Maalesef böyle bir şansa sahipken dışardaki hızlı yemek kültürü gün geçtikçe çocukları daha çok pençesine alıyor, anne babalar da bunda bir mahsur görmüyor. Şunu çok net söylemek lazım, hiçbir hazır yemek evde annenin yaptığı tencere yemeği kadar sağlıklı olamaz. Anneler mümkün mertebe kendi yaptıkları yemekleri yedirmeli çocuklara. Anne yemeklerinin tadı çocukların damaklarında kalsın ki dışarıdaki fast food tipi beslenme alışkanlığını edinmesinler, bunun zararlı olduğunu bilsinler ve yememe kararını verebilsinler. Bunun dışında yağ çeşidi ve kullanım miktarına dikkat edilmeli. Anneler bu konuda biraz daha seçici davransınlar. Poğaça daha iyi kabarıyor diye x yağdan kullanmama bilincinde olmaları bunun içinde daha çok araştırma yapmaları gerekiyor. Gazlı içecekler ve mevsim dışı meyve ve sebzeleri tükettirmemek de annelerin kontrolünde. Sağlıklı seçenekler, birbirine uyumlu besin kombinasyonları ve sade sunumlarla bu yatırımı yaparak kaliteli bir damak zevki oluşturmak gerek, bu kadar basit!

Yiyorum Büyüyorum kitabınıza yoğun talep olduğunu biliyoruz. Beşinci baskısı yapılmış. İkinci kitabınız okurları ile ne zaman buluşacak. Anneler hangi sorularına cevap bulacaklar.
Evet Yiyorum Büyüyorum’a anne babaların gösterdikleri ilgi beni ikinci bir kitabı kaleme alma konusunda teşvik etti. Uzun zamandan beri Yiyorum Büyüyorum II üzerinde çalışıyorum. Fotoğraf sanatçısı dostum Aytül Keskin’le evimde yüzden fazla tarifin çekimini gerçekleştirdik. Gün geldi bir yemek fotoğrafı için saatler harcadık. Kitapta fotoğraflar dışında kompoziyonlu illüstrasyonlar da olacak. Hepsini kendim tasarlayıp, çizdim. Her bir çizimde çocuklara aile, doğa ve hayvan sevgisi konusunda mesajlar vermeye çalıştım. Çizdiğim karakterlerin suratlarını özellikle boş bıraktım. Bunları çocukların tamamlamasını istedim. Kitap onların eklemeleri ile tamamlanacak , büyüdüklerinde de onlara güzel hatıralar bırakacak. Annenin tarifleri okuduğu, çocuğun çizimlere bakıp, onları tamamladığı bu kitap anne ve çocuğu tarafından “Bizim kitabımız” denmeyi hak etsin, en büyük dileğim bu.

 

Ayfrost Çocuk Kulübü kısa süre önce faaliyetlerine başladı… Oğlunuz Kaan’ın da kulübe üye olmasını isteriz, ne dersiniz? Kulüp üyesi çocuklarımızın annelerine, babalarına tecrübelerinize dayanarak mesajınız var mı?
İsteriz tabii, hatta gelip Kaan’la yemek yaparız ☺ Alex Kaan mutfakta çok başarılı, onunla gurur duyuyor, yemek yapmaya karşı ilgi duymasını sağladığım içinde kendime aferim Zümrüt diyorum ☺ Yemek yapabilen bir arkadaş görmek eminin diğer çocuklar için de motive edici olacaktır.
Gözümüzü açıp kapatacağız ve bir de bakacağız onlar artık çocuk değil...Evet zaman çok hızlı geçiyor, o zaman onlara harika bir çocukluk hediye etmek için elimizden geleni yapalım. Sanırım bunun en önemli iki anahtarı sevgi ve ilgi ... Hayatta bir çok şey sevgiyle mümkün oluyor, bir çok zorluk sevgiyle aşılabiliyor. Çocukları büyütürken hem sevgi dolu hem de bilinçli çabalar içine girelim. Anne babalara naçizane tavsiyem; beslenmenin çocuk sağlığındaki önemini hiçbir zaman küçümsemesinler ve bunun için baskıcı olmayan ciddi bir çaba içerisine girsinler.

Size göre Ayfrost kutusu nasıl bir çağrışım yapıyor?
Çok net! Kutunun üzerindeki imaj yıkanmış, temiz, güvenilir ürün çağrışımı yapıyor. Kesinlikle öncelik ürüne verilmiş. Logo’da hem renk, hem tasarım olarak bana çevre dostu bir intiba bırakıyor. Birçok olumlu mesaj taşıyan sade bir ambalaj...

Ayda Bir bültenimiz için, zaman ayırdığınız, Ayfrost ailesine konuk olduğunuz ve çok değerli tecrübelerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim.
Davetiniz ve misafirperverliğiniz için ben çok teşekkür ederim. Hayat herkese güzel şeyler getirsin.

Ne Neyi çağrıştırıyor?
Zümrüt Hanım’a bazı kelimelerin ne çağrıştırdığını sorduk. İşte sözcükler ve Zümrüt Hanım’a çağrıştırdıkları:
Beslenme: Vazgeçilmezim
Doğallık: Tarzım ve felsefem
Çocuk: En büyük aşkım oğlum
Sağlık: İsim annesi olduğum “Yiyorum Büyüyorum” projesinde  sık kullandığım bir kelime…
 

Ayda Bir - Mayıs 2011


SÖYLEŞİ
20 Nisan 2011

AYFROST

@ZumrutOzkan twitter da takip edin